Türkiye genelinde acil servislere yılda 200 milyondan fazla başvuru yapıldığı ifade edilirken, Eskişehir’deki kamu hastanelerinde de yoğunluk sağlık hizmetlerinin önemli gündemlerinden biri haline geldi. En küçük bir pansuman işlemi için bile 45-50 dakika, bazı durumlarda ise bir saate yakın bekleme yaşandığı belirtiliyor.

Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, acil servislerdeki yoğunluğun yalnızca doktor veya hastane sayısının artırılmasıyla çözülemeyeceğini söyledi. Köksal, sağlık hizmetlerine yönelik talebin kontrolsüz şekilde artmasının sistemi zorladığını belirterek, aynı hastaların kısa aralıklarla farklı hekimlere başvurmasının da yoğunluğu artırdığını ifade etti.

Köksal, Eskişehir’de 112 hizmetlerinin ilk dönemlerinde 4 ambulansla yürütüldüğünü, bugün ise yaklaşık 70 ambulans bulunmasına rağmen hizmete yetişmekte zorlanıldığını söyledi. Sağlık hizmetlerinde bir önceliklendirme ve eleme mekanizmasına ihtiyaç olduğunu savunan Köksal, vatandaşların sağlık hizmetlerini doğru kullanmasının da sistem açısından önemli olduğunu belirtti.

Sağlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz veya çok düşük maliyetli olmasının talebi artırdığını dile getiren Köksal, bu konuda belirli ölçüde ücretlendirme ve yaptırım mekanizmalarının tartışılması gerektiğini söyledi. Gereksiz ilaç kullanımının ve ihtiyaç olmadığı halde farklı hekimlere başvurulmasının kamu kaynakları üzerinde de yük oluşturduğunu ifade etti.

Köksal, sağlık sistemindeki sorunların vatandaşın günlük yaşamına doğrudan yansıdığını belirterek randevu bulamama, MR ve tomografi için sıra bekleme, göz ve cildiye gibi branşlara ulaşamama yönündeki şikâyetlerin sahada sıkça dile getirildiğini söyledi.

Eskişehir’de sağlık personeli yük altında

Köksal, sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların bir diğer önemli nedeninin personel yetersizliği olduğunu savundu. Eskişehir’in yalnızca kendi nüfusuna hizmet vermediğini belirten Köksal, Bilecik, Kütahya ve Afyonkarahisar gibi çevre illerden de hastaların kente geldiğini hatırlattı.

Eskişehir’in bölgesel bir sağlık merkezi konumunda olduğunu ifade eden Köksal, kentte yaklaşık 10-11 bin sağlık çalışanıyla artan hizmet talebinin karşılanmaya çalışıldığını söyledi. Daha önce yaklaşık 600 bin nüfusa hizmet veren sağlık çalışanı sayısıyla bugün yaklaşık 1 milyonluk nüfusa hizmet verilmeye çalışıldığını belirten Köksal, personel planlamasının yalnızca kadro sayısı üzerinden yapılmaması gerektiğini dile getirdi.

Köksal, sağlık çalışanlarının önemli bir bölümünün çeşitli nedenlerle aktif sağlık hizmetinde bulunamadığını ve bu durumun görev yapan personelin yükünü daha da artırdığını söyledi. Sağlık çalışanlarının mutsuzluğunun da hizmet kalitesini etkileyebileceğini belirten Köksal, hekim ve hemşirelerin çalışma şartlarının artık ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Sağlıklı Hayat Merkezleri üzerinden de personel planlamasına dikkat çeken Köksal, yeni açılan bazı merkezlerin kadrolarının bulunmadığını, bu nedenle başka sağlık kuruluşlarında çalışan personelin geçici görevlendirmelerle bu merkezlere gönderildiğini söyledi. Bir merkezde 30-35 kişinin çalışması gerekirken bazı yerlerde yalnızca 2-3 kadrolu personel bulunduğunu, geri kalan çalışanların başka kurumlardan görevlendirildiğini belirtti.

Köksal, Eskişehir Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde de benzer personel sorunlarının görüldüğünü savundu. Sağlık hizmetlerinin yalnızca yeni bina, yoğun bakım yatağı veya cihaz yatırımıyla çözülemeyeceğini belirten Köksal, sistemin doğru personel planlaması ve sağlık hizmetlerine başvuru düzeninin yeniden ele alınmasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Aile hekimlerinin daha merkezi bir konuma getirileceği yeni bir randevu modelinin konuşulduğunu da belirten Köksal, vatandaşın önce aile hekimine başvurup ihtiyaç halinde hastaneye yönlendirilmesinin sevk sistemine benzer bir yapı oluşturabileceğini ifade etti.

Köksal ayrıca sağlık çalışanlarına yönelik şiddet konusunda da yaptırım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesinin sağlık sisteminin geleceği açısından temel başlıklardan biri olduğunu belirtti.

Çocuk doktoru kadrolarının boş kalması dikkat çekti

Tıpta Uzmanlık Sınavı yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları branşında birçok hastanenin kadrosunun boş kalması da sağlık sisteminin geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Hasan Hüseyin Köksal, bazı uzmanlık alanlarının hekimler tarafından daha az tercih edilmesinin arkasında yalnızca maaş veya çalışma şartlarının bulunmadığını söyledi. Hekimlerin uzmanlık alanı seçerken gelecekte karşılaşabilecekleri sorunları, malpraktis risklerini ve kendilerine ayırabilecekleri zamanı da değerlendirdiğini belirten Köksal, mevcut sistemin bazı branşları hekimler açısından daha az cazip hale getirdiğini ifade etti.

Köksal, başta aile hekimleri olmak üzere sağlık çalışanlarının her meslek grubunda farklı sorunlarla karşılaştığını söyledi. Bu nedenle hekimlerin TUS tercihleri sırasında daha rahat çalışma şartlarına sahip olabilecekleri branşlara yöneldiğini belirten Köksal, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları gibi yoğun çalışma temposuna sahip alanlardaki kadroların boş kalmasının dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

Sağlık Bakanlığının yalnızca mevcut doktor ve sağlık çalışanı sayılarını açıklamakla yetinmemesi gerektiğini savunan Köksal, hangi branşlarda gelecekte ihtiyaç oluşacağının bugünden hesaplanması gerektiğini söyledi.

Köksal, mevcut eğilimin devam etmesi halinde önümüzdeki 10-15 yılda bazı branşlarda ciddi hekim sıkıntıları yaşanabileceği uyarısında bulunarak, “Bazı branşlarda önemli sorunlarla karşılaşacağımızı düşünüyoruz” dedi.