Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte, İsrail’in kabul ettiği yeni idam yasası protesto edildi.
Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Levent Baştürk şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada, İsrail’in kabul ettiği yeni idam yasasına karşı sesimizi yükseltmek ve Filistin halkına yönelik sistemli şiddeti protesto etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu yasa yalnızca bir ceza hukuku düzenlemesi değildir. Bu yasa, Filistin’i Filistinlilerden arındırmak isteyen soykırımcı bir rejimin ırkçı ayrımcılığı kurumsallaştıran uygulamalarından biridir.
Filistin’de yaşananlar özünde bir adalet ve özgürlük meselesidir. Ortada bir işgal, bir tahakküm ve bir sömürge ilişkisi vardır. İsrail Parlamentosu’nun kabul ettiği yeni idam yasası, işgali, tahakkümü ve sömürgeciliği pekiştiren yeni bir zulüm aracıdır.
Siyonist yerleşimci sömürgeci proje, Filistin topraklarının ele geçirilmesini ve Filistinlilerin sistematik biçimde yerinden edilmesini hedeflemektedir. İsrail’de kurulu etnisite temelli düzen, Filistin halkının varlığını açıkça reddetmektedir.
Uluslararası insan hakları örgütlerinin net bir biçimde ifade ettiği gibi, Filistin halkı kurumsallaşmış bir apartheid rejimi altında yaşamaktadır. BM’ye bağlı bazı organlar ve bağımsız raportörler de bu durumu teyit etmiştir.
Yeni idam yasası, etnisite temelli apartheid rejiminin en sert araçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İsrail, bu tür düzenlemelerle Filistinlilerin öldürülmesini giderek “resmî devlet politikası” hâline getirmektedir. Bu yasa, bireysel suçları hedef almaktan çok kolektif bir sindirme ve caydırma mekanizmasıdır.
2007’de ablukaya maruz bırakılmasından bu yana Gazze’de yaşananlar bu politikanın ağır sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Gazze’de Ekim 2023’ten beri yaşananlar ise bir soykırım ve toptan yıkımdır. On binlerce, hatta bazı tahminlere göre yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayamaz durumdadır.
Bu tablo tesadüf değildir. İsrail merkezli insan hakları kuruluşu B’Tselem’in “yaşanmaz hayat” olarak tanımladığı bu durum, bilinçli politikaların sonucudur. Amaç, bir toplumun yaşam koşullarını sistematik biçimde ortadan kaldırmaktır.
Batı Şeria’da ise İsrail yerleşimleri sürekli genişlemektedir. Kontrol noktaları ve askerî baskınlar günlük hayatı felç etmektedir. Yerleşimci şiddeti artmakta ve cezasız kalmaktadır. Bu durum, Filistinlilerin kendi topraklarında güvensiz ve korunmasız hâle gelmesine yol açmaktadır.
Doğu Kudüs’te Filistinlilerin şehirdeki varlığını sistematik olarak azaltmaya yönelik politikalar aralıksız sürmektedir. Ev yıkımları ve zorla tahliyeler yaygın biçimde uygulanmaktadır.
Filistin toplumunun ekonomik sürdürülebilirliğine son vermek için Filistinlilerin tarım arazilerine erişimi kısıtlanmakta ve zeytin ağaçları tahrip edilmektedir. Su kaynakları gasp edilmektedir.
Gözaltı ve hapishane sistemi de sistematik bir baskı aracıdır. Binlerce Filistinli idari gözaltı altında tutulmaktadır. İdari gözaltı, bir suçlama olmaksızın süresiz şekilde özgürlükten mahrum bırakılmaktır. Ayrıca sayısı 10 bini bulan hüküm giymiş tutsak bulunmaktadır. İşkence, aç bırakma ve toplu tecavüz dâhil kötü muamele şiddetli boyutlara varmıştır.
Bütüncül olarak bakıldığında karşımıza tam tekmil bir baskı, şiddet ve tahakküm rejimi çıkmaktadır. Yeni idam yasası ise bu rejimin en açık ve en sert araçlarından biridir. Bu yasa aslında geleceği hedef almaktadır. Amaç, Filistin toplumunun direncini kırmaktır.
Öte yandan İsrail’in saldırgan politikaları bölge geneline yayılmaktadır. İsrail, Güney Lübnan’ı işgal etmekte ve aynen Gazze’de olduğu gibi yakıp yıkmakta, insanları katletmektedir. İran bir aydan uzun süredir emperyalist ABD-İsrail saldırısına maruz kalmış durumdadır.
Bu hukuksuz müdahaleler bölgeyi bir ateş çukuruna sürüklemektedir. Savaş politikalarının dinî ve ideolojik referanslarla meşrulaştırılması ise tehlikeyi daha da derinleştirmektedir.
İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen Filistinlilere yönelik idam yasası da bu bölgesel savaş politikalarının bir parçasıdır.
Bugün açıkça ifade ediyoruz: Bu yasa insanlık suçudur. Bu şiddet politikasına sessiz kalmıyor, tüm halkları Filistinli tutsaklara ses olmaya çağırıyoruz.
AKP iktidarına çağrımızdır. Türkiye’nin bu tablo karşısında kınamakla yetinmesi yetersizdir. İsrail ile sürdürülen diplomatik ve ekonomik ilişkiler, yaşanan ağır ihlaller karşısında fiilî bir normalleşme anlamına gelmektedir.
Bu nedenle:
● İsrail ile diplomatik ilişkiler derhâl kesilmelidir.
● Yeni idam yasasına karşı somut ve bağlayıcı adımlar atılmalıdır.
● İsrail ile tüm ekonomik ve ticari ilişkiler sonlandırılmalıdır.
● Türkiye limanları İsrail’e sevkiyat yapan gemilere kapatılmalıdır.
● İsrail’e dolaylı destek sağlayan enerji ve lojistik hatları kesilmelidir.
● Kürecik ve İncirlik askerî üsleri kapatılmalıdır.
AKP iktidarını, soykırımcı Siyonist İsrail devleti ve halkların katili emperyalist ABD ile her türlü iş birliğini derhâl sonlandırmaya çağırıyoruz.
Sözümüz nettir. Emperyalist Siyonist saldırganlığa karşı yaşasın halkların direnişi.
İdamlara hayır, Filistinli tutsaklara özgürlük.
Nehirden denize özgür Filistin."





