ESKİŞEHİR HABER

Fesih Bingöl: "Eskişehir'in geleceği için şimdiden su tedbiri alınmalı"

Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl, Eskişehir’in 2030’da yaşayacağı su krizine dikkat çekerek bayram vesilesiyle toplumsal kutuplaşmaya karşı birlik çağrısında bulundu.

Abone Ol

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;

"Bugün aynı zamanda 22 Mart Dünya Su Günü. Dünya Su Günü münasebetiyle Saadet Partimizin zaman zaman bu konuyla ilgili hem Türkiye'yi hem ülkemizi ilgilendiren hem de şehrimizi ilgilendiren önemli açıklamalar yaptığını ifade edelim. Çünkü su hayattır, boşa harcama suyu, suyu korumak lazım ve geleceğimizi ancak öyle koruyabiliriz ve "Damla damla geleceği kurutma" diyoruz. Dolayısıyla Eskişehir için de 2030 yılında ciddi bir su problemiyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Buna yönelik de şimdiden tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ediyorum.

Rabbimize hamdolsun bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Ramazan ayını idrak ettik, tamamladık; şimdi onun bayramını yapıyoruz. Hepimizin bayramı mübarek olsun. Ramazan Bayramı'nın manevi ikliminin herkesi kuşatmasını; insanımızı iyilikte, doğrulukta ve adalette buluşturmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Bugün 86.000.000 insanı birbirine bağlayan en önemli günlerden birini yaşıyoruz. Aynı zamanda dünya üzerindeki tüm Müslüman nüfus ve bütün insanlık alemiyle beraber aynı duyguları paylaşıyoruz. Bayramın birliğimizin ve beraberliğimizin daha kuvvetlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum.

Oysa herkesin barış ve huzur içinde yaşadığı bir dünyayı kurmak mümkün. Müslümanların birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşadığı bir birlikteliği sağlamak mümkün. Bunun için yapılması gereken ayrılmak, parçalanmak değil inadına birlik olmaktır; bizi biz yapan değerlere sımsıkı bağlanmaktır. Çok açık, ülke olarak, millet olarak büyük bir ihanetin ve sinsi bir kuşatmanın hedefindeyiz. Bu dönemde her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Biz büyük bir milletiz. Bir ve beraber olduğumuz müddetçe aşamayacağımız zorluk, yıkamayacağımız engel yoktur. Tarihimiz bunun yüzlerce örneği ile doludur. Esas olan gücümüzü birbirimize karşı değil, birbirimizin yardımı için kullanmaktır. Cenab-ı Allah hepimize Müslümanların birlik ve beraberliğini sağlayacak şuur, azim ve gayret versin.

Biz Saadet Partisi olarak yeryüzünde tek bir mazlum kalmayana kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Genci, yaşlısı, evlisi, bekarı, memuru, esnafı herkes kaygılı ve de geleceğe umutsuz bakmaktadır. Kimse yarın ne olacağını öngöremiyor. Türkiye tam anlamıyla siyasetiyle, ekonomisiyle, adalet kurumlarıyla bir çıkmaza girmiştir. Bu ekonomik buhranla birlikte kutuplaşma ve ayrışma da toplumumuzu yıpratmaktadır. Üzülerek görüyoruz ki her gün gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından, sosyal medya hesaplarından, kürsülerden milletimizin birlik ve beraberliğini adeta dinamitleyen, darmadağın eden beyanlar bulunmaktadır. En müşterek konularda dahi ayrışmaya, en ortak noktalarda dahi kamplaşmaya sevk eden açıklamalar yapılmaktadır.

Öncelikle ve de acilen toplumun örnek aldığı siyasiler üsluplarını düzeltmeli; birlik ve beraberliğe sözleriyle, üslup ve davranışlarıyla olabildiğince sahip çıkmalıdırlar. Bu kutuplaşmaların sonucu hepimiz için üzüntü verici olur, sonuçlarının bedelini çok ağır öderiz. Biz oturup konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz olmadığına inanıyoruz. Hem ülkemizin hem bölgemizin meselelerini bir araya gelerek, konuşarak, fikir alışverişinde bulunarak çözebiliriz. Siyasi menfaatler ve günlük kısır tartışmalar uğruna topluma kalıcı yaralar bırakmamamız gerekmekte ve burada da hepimizin üzerine büyük vazifeler düşmektedir.

Ülkemiz ve bölgemizin zor günler geçirdiği şu günlerde daha çok karşılıklı fikir alışverişine, daha çok helalleşmeye ve birbirimizi sevmeye ve de anlamaya ihtiyacımız var. İnsanlarımız artık yoruldu; siyasi kavgalardan, ekonomik problemlerden, geçim ve gelecek kaygısından bıktı, usandı. Artık huzur iklimine ihtiyacımız var. Çatışmaya değil dayanışmaya ihtiyacımız var ve insanlarımızın şimdi daha fazla sevgiye, adalete, dürüstlüğe, helal kazanca, kardeşliğe ihtiyacı var. Bu bayramı bir dönüm noktası olarak belirlemeli, bulunduğumuz şehirde birlik ve beraberliği hep birlikte inşa etmeliyiz. Tüm farklılıklarımıza rağmen asgari müştereklerimizde buluşmalı; ayrılıkları değil beraberliğimizi çoğaltmalı; siyasi çekişmeleri, kısır tartışmaları bir kenara bırakarak şehrimize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkmalıyız.

Bu şehir, caddeler, sokaklar, genci, yaşlısı hep bizlere emanet, hepimize emanet ve sorumluluk hepimizin üzerindedir. Gelin hep birlikte el ele, omuz omuza şehrimize, kendimize ve geleceğimize sahip çıkalım. Evet, zor günler yaşıyoruz. Belki daha da zor günler yaşayabiliriz fakat eğer umudumuzu kaybedersek işte en büyük felaket odur. İçinde bulunduğumuz durumdan daha da kötüsü umudumuzu kaybetmektir. Şartlar ne olursa olsun, içinde bulunduğumuz durum ne kadar kötü olursa olsun umudumuzu kaybetmememiz lazım. Unutmayalım ki Allah her şeye kadirdir. En kötü şartlar içinde de olsa, hiçbir umut kalmamış olsa Allah onu değiştirir ve bizim hayal bile edemeyeceğimiz bir yere getirebilir. Onun için biz her hal ve şartta umudumuzu kaybetmeyeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan Bayramı'nızı bir kez daha tebrik ediyorum. Bu zor dönemleri bir an evvel geride bırakıp ailelerimiz, çocuklarımız, torunlarımız, büyüklerimiz ve komşularımızla bayram sevincini tam yaşayacağımız sağlıklı, sıhhatli nice günler temenni ediyorum. Her zaman bir ve beraber olduğumuz, adaletin hakim olduğu, kul hakkına girilmediği, yeniden bereketli sofralarda buluştuğumuz, çocukları sevindirdiğimiz, yetimin başını okşayıp büyüklerimizi ziyaret ettiğimiz bir iklimin Eskişehir'imize ve Türkiye'mize hakim olması temennisiyle her birinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum."