ESKİŞEHİR HABER

Eski Başkan Bahar Bilen'den ağır eleştiri: "Odamızın kurumsal yapısını ayaklar altına alamazlar"

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Önceki Dönem Başkanı Bahar Bilen, odada kriz ve çilingir yaşandığına dair iddiaları kesin bir dille yalanlayarak, devir teslim sürecinin şeffaf ve kurumsal bir şekilde yürütüldüğünü açıkladı.

Abone Ol

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Önceki Dönem Başkanı Bahar Bilen şu ifadeleri kullandı;

Basında okuduğum bir haber doğrultusunda sizleri, kamuoyunu aydınlatma gereği duydum ve o yüzden sizleri davet ettim. Haberin başlığı "Eskişehir Lokantacılar Odasında Kriz" demiş. Tabii başlığı okuyunca çok şaşırdım, ondan sonra tabii bozuldum da çünkü haberin içeriğini okuyunca, haberin içeriğinde Lokantacılar Odasında devir teslim sıkıntısı, çilingirle odaya girilmesi ve mali hesaplarda sıkıntı olduğunu, denetlendiğini falan okuyunca tabii çok şaşırdım. Bu tür açıklamaları kesinlikle kabul etmemiz mümkün değil. Böyle bir şey yok. Burası kurumsal bir oda, kamu yararına bir oda. Hafta içi mesai saatleri içinde zaten açık kalma zorunluluğu var. Sabah 08.00, öğlen 12.00; öğleden sonra 13.00 ve 17.00 arası burada iki tane sekreter arkadaşımız çalışmaktadırlar, burada görev yapmaktadırlar. Üyelerimiz de buradan hizmet almaktadırlar. Dolayısıyla hangi çilingir, neyin kafası; bunu da anlamış değilim.

Burada bu açıklamayı yapan zat, daha önce odamızda çalıştığı dönemlerde usulsüzlüklerden dolayı uzaklaştırmıştık kendisini odamızdan, bildiğiniz gibi daha önce açıklamalar yapmıştık. Tabii çalıştığı dönemlerde, sahada çalıştığı dönemlerde ajitasyonlar yaparak kamuoyunda üyelerimizi yanıltmayı başarmış, ikna etmeyi başarmış, genel kurulda kendilerini ikna etmiş ve seçildi. Şu anda mevcut başkan kendisi. Genel kurul delegelerinin kararına saygı duyuyorum, kendilerini kutluyorum. İnşallah camia için hayırlı işler yaparlar, hayırlı uğurlu olur ama bu zat hâlâ kendini alamamış, geçmişte yaptığı usulsüzlükler, yalanlarla beslendiğinden, kaostan beslenmekten dolayı hâlâ yalan yapmaktadır. Dolayısıyla utancından sokakta yürüyemeyecek, yürümemesi gereken bir insan hâlâ çıkıp da böyle mesnetsiz polemikler yaratmakta. Dolayısıyla bunu kabul etmemiz mümkün değil, böyle bir şey yok. Burada benim çalışma arkadaşlarımı rencide etmeye, bunları kamuoyunun önünde küçük düşürmeye hiç kimsenin hakkı yok. Bunu reddediyoruz ve kesinlikle bunu kabul etmiyoruz.

Burada Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odasının geriye dönük hiçbir borcu yoktur. Buradan sizin huzurlarınızda söylüyorum; bunu genel kurulda zaten beyan ettik. Türkiye genelinde 104 tane oda Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonuna bağlı. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası örnek odalarından biri burada. Yani çevre illerden, diğer illerden bizim odamıza gelip çalışmalarımızı takdirle izliyorlar. Burada sizlere yayınladığım basın bültenleri yaklaşık 40 ile yakın ilde düzenlenip, uyarlanıp kendi illerinde paylaşıyorlar örnek açıklamalar diye, bunları Türkiye genelinde paylaşılıyor. Sizler de bunlara şahitsiniz birçoğunuz da. Dolayısıyla bu arkadaş nasıl bir kinle hareket ediyor, nasıl bir intikam peşinde; bunu anlamış değilim. Yani hangi alemde, hangi kafayı yaşıyor, anlamış değilim. Yani siniri ve hırsı mantığın önüne geçmiş durumda. Kendisini itidale davet ediyorum. Burada kendi çalışma arkadaşlarını da küçük düşürüyor, zayıf düşürüyor; bunun da hiç kimseyi bu şekilde rencide etmeye, küçük düşürmeye hakkı yok.

Çünkü pazartesiden itibaren seçimden, genel kuruldan bir gün sonra pazartesi sabah erkenden saat 08.00'de odaya geldim. Odamı topladım, kişisel özel eşyalarımı topladım. Odanın aracını otoparka park ettim, anahtarlarını genel sekreterimize teslim ettim. Odanın kameralarının şifrelerini teslim ettim. Banka ve diğer şifreler zaten odamızın genel sekreterinde mevcuttu. Yani olur ya mazbatalarını alır gelirler, kendileri rahatça yerleşsinler bakımından genel sekretere de dedim, "Herhangi bir ihtiyaç olursa ben yakındayım, buralardayım, arayabilirsin" dedim. Öğlene doğru kendileri beni aradılar, dediler ki "Başkanım, seçim kuruluna 53.000 TL borcumuz var, parayı yatırmamız gerekiyormuş." Ben de "Yatır" dedim. Tabii paramız eksik dedi, yani bir 15.000-16.000 TL'ye yakın eksik paramız varmış. "O zaman tamamlayınca yatırırız" dedim, öyle kaldı. Öğleden sonra işte tekrar aradı, "Başkanım, seçim kuruluna sandıkları, paravanları iade etmemiz gerekiyormuş" dedi. Onlar kongre merkezinde kalmıştı seçim günü. Onları salı günü gittim aldım, öğlen de Tepebaşı İlçe Seçim Kuruluna teslim ettim.

Seçim Kurulu Müdür Yardımcısı beyefendi parayı sordu ne zaman yatıracağımızı. Ben de "Bayram öncesine kadar, seçim öncesi biraz harcamalarımız oldu, dolayısıyla bir miktar eksik, burada bayram öncesi mutlaka yatıracağız" diye beyan ettim kendilerine. Onlar da bir şey demediler. Ben oradan çektim gittim. Öğleden sonra salı günü saat 16.00 gibi beni genel sekreterimiz Füsun Cellat tekrar aradı. "Başkanım," dedi "Seçilen yönetim kurulu arkadaşlar, yönetim arkadaşlar para yatmadan mazbatalarını alamıyorlarmış." Böyle bir yazı varmış, biz onu kaçırmışız, görmemişiz. Yoksa bir 15.000-16.000 TL bulunamayacak, yatırılamayacak bir para değil, mutlaka yatırırdık. Dolayısıyla arkadaşlar bu parayı yatırmak istiyorlar, bir mahsuru olur mu diye sordu bana. Ben de "Eğer orada herhangi bir mahsuru yoksa bence hiç yok, yani yatırabiliyorlarsa yatırsınlar, gelince buradan tahsil ederler" dedim kendilerine. Telefonu kapattı, olay salı günü böyle bitti.

Çarşamba günü saat 13.00'te genel sekreterimiz tekrar aranmış, "Abla, senin mutlaka burada olman lazım, ben seçim kurulunda mazbatamı alacağım, dolayısıyla senin burada olman lazımmış" demiş. Saat 14.00'te bizim Füsun Cellat genel sekreter arkadaşımız Tepebaşı İlçe Seçim Kuruluna gidiyor, birlikte gidiyorlar, mazbatalarını alıyorlar. Geleneksel fotoğraflarını çekiyorlar, merdiven fotoğrafı çekiyorlar biliyorsunuz. Oradan yürüyerek seçim kurulundan odamıza kadar yürüyerek geliyorlar. Zaten genel sekreter yardımcımız odada görev yapmakta. Odamızın kapısından içeri giriyorlar. Kısa bir soluklanmadan sonra arkadaşlarıyla birlikte demirbaş tespitine başlıyorlar, demirbaşları yazıyorlar, evrakları teslim alıyorlar, klasörleri vesaire zaten ay ay sırasıyla hepsi ortada belli. Genel sekreterimiz kendilerine arabanın anahtarlarını, işte odanın şifrelerini vesaire veriyor. Bu arada kilitçi çağırıyorlar Sakarya Caddesi'nde bir kilitçi arkadaşı çağırıyor, odanın kilidini değiştiriyorlar. Saat 19.00'a kadar bu işlemler sürüyor; tespitler vesaire. Saat 19.00'da da gidiyorlar.

Şimdi çok merak ediyorum; bu arkadaş hangi ara çilingir çağırdı, hangi ara çilingirle ve zorla odaya girdi? Hangi evrağı istedi genel sekreterimizden de hangi evrak kendilerine sunulmadı? Yani böyle odamızın kurumsal yapısını böyle ayaklar altına almaya hiç kimsenin hakkı yok. Bizim orada çalışan arkadaşlarımızı ve benim çalışma arkadaşlarımı hiç kimse zan altında bırakamaz. Kendisini buradan kınıyorum, şiddetle kınıyorum. Dolayısıyla onun yönetiminde olan arkadaşları da buradan uyarıyorum; çünkü bu arkadaş her türlü suistimale açık bir arkadaş, geçmişte bizim nezdimizde zaten sabıkalı, işten ayrılmasına sebep olan bir sürü olayı sizlerle paylaştım biliyorsunuz. Dolayısıyla atacakları imzaları, yönetim kurulu kararlarının altına atacakları imzaları mutlaka inceleyerek, kafaları yatarak atsınlar. Eğer kafalarına bir şeyler oturmuyorsa, yatmıyorsa danışmanlarına veya hukuk müşavirlerine mutlaka danışsınlar ve o şekilde atsınlar çünkü çok dikkatli olmak lazım."