Türkiye Kamu-Sen Eskişehir İl Temsilcisi Alp Arslan şu ifadeleri kullandı;
"2025 yılı memur için tam anlamıyla çok kötü geçti. Kelimenin tam anlamı budur. Lakin toplumun diğer kesimlerinin aldığı ücret eksiklikleri, memurun biraz yüksek maaş aldığı yönünde kamuoyunda bir algı yarattı. Asgari ücretlerin düşük kalması ve emekli ücretlerinin çok düşük kalması, memurun maaşının da bunlara nazaran biraz yüksek görünmesine ve ne yazık ki toplumda memurun çok fazla ücret aldığı yönünde bir yansımaya neden oldu. Biz hiçbir zaman eğitimimizin karşılığını hiçbir dönem toplu sözleşmede edinemedik. Biliyorsunuz 2025 yılı bizim için çok önemli bir yıldı çünkü toplu sözleşme yılıydı. 2026 ve 2027 yılının özlük haklarının tespiti için toplu sözleşme masası kuruldu.
Toplu sözleşme masasına biz Türkiye Kamu-Sen olarak ne getirdik? Öncelikle 5 ana maddemiz vardı. Bunlardan en ağır olanı, tabii ki 1085 maddeyle gittik ama ağır olarak çatımızı oluşturacak isteklerimiz şunlardı. Birincisi ek zam ve refah payıydı. İkincisi 3600 ek göstergenin tüm çalışanlara verilmesiydi. Üçüncüsü yardımcı hizmetler sınıfının lağvedilmesi ve eğitim düzeylerine göre memuriyet kadrolarına atanmalarıydı. Ve en önemlisi de vergi dilimlerinin %15'e sabitlenmesiydi.
Ocak ayında aldığımız maaşı bir daha sene boyu alamıyoruz çünkü ikinci, üçüncü, dördüncü aylarda artan vergi dilimlerine giriyoruz. Hiçbir zaman ocak ayındaki maaşı alamıyoruz. Şimdi arkadaşlarımın Ocak 2026'da alacağı maaşı bir daha şubat ayında bile alamayacaklar. Hemen vergi dilimine giriliyor, akabinde vergiden kaynaklı eksilen bir maaş alıyoruz. Biz bu eksikliği ve enflasyon karşısındaki eksikliğimizi her ay enflasyon oranında bir sonraki maaşımıza ilave edilmesini Türkiye Kamu-Sen olarak istedik.
Ama gelinen noktada yetkili konfederasyon Memur-Sen, biliyorsunuz yetkilidir, yeni bir başarısız 8. dönem toplu sözleşmesi imzaladı. Hakem Heyetine gidildi. Hakem Heyetine biz de katılımcı ve gözlemci olarak katıldık. Memurun durumunun dışarıdan göründüğü gibi olmadığını söyledik. Biz eğitimimizin ve sınavlardaki becerimizin hiçbir zaman karşılığını masada alamadık. Bunun için Türkiye Kamu-Sen olarak bir kamuoyu yaratmaya çalıştık. Taleplerimizi sıraladık ama Memur-Sen ne yaptı ne ettiyse yine 8. dönemde de memuru sefalet oranlarında bir imza ile ateşin içine attı. Yani 2026 ve 2027 yılı da bir önceki dönem toplu sözleşmeler gibi memur için ateşten bir yıl oluyor.
Daha önceki yıllarda emeklilik yılı vardı. Bu sene de aile yılıydı. Oradaki kapsamların genişletilerek, yani yıldan kasıt birtakım özlük haklarının kazanımıysa tabii ki biz her yılın memur yılı olmasını isteriz. Bize bir şey ilan etmelerine gerek yok. Bize toplu sözleşme masasında bizi muhatap kabul edip bizim gerçekten sorunlarımızın çözüleceği şekilde, özellikle büyükşehirlerde sorunlarımızın çözüleceği bir maaş planlaması ve özlük planlaması yapılmasının peşindeyiz. Bakın bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya gibi büyükşehirlerde memur arkadaşlar atansalar dahi görevlerine başlamıyorlar. Çünkü kira veya oradaki yaşamlar, gerçekten ciddi anlamda memurların yaşamsal standartlarının altında kalıyor.
Her şehirde bir gider var ama büyükşehirde çok daha fazla gider var. Bugün İstanbul'da, Ankara'da 3 vasıta araç değiştirerek işine giden ve zamanla yarışan memurlarımız var. Keza çocuk büyütmeye çalışan memurlarımız var. Bakın bir kreş planlaması yok. Bir ücret planlaması, yani yol ücreti planlaması yok. Bir kira yardımı planlaması yok. Bunlarla ilgili eğer memur yılı ilan edilecekse birtakım başlıkların da baştan belirlenip memura bunların özlük olarak dönmesi gerekiyor; lafta kalmasın. Memur devletin gülen yüzüdür. Memur mutluysa vatandaş mutlu olur, vatandaş aldığı hizmetten mutlu olur. Bugün haberlerde duyuyorsunuz, haberlerini yapıyorsunuz; birçok memur arkadaşımız hayatından vazgeçiyor. Yaptığımız iş ve aldığımız ücret dengesizliği gerçekten artık bizi işin içinden çıkamaz hale getirdi. Onun için bugün bir daha söylüyorum; eğer memur yılı ilan edilecekse bununla ilgili özlük haklarımızın da baştan belirlenmesi gerekiyor."





