Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın şu ifadeleri kullandı;
"2016 yılında Eskişehir’de Baksan Mesleki Eğitim Merkezi vardı. Geçen yıldan itibaren Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezini de açtık. Merkezlerimiz çok ciddi bir teveccüh görüyor; öğrenci sayımız her geçen gün artıyor. Hatta ileride üçüncüsünü açmamız bile yerinde olabilir. Sektörle çok güçlü iş birliklerimiz bulunuyor. Bu kapsamda Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezimizin proje okulu olması için Bakanlıkla görüşmelerimiz devam ediyor.
Kanun gereği işletmelerin, alan şeflerimiz ve görevlendirdiğimiz öğretmenlerimiz tarafından, ayrıca İŞKUR tarafından denetlenmesi gerekiyor ve bu denetimler düzenli olarak yapılıyor. Bu konuda Eskişehir, belki de en titiz illerin başında geliyor. Biz de bu titizlikle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sayın Valimizin talimatı doğrultusunda bu konular İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulunda ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Eskişehir sanayisi de bu hususta oldukça duyarlı. Bizim kaynaklı en küçük bir zafiyet nedeniyle dahi öğrencilerimizin işletmelerde burnunun kanamasını istemeyiz. Bu nedenle alınması gereken tüm tedbirleri eksiksiz uyguluyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bir profesör hocamızın yazdığı bir makaleyi okudum. Avrupa’da mesleki eğitimde önde gelen birçok ülkede, mesleki eğitime çoğunlukla lise değil, ortaokul seviyesinde başlandığı ifade ediliyor. Hocamız, öğrenciler mesleki eğitime ne kadar erken başlarsa, iş sağlığı ve güvenliği eğitimini de o kadar erken ve etkili şekilde aldıklarını ortaya koyuyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra çok geç, hatta bazı meslekler için liseyi bitirdikten sonra bile geç olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle öğrencilerimizi işletmelere mesleki eğitime gönderdiğimizde, her şeyden önce onlara iş sağlığı ve güvenliği reflekslerini kazandırmamız gerekiyor. Asıl sorumluluğumuz budur. Bu noktada hem usta öğreticiler hem de denetim yapan şeflerimiz ve öğretmenlerimiz üzerine düşeni yapmalıdır. Her toplantımızda özellikle bunun altını çiziyorum.
Eskişehir’e özgü, sizlerle paylaşmamda fayda gördüğüm özel bir uygulamamız daha var. Yılda bir kez tüm okul müdürlerimizle toplantı yapıyorum ve Sayın Valimizin bu toplantılara katılımını çok önemsiyorum. Ayrıca yılda bir kez özel okul müdürleriyle de toplantı gerçekleştiriyorum. Bunun dışında, göreve geldiğim günden bu yana her ay meslek lisesi müdürleriyle düzenli toplantılar yapıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız her toplantıyı farklı bir okulda gerçekleştirdik. Bu toplantıların en önemli gündem maddelerinden biri; MESEM’ler ile meslek liselerinin 12. sınıf öğrencilerinin staj yaptıkları işletmelerde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirleridir.
Bu yıl arkadaşlarımızın teklifiyle çok güzel bir yenilik hayata geçirdik. Sene başından itibaren toplantılarımızı artık meslek liselerinde değil, doğrudan işletmelerde yapıyoruz. Baycan, Arçelik ve Alp Havacılık’a gittik; önümüzdeki süreçte TEI, Otosan ve Devlet Demiryollarını da ziyaret edeceğiz. Tüm bu ziyaretleri planladık. Amacımız, okul müdürlerimizin bu işletmeleri bizzat görmeleri, daha önce görmüş olsalar bile yeniden yerinde incelemeleri ve yetkililerden doğrudan bilgi almalarıdır. Toplantıdan önce işletme yetkilileri bize kapsamlı bir sunum yapıyor, ardından toplantımızı gerçekleştiriyoruz ve sonrasında işletmeyi hep birlikte geziyoruz. Bu geziler sırasında müdürlerimizin kendi öğrencileriyle karşılaştığına da şahit oluyorum. Ortaya çıkan manzaralar gerçekten çok güzel. Artık o müdür, okuluna döndüğünde aynı müdür olmuyor; öğrencilerine daha güçlü ve daha bilinçli cümleler kuruyor. Bu tanışıklık, iş sağlığı ve güvenliği açısından da pek çok olumlu sonucu beraberinde getiriyor ve staj süreçlerini kolaylaştırıyor.
Okul müdürlerimizin TEI’yi, Alp Havacılık’ı, Baycan’ı, Arçelik’i ve Eskişehir’de oksijenle çalışan lokomotifleri görmesi, özgüvenlerini de önemli ölçüde artırıyor. Okullarına döndüklerinde öğrencilerine kuracakları cümlelerin niteliği her yönüyle değişiyor. Bu durum iş sağlığı ve güvenliği açısından da son derece önemli. Eğer birileri üzerine düşen görevi tam olarak yerine getirmiyorsa, bu nitelikli ve değerli çalışmalardan vazgeçilmemelidir. Çünkü sanayinin nitelikli insana acil ihtiyacı vardır. Üretmezsek hiçbir şey olmaz; hatta üretmezsek bağımsızlığımız bile olmaz. Bu nedenle MESEM’ler, bu ülke için son derece önemli bir işlev üstlenmektedir. Eğer burada arızalı, eksik ya da kusurlu yönler varsa, hepimize düşen görev bu noktaları onarmaktır. Aksi hâlde sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman yetişmez, üretim sekteye uğrar ve üretim aksadığında her şey aksar."





