Eskişehir-Bilecik Tabip Odası 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Eskişehir Valilik Meydanında bulunan Atatürk heykelinin önünde çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Tören sonrasında basın mensuplarına yazılı bir açıklama gönderen Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı;
"14 Mart ilk kez işgal altındaki İstanbul’da bundan tam 107 yıl önce 14 Mart 1919’da kutlandı. Gururla andığımız bu kutlama aslında emperyalist güçlere karşı bir grup tıbbıyelinin başkaldırı eylemi idi. Genç tıbbiyeliler, yaşadıkları topraklara, mesleklerine ve değerlerine duydukları sorumlulukla o gün işgale karşı tutum aldılar.
Modern anlamda ilk tıp fakültesinin, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin 14 Mart 1827’de kuruluşunun 92. yılını kutlamayı gerekçe göstererek Kurtuluş Mücadelesinde önemli yeri olan bir toplantı, eylem düzenlediler.
O gün, bir özgürlük ve bağımsızlık hareketi olarak kutlanan ilk bayramımız oldu.
O genç grubunun içinde bulunan henüz 18 yaşındaki Tıbbiyeli Hikmet tıbbiyeyi temsilen 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’ne katıldı ve mandacılığa karşı yaptığı ünlü konuşmasının ardından Mustafa Kemal onu destekleyen ve takdir eden bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal, ünlü “Ya istiklal Ya Ölüm” sözünü o anda söylemiştir.
Biz hekimler 107 yıl önce bize teslim edilen bu meşaleyi taşıyoruz ve her zaman taşımaya devam edeceğiz.
Biz hekimler her zaman ülke sorunlarına duyarlı, bilimden, aydınlanmadan, laiklikten, adaletten, bağımsızlıktan, özgürlükten, barıştan, insan haklarından yana olduk ve olmaya devam edeceğiz.
Çünkü iyi hekimlik yapabilmek için gerekli ortamın ancak bu saydıklarımızla mümkün olduğunu biliyoruz.
14 Mart’lar bizler için hem gururla andığımız bu tarihimizi andığımız, kutladığımız bayram günüdür hem de iyi hekimlik koşulları için mücadele inancımızı ve gücümüzü dile getirme ve artırma günüdür aynı zamanda.
Bugün ülkemizin dört bir yanında hekimler, yaklaşık 20 yıldır uygulanan sağlıkta özelleştirme cenderesinin altında türlü zorluklarla mücadele etmektedir.
Genç Cumhuriyet’in büyük zorluklarla inşa ettiği kamusal sağlık hizmeti sağlıkta dönüşüm adı altında piyasacı anlayışa terk edilmiştir.
Bugün gelinen noktada bu para ve rant merkezli sağlık sistemi iflas etmiştir. Ancak maalesef geçen sürenin bedeli hem biz hekimler ve sağlık çalışanları hem de halkımız için çok ağır olmuştur.
Hekimler, kendilerine dayatılan, emeklerinin, bilgilerinin, deneyimlerinin yok sayıldığı, etik dışı, iyi hekimlik ilkelerine bütünüyle aykırı, güvensiz, güvencesiz, şiddete açık ve şiddet doğuran çalışma koşullarından dolayı mutsuzlar. Genç hekimler geleceklerini ülkemizde göremiyorlar, kendilerine değer verilen ülkelere gitmeyi tercih ediyorlar.
Bugün ülkemizin sağlık ortamı, tıp eğitiminde, birinci, ikinci, üçüncü basamak hastanelerde, kamuda veya özel sektörde hemen tüm birimlerinde büyük sorunlar yumağı halindedir. Emekli hekimler, sağlıklarını, yaşamlarını vakfettikleri bu ülkede yoksulluk sınırının altında maaşlarla ayakta durmaya çalışmaktadırlar.
Ve halkımız sağlığa ulaşamamaktadır. Milyonlarca insanımıza yoksulluğun, açlığın reva görüldüğü ülkemizde halkımız daha da hastadır. Ancak, kamuda randevu bulamamakta, bulabilenler 3-5 dakikada muayene olmaya, özel sektöre mecbur bırakılmaktadırlar. Ödeme güçlüğünün karşılığı yaşamların kaybıdır.
Ancak biz hekimler, varız ve buradayız.
Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu biliyoruz. Türk Tabipleri Birliği’nin bizlere yol gösterici olarak sunduğu bu ilke ile başka bir sağlık sistemini birlikte omuz omuza görev yaptığımız ekip arkadaşlarımızla ve halkımızla birlikte inşa edeceğiz.
Ülkemizin dört bir yanından hekimler, geçtiğimiz yıl İstanbul’dan başlayıp Ankara’da tamamlanan onurlu Beyaz Yürüyüşümüzü bu kez 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlatıp Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana’dan sonra bugün Ankara’da olacaklar. Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu yürüyüşümüzle de haykıran meslektaşlarımıza buradan selamlarımızı iletiyoruz.
Bizler, inşa edeceğimiz sağlık sisteminde,
Sağlığın bir hak olduğu ilkesiyle, herkese eşit, nitelikli, erişilebilir, kamusal, ücretsiz sağlık hizmeti vereceğiz.
Güvenli, güvenceli, şiddetten uzak çalışma ortamları ve koşullarında, iyi hekimlik yapacağız ve koruyucu hekimliğin öncelendiği çağdaş, bilimsel sağlık hizmeti vereceğiz.
Bu sistem, merkezinde paranın değil, bilimin, emeğin, liyakatın olduğu, emeğimizin, bilgimizin, deneyimimizin değerinin bilindiği, katılımcı, adil, demokratik bir sağlık sistemi olacak.
Bunu başarmanın çok kolay olduğunu biliyoruz. Burada önemli olan tercihini bundan yana yapan siyasi iradenin var olmasıdır.
Biz hekimler, başka bir sağlık sisteminin ancak, adaletin, demokrasinin, barışın var olduğu başka bir Türkiye ile mümkün olduğunu biliyoruz ve “Başka Bir Türkiye Mümkün” diyoruz.
Buna olan inanç ve mücadele ruhumuzla Atamızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyor ve tüm meslektaşlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyoruz."