Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesine ilişkin iptal kararına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Kökçınar, kararın kadınların uzun yıllar süren eşitlik mücadelesi açısından ciddi bir geriye gidiş riski taşıdığını belirterek, kadınların elde ettiği hakların toplumsal gerçeklikten uzak söylemlerle tartışmaya açılmasını kabul etmediklerini ifade etti.
Nafaka tartışmalarının yalnızca aile hukukuna ilişkin bir konu olmadığını vurgulayan Kökçınar, meselenin kadınların boşanma sonrasında ekonomik olarak ayakta kalabilmesi, şiddet içeren ilişkilerden uzaklaşabilmesi ve insan onuruna uygun bir yaşam sürdürebilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “süresiz nafaka” söyleminin gerçeği yansıtmadığını savunan Kökçınar, mevcut hukuk sisteminde nafakanın yeniden evlenme, yoksulluğun ortadan kalkması, fiilen evli gibi yaşama veya taraflardan birinin ölümü gibi durumlarda sona erebildiğini hatırlattı.
Yoksulluk nafakasının, koşulları değişmeyen yoksulluk hali devam ettiği sürece koruma sağladığını belirten Kökçınar, münferit örnekler üzerinden nafaka kurumunun bütünüyle tartışmaya açılmasının kadınların yaşadığı yapısal ekonomik eşitsizlikleri göz ardı etmek anlamına geleceğini ifade etti.
Kadın Dayanışma Vakfı’nın hazırladığı Yoksulluk Nafakası İzleme Raporu’na da değinen Kökçınar, incelenen dosyaların büyük bölümünde şiddet iddiasının bulunduğunu, nafaka talep eden kadınların önemli bir kısmının işsiz olduğunu ve düzenli gelirden yoksun yaşadığını kaydetti.
Boşanma sonrasında çocuk bakımının büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenildiğini belirten Kökçınar, kadınların evlilik süresince ücretsiz bakım emeği nedeniyle iş yaşamından uzaklaştığını ve ekonomik açıdan dezavantajlı konumda kaldığını söyledi.
Yoksulluk nafakasının bir ayrıcalık değil, mevcut eşitsizlikleri kısmen dengelemeye yönelik hukuki bir güvence olduğunu ifade eden Kökçınar, nafaka miktarlarının kamuoyunda yansıtıldığı kadar yüksek olmadığını, araştırmalarda ortalama nafaka tutarlarının asgari ücretin yaklaşık yüzde 7’si seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Kadınların iş gücüne katılım oranlarının erkeklerden daha düşük olduğuna dikkat çeken Kökçınar, kadına yönelik şiddetin yaygınlığını koruduğu bir ortamda nafaka hakkının zayıflatılmasının fiili eşitsizlikleri daha da artıracağını savundu.
Yerel mahkemelere de çağrıda bulunan Kökçınar, karar süreçlerinde kadınların insan onuruna yakışır yaşam hakkı ile Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesinin gözetilmesi gerektiğini belirterek, kadınları yoksulluğa, şiddete ve ekonomik bağımlılığa mahkûm edecek uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.





