AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı;
“Katar’da bir helikopter kazasında askerlerimizin ve ASELSAN çalışanlarımızın şehit olduğu haberini aldık. Öncelikle şehitlerimize rahmet diliyor ve aziz milletimize bir kez daha başı sağ olsun diyerek onları saygıyla selamlıyorum.
Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan mübarek Ramazan’ı geride bırakırken bizleri bir bayrama daha sevdiklerimizle birlikte kavuşturan yüce Rabbime hamdediyorum. Ve başta siz kıymetli hemşehrilerim olmak üzere aziz milletimizin ve gönül coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle bir kez daha kutluyorum. Ramazan ayı boyunca sadece ibadetlerimizi yerine getirmekle kalmadık, aynı zamanda kendimizi muhasebe ettik. Niyetlerimizi gözden geçirdik, kalbimizi ve istikametimizi yeniden tarttığımız bir süreci yaşadık. Her birimiz için bu mübarek ay; durup düşünme, noksanlarımızı fark etme ve kendimizi yeniden inşa etmek için bir fırsat oldu.
Çok kıymetli arkadaşlarım, Ramazan ayı bize bir hakikati yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlattı. Bu dava her şeyden önce nefsi terbiye etme davasıdır. Bizim en büyük sınavımız, imtihanımız dışarıda değil, önce kendi iç dünyamızdadır. Bu bilinçle ifade etmek isterim ki bu teşkilatımızda kibre yer yok, teşkilatta benlik yok, bu teşkilatta üstlük aslık yok. Bizim aramızdaki ilişki her şeyden önce kardeşlik hukukudur. Bizler kimin hangi makamda olduğuna değil, kimin daha fazla gönle dokunduğuna, temas ettiğine bakarız.
Kıymetli kardeşlerim, ortaya koyduğumuz bu duruş yalnızca bireysel bir hassasiyet değil, aynı zamanda teşkilat olarak taşıdığımız sorumluluğun da bir gereğidir. Çünkü bizler sadece kendimizden değil, temsil ettiğimiz davadan ve milletimize karşı üstlendiğimiz vazifeden de mesulüz. İşte bu anlayış bizim teşkilat anlayışımızın da temelini oluşturmaktadır. Ramazan’da kazandığımız bu hassasiyeti, bu arınmayı ve bu samimiyeti sadece bir aya mahsus bırakmadan hayatımızın her anına yansıtmak zorundayız. Çünkü bu hareketin gücü söyleminden önce duruşundan, iddiasından önce ahlakından gelir.
Değerli dava arkadaşlarım, içinde bulunduğumuz şartlarla alakalı birkaç hususu daha ifade etmek istiyorum. Biraz önce hatiplerimiz de ifade etti; etrafımızda neredeyse son 10-15 yıldır bir ateş çemberi var. Libya’da, ardından Suriye’de, ondan sonra da kuzeyimizde Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş, İsrail’in Gazze’ye olan saldırısıyla her cepheye yayılmış durumda. Bugün İran’da birçok mazlum sebepsiz yere katlediliyor. Maalesef içinde bulunduğumuz dünyada adaletin, haklının değil, güçlünün adaleti ve hukuku uygulanır hale geldi. Sayın Cumhurbaşkanımızın sıkça başta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olmak üzere uluslararası platformlarda ifade ettiği "Dünya 5’ten büyüktür" sözünün ne kadar geçerli olduğunu bir kez daha yaşıyoruz.
Ama hamdolsun ülkemizin başında sözüyle, özüyle, cesaretiyle, icraatlarıyla dimdik duran bir liderimiz var. Allah’a ne kadar hamdetsek azdır. Bugün sadece ülkemizde eğer bir ateş yoksa, bir sıkıntı yoksa önce Allah’a sonra Cumhurbaşkanımıza borçluyuz. Şu anda devam eden savaşın ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışı herhalde sizler de takip ediyorsunuz. Savaştan önce 60 dolar mertebesinde olan petrolün varil fiyatı 100 doların üstüne çıktı, 110 dolar. Her 10 dolarlık artış ülkemize 2,5-3 milyar dolar ilave bir fatura getiriyor petrolündeki ithalatımızdan kaynaklı olarak.
Petrol sadece ulaşım sektöründe kullanılan bir hammadde değil. Petrokimyada da kullanıldığı için petrole dayalı endüstrileri de zincirleme etkileme kapasitesine sahip bir emtiadan bahsediyoruz. Aynı şekilde doğalgaz fiyatlarında; savaştan önce megavatı 30 euro civarındayken bugün 55-60 euro bandına geldi. Dünya ekonomilerinin bu yüksek maliyetleri uzun süre katlanması ve taşıyabilmesi mümkün değil. Temennimiz ve arzumuz süratle bir ateşkesin sağlanmış olması ve bölgeden bölge dışı aktörlerin bir an önce terk etmesini istiyoruz ve talep ediyoruz efendim. Bölgede bir sorun varsa bu bölge ülkeleri kendi arasında bir araya gelerek çözebilir, çözme kabiliyetine sahip. Ama ne zaman ki bölge dışı güçler buraya müdahale etti, bu bölge işin içinden çıkılmaz hale geldi. O açıdan bir kez daha buradan seslenmek istiyorum: "Bizi bize bırakın, biz kendi sorunlarımızı çözme kabiliyetine sahibiz" diyorum.”





