Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, Beylikova’da yürütülmesi planlanan maden çalışmaları ve bölgede alınan acele kamulaştırma kararına ilişkin açıklama yaptı. Kökoğlu, maden alanlarının genişletilmesinin tarım arazileri, su kaynakları ve doğal çevre açısından ciddi sonuçlar doğuracağını savunarak iktidarın madencilik politikalarını eleştirdi.

Kökoğlu, geçen yıl eylül ayında New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan görüşmede Beylikova’daki madenlerin gündeme geldiğini ve bölgenin maden tekellerine tahsis edilmesinin kararlaştırıldığını öne sürdü. Kökoğlu, bu iddiasının yanı sıra son dönemde yapılan yasal düzenlemelerin de maden şirketlerinin önünü açtığını savundu.

“Eskişehir’in yüzde 71’i maden ruhsat sahası”

Ceren Kökoğlu, “Süper izin yasası” olarak nitelendirdiği torba yasa ile madencilik faaliyetlerine kamu yararı statüsü verildiğini ve şirketlerin önündeki bazı engellerin kaldırıldığını öne sürdü. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni maden projelerinin ilan edildiğini belirten Kökoğlu, Eskişehir’in de bu sürecin önemli merkezlerinden biri haline geldiğini savundu.

Eskişehir’in yüzde 71’inin maden ruhsat sahası olarak dizayn edildiğini ileri süren Kökoğlu, kentteki farklı bölgelerde bulunan maden projelerine dikkat çekti. Kökoğlu, Seyitgazi’den Mihalıççık’a kadar uzanan bölgede bor ve manyezit, Sivrihisar-Kaymaz ile Alpagut-Atalan hattında ise altın ve gümüş projelerinin gündeme geldiğini belirterek Beylikova’daki nadir toprak elementleri tesislerinin de bu tabloya eklendiğini söyledi.

Kökoğlu, “Seyitgazi’den Mihalıççık’a bor ve manyezit, Sivrihisar-Kaymaz’dan Alpagut-Atalan’a altın-gümüş madenleri ve en sonu Beylikova’daki nadir toprak elementleri tesislerine kadar uzanan bir hat, şirketlerin maden sahası olarak kazı alanına dönüştürülmektedir” ifadelerini kullandı.

“258 taşınmaz için acele kamulaştırma kararı verildi”

Açıklamasında Resmî Gazete’de yayımlanan acele kamulaştırma kararını da gündeme getiren Kökoğlu, Beylikova ve Sivrihisar sınırında yaklaşık 2 milyon 636 bin 433 metrekarelik alanda bulunan 258 taşınmaz hakkında karar alındığını belirtti. Kökoğlu, yaklaşık 380 futbol sahasına denk geldiğini ifade ettiği alan içerisinde tarla ve meyve bahçelerinin de bulunduğunu söyledi.

Kökoğlu, söz konusu kararın tarım alanlarının enerji ve maden şirketlerinin kullanımına açılması anlamına geldiğini savundu. Beylikova’daki gelişmelerin tarım alanları ve su kaynakları açısından risk oluşturacağını ileri süren Kökoğlu, özellikle Alpu Ovası ve Sakarya Nehri havzasına dikkat çekti.

Sivrihisar Kaymaz’daki atık barajları ile Tepebaşı-Mihalgazi hattındaki altın maden projelerini de gündeme getiren Kökoğlu, Beylikova’daki projenin de bu faaliyetlere eklenmesi halinde Eskişehir’in doğal alanları üzerindeki baskının artacağını savundu.

“Eskişehir’i ve doğamızı gözden çıkarmış durumdalar”

Kökoğlu, maden çalışmalarının yalnızca çevre başlığı altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek işçi ve emekçilerin de süreçten etkileneceğini savundu. Madenlerde istihdam oluşturulacağı yönündeki söylemlerin çalışma koşulları ve bölge halkının geleceği açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kökoğlu, maden şirketlerinin ekonomik kazancının öncelendiğini öne sürdü.

Beylikova’da çıkarılması hedeflenen nadir toprak elementlerinin işlenmesi konusunda Türkiye’nin teknolojik kapasitesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kökoğlu, cevherlerin ham veya yarı işlenmiş şekilde yurt dışına gönderilerek düşük katma değerle ihraç edileceğini iddia etti. Kökoğlu, daha sonra işlenmiş ürünlerin yüksek fiyatlarla Türkiye’ye geri satılabileceğini savunarak bunun ülke ekonomisine beklenen katkıyı sağlamayacağını öne sürdü.

Nadir toprak elementlerine yönelik küresel talebin arttığını belirten Kökoğlu, ABD ve Çin arasındaki rekabetin yanı sıra farklı ülkelerin tedarik zincirlerini yeniden oluşturma çabalarının da maden projelerinde etkili olduğunu savundu. Kökoğlu, Beylikova’daki gelişmeleri bu uluslararası rekabetin bir parçası olarak değerlendirdi.

“Toprağımıza, suyumuza, emeğimize sahip çıkalım”

Ceren Kökoğlu, açıklamasının son bölümünde Soma, İliç, Akbelen ve Kaz Dağları gibi farklı bölgelerde yaşanan çevre sorunlarını örnek göstererek Eskişehir’deki maden projelerine karşı uyarıda bulundu. Kökoğlu, maden faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olası etkilerinin yanı sıra bölgedeki tarım ve geçim kaynakları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Doğal kaynakların zengin olmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Kökoğlu, bu kaynakların korunması ve işçi ve emekçilerin yararına kullanılması gerektiğini savundu. Kökoğlu, doğayı ve insan sağlığını önceleyen politikaların uygulanması çağrısında bulundu.

EMEP Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, açıklamasını “Toprağımıza, suyumuza, emeğimize, geleceğimize sahip çıkalım. Cebimize, sağlığımıza ve doğamıza uzanan elleri durduralım. Nadir toprak elementleri yağmasına, emperyalist sömürüye, doğa talanına geçit vermeyelim. Yaşanabilir bir ülke, bağımsız bir gelecek için birleşelim” sözleriyle tamamladı.