Eskişehir Barosu tarafından şu yazılı açıklama yayınlandı;

"14 Nisan 2026’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, ardından 15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde birer okul, silahlı saldırıların hedefi olmuş; öğretmen ve öğrenciler hayatlarını kaybetmiş, pek çok kişi yaralanmıştır.

Kaybettiğimiz öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve tüm yakınlarına yürekten başsağlığı diliyoruz. Yaralılarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz.

Art arda yaşanan bu vahşet, yalnızca bireysel bir şiddet eyleminin ötesinde; toplumsal barışı, eğitim hakkını ve çocukların güvenle büyüyebileceği ortamları hedef alan derin ve kaygı verici bir tablonun yansımasıdır. Okul, her çocuğun güvende olduğu, özgürce öğrenip geliştiği, geleceğini inşa ettiği bir alan olmak zorundadır ve bu temel ilke hiçbir koşulda, hiçbir gerekçeyle tartışma konusu yapılamaz.

Eskişehir Barosu olarak kaydettiğimiz endişeleri kamuoyuyla paylaşmak, hem hukuki hem de insani bir sorumluluktur.

Okullarda güvenliğin eksiksiz biçimde sağlanması, devletin pozitif yükümlülüğüdür. Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında güvence altına alınan yaşam hakkı ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, devlete bu alanda etkili, somut ve her şeyden önce önleyici tedbirler alma zorunluluğunu açıkça yüklemektedir. Tedbirsizlik ve ihmal, hukuki sorumluluktan azade değildir ve bu sorumluluktan kaçınılamaz.

Ateşli silahlara erişimin bu denli kolaylaştığı bir toplumsal ortamda, silah denetimi mevzuatının uygulanmasındaki zafiyetin kaçınılmaz ve acı sonuçlarıyla bir kez daha yüzleşmek durumunda kaldık. Yetkili makamların bu zafiyeti gecikmeksizin ve gereken ciddiyetle ele alması, salt bir tercih değil, açık bir zorunluluktur.

Gerçekleştirilen saldırıların soruşturulması hukuka ve usule uygun biçimde, şeffaf bir şekilde yürütülmeli; yalnızca bireysel faillerin değil, güvenlik açıklarını ve ihmallerini doğuran kurumsal sorumluluğun da hesabı eksiksiz verilmelidir.

Başta bu olaylardan doğrudan etkilenen öğrenci ve öğretmenler olmak üzere tüm eğitim camiası için gerekli psikososyal destek ivedilikle sağlanmalı; çocuklarımızın ruh sağlığına yönelik kalıcı destek mekanizmaları bir an önce hayata geçirilmelidir.

Eskişehir Barosu, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerine bağlılığı kadar insan onurunu ve temel hakları koruma kararlılığıyla da bu sürecin yakın ve titiz bir takipçisi olmayı sürdürecektir. Hepimizin ortak görevi; çocuklarımızın güvenle okula gidip güvenle eve döndüğü bir Türkiye inşa etmektir."