Odunpazarı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Cenk Sungur şu ifadeleri kullandı;
"Adalet ve Kalkınma Partililer, son toplantıda ısrarla “CHP’li belediyeleri konuşalım” dediler. Ben de bugün CHP’li belediyeleri ve oynanan tiyatroyu konuşacağım.
31 Mart 2024’te gerçekleşen yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi, yüzde 38’e yakın oy alarak Türkiye’nin birinci partisi oldu. Bunun ardından, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonlar başlatıldı. Zaten AKP Genel Başkanı Erdoğan, her yerel seçim öncesinde bunun işaretlerini veren konuşmalar yapıyordu. “Başarılı olurlarsa çalıştırmayız, kazanırlarsa topal ördek olurlar, silkeleriz, hizmet verdirmeyiz” diyordu. Söylediklerini de yaptı; CHP’li adaylar belediyelerin büyük çoğunluğunu kazanınca sözlerini eyleme dönüştürdü.
Tüm Türkiye bu operasyonların asıl nedeninin CHP’nin birinci parti olması ve iktidara her zamankinden daha yakın bir konuma gelmesi olduğunu biliyor ve görüyor.
Ancak biz bunları dile getirdiğimizde AKP’liler ne diyor? Özellikle Adalet Bakanı’nın defalarca söylediği gibi, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, suçlular yargılanır, yargı bağımsızdır” diyorlar. Bu sözleri defalarca bu Meclis’te AKP sıralarından duyduk. Hatta örnek de verdiler: “Bizim belediyelerimize de soruşturma izni veriliyor, hatta bizden tutuklu belediye başkanı bile var” dediler.
Peki, AKP’nin sürekli örnek gösterdiği o tek tutuklu belediye başkanına ne oldu, biraz ona bakalım.
İktidar partisinin “bizde de tutuklu başkan var” diyerek bir hukuk oyunu sergilemesi ne kadar sürdü biliyor musunuz? Sadece dört ay. Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur, 23 Eylül 2025’te tutuklandı. İki ay içinde jet hızıyla iddianamesi hazırlandı, yargılama alelacele başlatıldı ve tutuklandıktan sadece dört ay sonra, ilk duruşmada kendisiyle birlikte tutuklanan üç kişiyle beraber adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Bakın, hukuk nasıl hızlı, pratik ve hakkaniyetli işliyor.
Peki, bizim belediye başkanlarımıza aynı hukuk nasıl davranıyor, ona da bakalım.
Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün tam sekiz aydır tutuklu ve hâlâ iddianamesi yok.
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, 3 Haziran 2025’te tutuklandı. Sekiz aydır cezaevinde ve onun da hakkında hazırlanmış bir iddianame bulunmuyor.
Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı altı buçuk aydır tutuklu. İddianame var mı? Hayır, onda da yok.
Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” davasından sekiz aydır tutuklu. Suç örgütünün adı belli ama isminden de anlaşılacağı üzere örgütün lideri olan ve 700 yıla varan cezalarla yargılanan Aziz İhsan Aktaş neredeyse elini kolunu sallayarak geziyor, üstelik devlet koruması altında.
Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney ise altı aydır “suç örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklu. İnan Güney’in hangi suç örgütüyle, hangi suçla, nasıl ilişkilendirildiğini kendisi bile bilmiyor. Ne suç belli, ne örgüt belli, ne de isnat edilen fiil.
Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu’nun tutukluluğu dört buçuk aya ulaştı. Onun da iddianamesi hâlâ yok.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutukluluğu bir yılı geçti. İddianamesini ancak onuncu ayda görebildik.
Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, on bir aydır tutuklu olarak “Kent Uzlaşısı” davasından yargılanıyor. Bu davanın iddianamesi açıklandı. Peki içinde kim yok? Resul Emrah Şahan yok.
Gerçekten acı bir komedinin içindeyiz.
Devam edelim.
Ciddi sağlık sorunları bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, on bir aydır tutuklu. Sayın Çalık’a açıkça zulmediliyor.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek de ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen yedi aydır tutuklu.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar, Adana’dan yüzlerce kilometre uzakta, Silivri Cezaevi’nde aylardır tutuluyor.
Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar’ın tutuklulukları dokuz ayı buldu.
Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, altı ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Sadece bir gün özgür kaldı ve yeniden tutuklandı. Toplamda on bir aydır cezaevinde.
Ve son olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin korkulu rüyası, Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu on bir aydır tutuklu. Kendisine yönelik iddianame ancak yedi buçuk ay sonra yazılabildi. Azami yargılama süresi 4.600 gün, yani neredeyse on üç yıl olarak öngörülüyor.
Peki, tüm bunlar neden Ekrem İmamoğlu’na yapılıyor?
Çünkü Ekrem İmamoğlu, 2019’da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en ağır toplarından, ülkenin son başbakanı Binali Yıldırım’ı iki kez üst üste ve son olarak 800 bin oy farkla yendi.
Çünkü aynı Ekrem İmamoğlu, 2024’te Recep Tayyip Erdoğan’ın en güvendiği isimlerden biri olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u bir milyon oy farkla mağlup etti.
Beylikdüzü’nde iki kez kazandı, Binali Yıldırım’ı yendi, ardından Murat Kurum’u yendi. Yetmedi; 16 milyon vatandaşın imzasıyla Cumhurbaşkanı adayı oldu. Sıra kime geldi? Erdoğan’a geldi. İşte tam orada “Dur” dediler. “Herkesi yendin ama Erdoğan’ı yenmene izin vermeyiz. Biz muhalefetsiz bir Türkiye istiyoruz. Bu koltuğa yapıştık, kalkmayız. Seni hapiste çürütür, diplomanı da elinden alır, saf dışı ederiz” dediler.
İşte AKP’lilerin sürekli bahsettiği hukuk düzeni ve bağımsız yargı tam olarak budur, sayın başkanım.
Ancak her zaman olduğu gibi bugün de yeniden ve kararlılıkla söylüyoruz: Ekrem İmamoğlu’nu unutturmanıza izin vermeyeceğiz. Türkiye’yi uçuruma sürükleyen bu azınlık iktidarının muhalefetsiz Türkiye hayaline karşı demokrasi ve cumhuriyet mücadelesini sürdüreceğiz. Yapılacak ilk seçimde halkımız, iradesine kurulan bu kumpasa sandıkta en net cevabı verecektir. Bu zulüm düzeni değişecek; adalet ve özgürlük kazanacak.
Yani biz kazanacağız."