Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyonu Üyesi Didem Dinç şu ifadeleri kullandı;

“2009 yılından beri 4 Mart, Dünya Cinsel İstismarla Mücadele Günü olarak anılmakta ve tüm dünyada cinsel istismarla mücadele konusunda farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır. Bu karar bizlere göstermiştir ki çocuk istismarı evrensel bir sorun haline gelmekte ve gün geçtikçe daha vahim tablolar karşımıza çıkmaktadır. Bugün, 4 Mart Dünya Cinsel İstismarla Mücadele Günü’nde, Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyonu olarak bir kez daha açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki çocuğa yönelik cinsel istismar, insanlığa karşı işlenen en ağır suçlardan birisidir ve asla tolere edilemez.

Çocuklar, korunması gereken en temel haklara sahip bireylerdir. Yaşam hakkı, bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı, güvenli bir ortamda büyüme hakkı ve üstün yararlarının korunması, hem ulusal hukukumuzun hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin açık yükümlülüğüdür. Bu açık anayasal ve uluslararası yükümlülüklere rağmen çocukların istismara maruz kalması, koruyucu ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesinin ve etkin uygulanmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bir kısmı basına yansıdığı ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdığından dolayı bildiğimiz 2023 yılında Zonguldak’ta cinsel istismara uğrayan ve hayatını kaybeden 2 yaşındaki Nisanur bebek, 2024 yılında Tekirdağ’da cinsel istismara uğrayan ve hayatını kaybeden 2 yaşındaki Sıla Yeniçeri ve İstanbul’da cinsel istismara uğrayan ve hayatını kaybeden 6 yaşındaki Şirin Elmas Hanılcı. Her geçen gün çocukların cinsel istismar mağduru olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalmak, toplum olarak hepimizin sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Adalet istatistikleri resmi verilerine göre 2024 yılında 14.179 çocuk cinsel istismarı vakasına ilişkin kovuşturma dosyası açılmıştır. Geçen yıldan devir eden ve bozularak gelen dosyalarla birlikte 2024 yılında toplam 31.592 çocuk cinsel istismarı vakası dosyası olduğu görülmektedir. İlimizde ise 2025-2026 yıllarında en az 116 çocuk cinsel istismarı vakasına ilişkin kovuşturma dosyası açılmıştır. Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel istismar, ne yazık ki istatistiklere de yansıyan ağır bir toplumsal sorundur.

Bilinmelidir ki cinsel istismar suçları, doğası gereği çoğu zaman gizli kalmakta, mağdur çocuklar korku, baskı, tehdit veya utanç nedeniyle yaşadıklarını dile getirememektedirler. Bu nedenle açıklanan sayılar, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Gerçek sayının, resmi rakamların çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Her bir sayı, istatistikten ibaret değil; korunamayan bir çocuğun hayatına, ihlal edilen bir geleceğe ve toplum olarak yerine getiremediğimiz sorumluluğa işaret etmektedir.

Cinsel istismar, yalnızca çocuğun bedenine değil; ruhuna, güven duygusuna ve geleceğine yönelmiş ağır bir saldırıdır. Bu suçun etkileri, mağdur çocukların yaşamları boyunca devam edebilecek derin travmalara neden olmaktadır. Bu nedenle mücadele, yalnızca cezalandırma ile sınırlı kalmamalı; önleme, koruma, erken tespit ve etkin destek mekanizmalarını da içermelidir.

Aynı zamanda bu mücadele yalnızca adli makamların değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sağlık çalışanlarının, sivil toplumun ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Sessizlik, istismarı güçlendirir. Görmek, fark etmek ve bildirmek ise çocukları korur. Bu noktada çocukların içinde bulunduğu durumun fark edilip adli makamlara yönlendirilmesi hususu çok önemlidir. Bahsi geçen konuda özellikle okul rehberlik servislerinin rolü büyük olmakla birlikte TCK madde 279’a göre kamu görevlilerinin suçu bildirme yükümlülüğünün olduğu kanunlarca belirtilmiştir. Yetişkinlerin durumu bildirmesi bir çocuğun hayatının değişmesini sağlayabilir. Bu sebeple ufacık bir şüphe bile varsa peşine düşülmeli, ilgili yerlere bildirilmelidir.

Buradan bir kez daha vurguluyoruz ki;
Çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında cezasızlık algısına neden olabilecek hiçbir uygulama kabul edilemez. Etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi, failin hak ettiği cezayı alması ve çocuğun ikincil travmaya maruz bırakılmadan korunması, devletin en temel yükümlülüklerindendir.

Adli süreçlerde çocuğun üstün yararı esas alınmalı, çocuk dostu adalet sistemi etkin şekilde uygulanmalı ve çocukların defalarca ifade vermek zorunda bırakıldığı, travmayı derinleştiren uygulamalara son verilmelidir. Çocukların cinsel istismarına yönelik ihtisas mahkemeleri kurulmalıdır. Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyonu olarak çocuk cinsel istismar dosyalarına mağdur çocukların haklarını savunmak amacıyla davaya katılma talebi sunmaktayız ancak katılma taleplerimiz Ağır Ceza Mahkemelerince reddedilmektedir. Avukatlık Kanunu hükümleri gereğince avukatlara ve avukatların meslek örgütü olan Barolara, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının korunması ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması konusunda sorumluluk yüklediği açıktır. CMK madde 237 dar anlamda yorumlanmamalıdır. Bu bağlamda kanunda büyük bir eksiklik bulunduğu kanaatindeyiz. Katılma hakkı sadece şahsi haklara kavuşmaya hizmet eden bir kurum değildir. Katılmada amaçlanan; adaletin gerçekleşmesi, maddi gerçeğin bulunması, suçlunun cezalandırılmasında etkin rol oynama, iddia makamının güçlendirilmesi, kişisel hakların tazmin edilmesinin ve öç alma duygusunun önüne geçilmesinin sağlanmasıdır.

Her çocuğun güvenle büyüdüğü, korkmadan yaşadığı bir toplum mümkün ve zorunludur. Bunun için koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi, farkındalık çalışmalarının artırılması ve çocukların her koşulda korunması gerekmektedir.

Çocukların susmadığı, bizim de susmayacağımız bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki çocuk susarsa, adalet susmamalıdır. Çünkü bir çocuğun korunması, insanlığın korunmasıdır. Bir çocuğun bile istismara uğradığı bir dünyada, hiç kimse gerçekten güvende değildir. Bunun için sessiz kalmayacağız, görmezden gelmeyeceğiz ve çocuklarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Çocukların üstün yararını korumak, yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur. Çocuklar için, adalet için, gelecek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Çocukların korunması bir tercih değil, bir yükümlülüktür. Hiçbir çocuk yalnız değildir. Hiçbir istismar gizli kalmamalıdır. Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyonu olarak; çocukların üstün yararını korumaya ve savunmaya, hak ihlallerine karşı mücadele etmeye ve her çocuğun güven içinde yaşadığı bir gelecek için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”