Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı:
"Hafta sonu gerçekleştirilen Memur-Sen 9. Türkiye Buluşması’nda Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın tarafından dile getirilen; “Yiğit düştüğü yerden kalkar, derler. Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz. İradesi örselenmiş, tarihiyle bağı kesilen eski Türkiye yok artık. Yüklerinden kurtulan bir Türkiye var.” sözleri, bu milletin özgüvenini geri kazanmasına ve prangalarından kurtulmasına yönelik ‘narkozdan uyanış’ ifadeleridir. Ne yazık ki bu ifadeler, ideolojik bağnazlığın pençesindeki malum çevreler tarafından bilinçli bir şekilde çarpıtılmaktadır.
Eskişehir Memur-Sen İl Temsilciliği olarak; idrak yolları kapalı olanlara, istismardan beslenenlere ve bu ülkenin şahlanışından rahatsızlık duyanlara hakikati haykırmak için buradayız. Provokatörler ve istismarcılar bilsin ki; Memur-Sen, son kalemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatıdır!
“Narkoz” diyerek kimlerin nasırına bastık?
Genel Başkanımızın “narkoz” tabiri; bu milletin tarihine, ruhuna ve iradesine vurulan darbelerin, zerk edilen aşağılık kompleksinin adıdır. Soruyoruz:
• Her on yılda bir yapılan darbelerle millî iradenin askıya alınması narkoz değil miydi?
• 12 Eylül’e giden yolda milletimizin evlatlarının “bir sizden bir bizden” mantığıyla toplumsal kaosun üretilmesi, gençlerin idam sehpalarında sallandırılması, darbe anayasasıyla millete deli gömleğinin giydirilmesi bir narkoz değil miydi?
• Milletin oylarıyla seçilmiş başkanı ve bakanları idam sehpasına gönderip bu cinayeti “bayram” diye kutlatmak narkoz değil miydi?
• 28 Şubat’ta kız çocuklarımızı üniversite kapılarında turnikelere sıkıştırmak, irtica söylemiyle inançlı insanları fişlemek ve bu ülkenin kaynaklarını hortumlamak narkoz değil miydi?
• Milletimizin evlatlarının laik–antilaik diye ayrılması; Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağcı-solcu kavgasıyla bu ülkenin onlarca yılının çalınması, karanlık mahfillerde üretilen terör örgütleriyle ülkenin maddi varlığının, milletimizin manevi birliğinin paramparça edilmesi ve enerjisinin heba edilmesi bir narkoz değil miydi?
• “Siz yapamazsınız” diyerek Nuri Demirağların, Vecihi Hürkuşların, Devrim otomobillerinin önünü kesmek; bu milleti başkalarını taklit etmeye mahkûm etmek en ağır narkoz değil miydi?
Cumhuriyet’in teminatı biziz, istismarcısı sizsiniz.
Kendilerini laiklik ve Cumhuriyet ombudsmanı sanan, sağduyusunu yitirmiş zavallılar bilsin ki; bizim kurucu değerlerle veya Cumhuriyetle bir sorunumuz yoktur. Bizim sorunumuz; Atatürkçülük maskesi altında milletin değerlerine saldıranlarladır. Bizim sorunumuz; sendikacılık kisvesi altında tezviratla provokasyon peşinde koşanlarladır.
Bizler, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında geçmişimizle kavga ederek değil, geçmişimizden güç alarak “Yeniden Büyük Türkiye” idealini inşa eden emek cephesiyiz.
Özgüven çağrısı birilerinin uykusunu kaçırmıştır.
Bugün Türkiye; kendi uçağını, kendi yerli otomobilini, kendi teknolojisini üretiyorsa; “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek emperyalizme, kapitalizme ve küresel adaletsizliğe bayrak açıyorsa, bu tam da o “Bağımsızlık karakterimdir” diyen ruhun hayata geçmesidir.
Genel Başkanımızın konuşmasındaki bir kelimeyi cımbızlayarak kutuplaşma malzemesi üretenler, aslında milletin özgüven kazanmasından rahatsız olanlardır. Biz; vatanımızın bölünmezliğini, milletimizin birliğini her türlü mülahazanın üzerinde tutan, 1 milyon 78 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşuyuz.
Eski Türkiye’deki imtiyazlarını kaybetmiş olmanın öfkesiyle saldıranlara diyoruz ki: Atalet bitiyor, millet narkozdan uyanıyor ve yiğit düştüğü yerden kalkıyor! Biz, Memur-Sen olarak Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır şekilde, emperyalizmin kirli planlarını bozarak büyük ve güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz.
Maskelerin ardında operasyon çekenlere prim vermeyecek, vatanımızın değerlerine laf ettirmeyeceğiz."





