İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı:
"Eskişehir’de hastane yetersizliği zaten net şekilde görülüyor. Eskişehir Devlet Hastanesi de 750 yatak kapasiteli, tam randımanlı hizmet veren bir hastaneydi; ancak Şehir Hastanesi yapıldıktan sonra 30 Ekim 2018’de kapatıldı. O tarihten bu yana geçen 8 yıllık süreçte yerine yeni bir sağlık tesisi yapılacağı söylendi.
Mevcut iktidarın yıllardır çevre yolu gibi birçok projeyi gündeme getirdiğini biliyoruz. Eskişehir adına ilçe yollarının yapımı da dahil olmak üzere pek çok proje sıralanabilir; ancak bunların hiçbirinde somut bir faaliyet ya da icraat görülmedi. Hastanenin yeriyle ilgili süreç de keşmekeş ve içinden çıkılmaz bir hâl aldı.
Buranın bağışçısı Eskişehir’in köklü iş insanlarından, hayırsever merhum Hacı Süleyman Çakır’dır. Daha önce merkezde bir okul konusunda da benzer bir durum yaşanmıştı. Şartlı bağış yapıldığı için mirasçıların hak talep edememesi sonucunda, istemeyerek de olsa mevcut iktidar oraya okul yaptı; aksi halde bugün orada bir AVM ya da farklı bir yapı görebilirdik.
Okulun yapıldığı yıllarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yoktu. Bugün ise bu sistemle birlikte çıkan kararnameler ya da özelleştirme kararlarıyla tek bir imzayla birçok yanlış yapılabiliyor. Mevcut iktidar partisinin il başkanı da konuyu Resmî Gazete’de yayımlanan yazıdan öğrendiğini söyledi. Bu durum, partisiyle ne kadar iç içe olduğunu ve Eskişehir’e dair kararlardan ne ölçüde haberdar olduğunu gösteriyor.
Kamuoyundan takip ettiğimiz kadarıyla bazı girişimlerde bulunuldu. Sağlık Bakanı’yla bir görüşme yapıldı ve alanın yeniden sağlık tesisi olarak değerlendirileceği ifade edildi. Ancak “hastane” yerine “sağlık tesisi” ifadesi kullanılıyor ve bu oldukça geniş bir kavram. Mevcut iktidarın geçmişte verdiği birçok söz nedeniyle bu açıklamalar inandırıcı gelmiyor. Daha çok gündemi soğutmaya ve zaman kazanmaya yönelik bir süreç izleniyor gibi görünüyor. Resmî Gazete’de yayımlanan ve Türkiye genelinde yaklaşık 55 yerin özelleştirme kapsamına alındığını gösteren kararlar ortadayken, somut bir adım olmadan bu açıklamalar yeterli bulunmuyor.
Diğer tarafta, hastane arazisinin hemen yanında Odunpazarı Belediyesi’ne ait kamu hizmet alanı bulunuyor. Bu alanla ilgili süreç de benzer şekilde gündemden konuşuluyor. Kamu kaynaklarıyla yapılması gereken bir hizmetin, kat karşılığı ihale yöntemiyle bir müteahhide verilmesi durumunda alan kaybı yaşanacağı açık. Ayrıca yapılacak belediye hizmet binasının mevcut ihtiyaçları karşılamayacağı görülüyor. Bu durumda belediyenin yine müteahhide rant sağlayarak kendi hizmet alanını kiralamak zorunda kalabileceği bir tablo ortaya çıkıyor. Bu konuda kamuoyunun açık şekilde bilgilendirilmesi gerekiyor.
Bugünün genel siyasetine bakıldığında, Yılmaz Büyükerşen'in de ifade ettiği gibi Eskişehir’de dedikodu siyasetinin yaygın olduğu görülüyor. Biz İYİ Parti olarak dedikodu yapmıyoruz; şehrin sorunlarını yerinde tespit ederek çözüm odaklı şekilde dile getiriyoruz. Kamunun malının kamuda kalmasını, milletin yararına kullanılmasını savunuyoruz. Ancak Eskişehir’de hem yerel yönetimlerde hem genel siyasette ciddi sorunlar bulunuyor. CHP’li belediyelerin çalışmalarında artılar olduğu kadar eksiler de var. Türkiye genelinde ise ekonomiden sağlığa, tarımdan adalete kadar birçok alanda ciddi bozulmalar yaşandığı açıkça görülüyor.
“İktidar da muhalefet de kamu mallarına sahip çıkamıyor diyebilir miyiz?” sorusuna gelince; Maalesef bu yönde bir tablo var. Belediyelerle ilgili yolsuzluk davaları Türkiye genelinde devam ediyor. Aynı şekilde iktidarın da kamu yönetiminde yaptığı hatalar, yanlış politikalar ve eksikler açıkça gözlemleniyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiğinden bu yana geçen 8 yılda çözülemeyen, hatta çözülmek istenmeyen bir ekonomik kriz yaşanıyor. Bu krizle birlikte birçok alanda sorunlar büyüyor. Hafızamızı tazelediğimizde, çeşitli bakanlıkların attığı yanlış adımların bu tabloyu nasıl oluşturduğunu net şekilde görebiliyoruz.





