ESKİŞEHİR

Eskişehir’de çiftçi krediye ulaşamıyor; BAĞ-KUR borcu engel oldu

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu, BAĞ-KUR ve vergi borçları nedeniyle çiftçinin sübvansiyonlu krediye ulaşamadığını, yüksek faizli borçla üretim yaptığını söyledi.

Abone Ol

Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu şu ifadeleri kullandı;

"Eskişehir’de tarımla, çiftçilikle uğraşan insanlar şu anda krediye ulaşmakta çok ciddi sıkıntı yaşıyor. Kredi almak eskisine göre bir kat daha zorlaştı. Bunun nedeni de yeni çıkan Cumhurbaşkanı Kararnamesi. Bu kararnameyle birlikte BAĞ-KUR borcu olan, vergi borcu olan üreticiler Ziraat Bankası’ndan ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden verilen sübvansiyonlu kredilerden yararlanamıyor.

Bu yüzden borcu olan çiftçi mecburen özel bankaların kapısını çalıyor. Oralarda da faizler yüzde 50–55’lere dayanmış durumda. Çiftçi bu krediyi keyfinden almıyor; üretim yapabilmek için almak zorunda kalıyor. Aldığı krediyi tarlaya harcıyor, gübreye harcıyor, mazota harcıyor. Başka bir yere ayırma şansı zaten yok.

Bugün çiftçi oksijen maskesiyle yaşıyor. Gübreyi almak zorunda, tohumu almak zorunda, mazotu almak zorunda. Bunların hepsini de özel sektörden alıyor. Bunun için de yine özel bankalara gidiyor ve çok yüksek faizlerle borçlanıyor. Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar’ın Cumhurbaşkanı ile yaptığı birebir görüşmeden sonra bu konunun yeniden ele alındığı söyleniyor. BAĞ-KUR, sigorta ve vergi borçları konusunda bir esneme olabileceği ifade ediliyor.

Çiftçinin ipotek edecek ipoteksiz bir malı zaten yok. Ziraat Bankası’na gittiğinde eksper geliyor, on liralık tarlaya bir lira değer biçiyor. Çiftçi milyonluk tarlasını bankaya rehin veriyor, karşılığında yüz bin lira kredi alıyor. Traktörler zaten rehin. Bu sene birçok çiftçi traktörünü satmak zorunda kalıyor.

Çiftçi köyde para kazanamayınca mecburen şehre geliyor. Daha önce de söyledim: Şehirde asgari ücretle 23–25 bin lira alacağını biliyor; köyde ise ne kazanacağını bilmiyor. Köyde büyük bir belirsizlik var. 2025 sezonunda, birkaç özel ürün dışında, çiftçi neredeyse hiçbir üründen para kazanamıyor. Ne ekiyorsa zarar ediyor.

Bu yüzden genç çiftçi, yeni nesil, köyde durmuyor. Şehre gidiyor. Mühendis olmaya çalışıyor, mimar olmaya çalışıyor; olmazsa Organize Sanayi’de asgari ücretle işçi oluyor. 25–30 bin lira maaş alıyor ama köyde babasının malının başına geçmiyor. Yakında “babadan çiftçiyiz” sözünü duyamayacağız.

Zaten bizler de bu işin son kuşağıyız. Bizden sonra gelen gençlerin ancak yüzde 10’u tarımda kalıyor. Böyle giderse bugün eleştirdiğimiz Suriyeliler, Afganlar bu tarım işini yapacak. Tarlalar ya onlara geçiyor ya da büyük holdinglerin eline geçiyor. Türkiye’de aile çiftçiliği göz göre göre bitiyor."