Eskişehir'de Genç Feministler Federasyonu adına konuşan Eda Düzgün şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün feminist direniş ruhuyla bir aradayız. Baskılara, yasaklara ve cezasızlık politikalarına inat bugün bu meydanda omuz omuza duran tüm kadınları, amfilerden yurtlara, kahramanlardan sokaklara direnişi ayakta durmak için mücadele eden Genç Feministler Federasyonu adına selamlıyoruz.
Bizlere makbul kadın olmayı dayatanlara, emeğimizi yok sayanlara ve özgürlüğümüzü bol miktarda çalışmaya çalışanlara karşı yüzyıllardır susmayan o isyan direnişi Eskişehir'den yükseltiyoruz. Bizler, o gün fabrikalarda direnen kadınların savaşta yoldaşlarıyız.
Çok iyi oynanan ki 8 Mart kapitalizminin vitrin süsü değil. Emeği sömürülen, cinayet ve kimlik tahakküm belgesinin alınması talep edilen tüm kadınların dayanışmacı ve isyan günüdür. Bize dayatılan bu şiddet ve sömürü düzenine alışmayacağımızı, hiçbir kadın ve LGBTQ+'nın tedirgin olmadığı bir düzen kurana dek bu meydanları terk edeceğimizi haykırmak için bugün omuz omuzayız.
Bugün sokakları dolduruyoruz çünkü uygulanan cezasızlık politikaları her gün yeni bir başarısız cesaret veriyor. Her gün yeni bir kadın cinayeti ya da üstü örtülmeye çalışılan bir ölüm haberiyle uyanıyoruz.
6284 sayılı kanunu etkin uygulama tartışmaya açanlar katillere ve kadın düşmanlarına cesaret verenlerdir. 11. Yargı Paketi ile kazanılmış haklarımıza, soyadımıza ve özgürlüğümüze göz dikiyorlar.
Etki ajanlığı gibi muğlak kavramlarla kadınlar ve LGBTQ+'ların örgütlü mücadelesini suçlu ilan etmek isteyen ancak bunları reddediyoruz. Kutsal aile masallarıyla LGBTQ+ bireyleri yok sayan, yoğunluklarla bölünmeye çalışan bu yasal saldırılara geçmeyeceğiz. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Haklarımızı paketlere sığdıramazsınız. Ne ismimizden ne kimliğimizden ne de birbirimizden vazgeçmiyoruz.
Uzağa gitmemize gerek yok yok. Çok yakın bir zamanda, 27 Şubat'ta, bu şehirde Sevim Özdemir evli olduğu erkek tarafından öldürülerek öldürüldü. Biz Sevim'in acısını ve öfkesini kuşanarak buradayız. Biz o cinayetlerin münferitliği yoktu, Sevim'in hayatı başarısızlıkla sonuçlandı ve mahkeme salonlarından nasıl imzalandı?
Biz bugün bu meydanda sadece Sevim'in değil, görev yaptığı savaşta öldürülen Fatmanur öğretmeninin, adalette tarikat ve erkek devlette hayattan kopulan Fatmanur ve kızı Hifa'ın, evde dönerken sokak ortasında öldürülen Ceren Özdemir'in yarım bırakılan gençliğinin, bir plazanın camından atlanarak cinayetle örtülmek istenen Şule Çet'in arayışı hak arayışının, üniversite hayalleri elde edilen Özgecan Aslan'ın, amaçlı faillerin ücretinden karşı isyanımız olan İpek Er'in, vahşice aramızdan koparılan üniversiteli sıra grup Pınar Gültekin'in ve Azra Gülendam'ın, göz göre göre öldürülen Ayşenur'un ve İkbal'in isyanının tam kendisiyiz.
Bizler bugün nefret cinayetlerine kurban giden, başarısızları korunan Hande Kader'in, Didem Akay'ın ve trans kadınların yaşam hakkına yönelen o karanlık rejimin hedefi olan tüm kız kardeşlerimizin hesabını oluşturmak için buradayız.
Trans kadınlar kadındır, trans cinayetleri politiktir. Yerli, göçmen, trans fark etmeksizin hiçbir kadının hayatı bu şiddete başvurmanın içinde öğütülemeyecek.
Kutsal aile masallarıyla üstü örtülmeye çalışılan Narin'in, sır ölümlere kurban giden üniversiteli sıra arkadaşımız Rojin'in, yıllar boyunca uzakta bırakılan Gülistan Doku'nun, Karabük'te ırkçılıkla erkek şiddetinin kıskacında ölüme terk edilen Gabonlu genç sıra arkadaşımız Dina'nın ve KYK yurtlarındaki o çürümeler zincirinde hayattan kopan Zeren Ertaş'ın çığlık atmak için buradayız.
Bu isyanla Eskişehir sokaklarından bir kez daha haykırıyor ve talep ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi bizim yaşam güvencemizdir, geri alırız. Kadınları koruyan yegane güvencemiz 6284 sayılı yasa kağıt üzerinde tutuldukça hiçbirimiz güvende değiliz. Bu cezasızlığın düzenine son verin. Barınma hakkımızı istiyoruz. Derinleşen ekonomik krizler ve fahiş fiyatlar yüzünden her yerde kalma korkusuyla baş bırakmamayı reddediyoruz. Bizlerin güvenliğinin olmadığı, güvencesiz ve niteliksiz KYK yurtlarına mahkum olan bu sisteme karşı her öğrenci için insanca yaşanabilir, ücretsiz barınma koşulları acilen oluşturulmalıdır.
Kampüsler bizimdir, özgürleştireceğiz. Tüm üniversitelerde Cinsel Taciz Önleme Komisyonları aktif, bağımsız ve öğrenciden yana çalıştırılmalı. Tacizci başarısızlıkları aklayan yönetim anlayışının anlaşılması son bulmalıdır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraberlik ya hiçbirimiz.
Bize itaat etmeyi, susmayı ve makbul kadın olmayı dayatan bu çürümüş sistem cevabımız Eskişehir sokaklarından yükselen isyanımızdır. Bizler haklarımızdan ve hayatlarımızdan bir adım bile geri atmayacağız. Genç Feministler Federasyonu olarak söz veriyoruz. Kampüslerde, yurtlarda ve sokaklarda hiçbir kadın ve LGBTQ+ bireyin kendini yalnız ve güvencesiz hissetmeyene dek mücadelemiz olacak.
Tüm kadınlar sesleniyoruz. Gelin, omuz omuza verelim, bu şekilde bir arada yırtıp atalım. Şiddete geçiş yok. Asla yalnız yürümeyeceksin."





