İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Oytun Gökten şu ifadeleri kullandı;
"Seyitgazi yoluyla ilgili yıllardır bitmeyen bir tartışma var. Vatandaşlar ölüm yolu diyor. Siz İnşaat Mühendisleri Odası olarak bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Merhabalar öncelikle. Şimdi biz yanlış hatırlamıyorsam 3 yıl önce falan bu yola gidip bir basın açıklaması yapmıştık. Baretlerimizi de takıp yolun durumunu gösteren çeşitli açıklamalarda bulunmuştuk. Birçok merci, belediyeler, kent konseyleri, sivil toplum kuruluşları, odalar; herkes maalesef ki bu yolu ölüm yolu olarak tanımladı ve bunun için de bir kamuoyu oluşturmak adına mücadele etti. Ben kendim de bir Eti Maden çalışanı olduğum için 15 yıl boyunca, 14 yıl boyunca o yolu, yani günde 2 kere gidip gelen bir insan olarak maalesef ciddi sıkıntılar var. Bunlar için ciddi bir çalışma da yürüttük, imza topladık, insanlara önerdik ama bunlar sonuç verdi.
Ama nasıl sonuç verdi? Bir kere şunu iyi gözlemlemek lazım; yıllık ortalama günlük trafikler üzerinden hesaplar yapılır. Planlamalar yapılır, oradaki geçen araç istatistiklerine falan bakılır ve bir de burası şehirler arası bir yol. Yani bugün Eskişehir-Afyon yolu, Bilecik-Afyon yolu, Antalya'ya gitmek isteyenler de kullanıyor. Bu yolun yapılması güney çevre yoluyla birleştiği takdirde ciddi anlamda kısalacak. Yani bu planlamaların acilen yapılması gerekiyor. Sebeplerinden bir tanesi insan hayatı. Bu insan hayatı her şeyin önüne geçen bir konu. İnsan hayatını önemsiyorsak eğer, acilen en iyi yaptığı hükümetin bugün sanırım her yerde kendi propagandalarını yaptığı en başta gelen şeylerden bir tanesi yol yapmak. Bizler de diyoruz ki; hükümete en iyi bildiğin şeyi yap, yol yap. Eskişehir'e yolumuzu yapalım.
Bununla ilgili olarak şöyle bir eleştiride bulunacağım; önce şöyle diyeyim hadi, bir önce teşekkürle başlayalım sonra eleştirimize devam edelim. 1, bu 4-5 yıldır yaptığımız çalışmalar, kamuoyu oluşturmak adına yaptığımız hamleler sonuç verdi ve bütçe ayrıldı. Yaklaşık 6 kilometrelik bir bölünmüş yola Seyitgazi-Kırka arasında bir yola kavuşuldu.
2 yılda 6 kilometre. İmalatlar tabii şantiye kurulalı 1.5-2 yıl falan olmuştur. O sürede de yapıldı. Ya bu da bir şeydir. Yani en azından biraz olaya hani her şeye de eleştirel bakmamak lazım zaman zaman. Hiç yoktan bir süreç başladı, kocaman bir şantiye kuruldu, aktif hızlı çalışan bir durum ortaya çıktı. Ama şöyle bir gerçekliği de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu bölgede de istatistiksel verilere baktığımızda ciddi kazalar var. Ancak Seyitgazi-Eskişehir arasındaki istatistiklere baktığımızda da ciddi kazalar var. Seyitgazi-Eskişehir arasındaki yol bildiğim kadarıyla il özel idaresi tarafından genişletilmiş bir yol olarak hizmete sunulmuş. Ama bu şehirler arası yol konforuna, şehirler arası yol standartlarına çok uygun bir yol değil. Burası bu kadar hani 30 yıllık süreçte yol yapımıyla ilgili bu kadar öne çıkan bir anlayışın bence biraz eksik kalmış tarafı diyelim. Eskişehir bu konuda daha iyilerini hak ediyor.
Şimdi yolun özelindeki teknik eleştirilere gelirsek; bakın satih kaplama diye bir bizim köy yollarına yaptığımız bir uygulama vardır. Satih kaplamanın belki de inşaat mühendisliği literatüründe yeri bile yok tam anlamıyla. Yani yoksunluktan, yokluktan köy yollarında birazcık düzeltelim diye emülsiyon dediğimiz işte petrol esaslı malzeme serilir. Üstüne mıcır dökülür. O mıcır arabaların geçmesiyle, gitmesiyle emülsiyona yapışır, alın size yol olur. Asfaltımsı bir şey olur. Bu aslında literatürde olmayan günü kurtarmak adına yapılan hamlelerdir ve genellikle de çok trafik yükünün olduğu bölgelerde değil, daha çok köy yollarında ya da böyle kasaba yollarında falan kullanılır. Ancak geldiğimiz noktada biz Eti Maden gibi bir işletmenin olduğu, günde yüzlerce insanın gidip geldiği, onlarca aracın geçtiği, birçok trafiğin oluştuğu bir bölgeden bahsediyoruz. Şimdi siz böyle bir yere anı, günü kurtarmak adına hamleler yaparsanız kazaya ve faciaya davetiye çıkarırsınız; bu 1.
Neden bu kazalar oluyor, çok büyük sorumluluk var. Siz emülsiyonu döküyorsunuz, bu emülsiyonun bir yerde operatör azıcık yavaş gittiği zaman emülsiyon çok dökülüyor. Biraz yavaş gittiği zaman az dökülüyor. Yani bunun bir standardı, dengesi yok. Sonra ne oluyor? Üstüne de siz mıcır döküyorsunuz, teknik konuşmadan hani herkesin anlayacağı dille anlatıyorum, kırmataş döküyorsunuz. Sonra bu hafif hafif yukarı çıkıyor. Güneş vurdukça kapilarite deriz; yukarı doğru sızıyor. O da içine batıyor, bu sefer emülsiyon yukarıya yani zemine çıkıyor. Tekerleğin bastığı yüzeye çıkıyor. Güneşle de bu iyice eriyor. Eridikten sonra da burası ciddi anlamda bir buz tabakası haline geliyor. Azıcık yağmur yağdığında geçen günkü kazanın görüntüsü gerçekten çok kötüydü, hepimiz izledik. Yani araba hiçbir şey yapmadan kaydı hop gitti, 2 kişinin daha hayatına mal oldu.
Şimdi buradaki sorumluluk kimde? Yani bu kadar basit, insan hayatı bu kadar basit mi? Bu kadar basit olmamalı. Yani bizler mühendisler bir şey yaparken, bir şey söylerken 3E kuralından bahsederiz. Emniyet, ekonomi, estetik deriz. Bakın emniyet başta yer alır. Şimdi burada hiçbir mühendislik açısından bakış açısıyla bunlar yapılmıyor ki, anı kurtaralım gitsin diye. Burada Karayollarının o yollar bitene kadar bu bölgeyle alakalı, önce ya alttemel ya binder tabakası yapıp üstüne de aşınma atması lazım. Ya da alttemel yapıp üstüne bir binder tabakası atması lazım. En azından bu yollar 4-5 yıl içerisinde kurtulana kadar bir bütçede, diğer yolun yanında burası hikaye. Ya da çok sıkıntılı olan bölgelere bu yapılması lazım. İstatistik verilerinin halkla paylaşılması gerekiyor. Hangi bölgede, hangi kilometrelerin içerisinde kazalar ne kadar sıklıkla oluyor, ölüm oranları ne? Bunların paylaşılması gerekiyor ki bizler de teknik insanlar olarak çözümü daha güzel sunalım. Bunu yapacak gücü var, bunu yapacak ekibi var, bunu yapacak teçhizatı var. Hani amiyane konuşuyorum. Un var, şeker var, helva yapsanıza diyoruz. Neden yapmıyorsunuz.
mezarlıktan Eskişehir'in girişine, yani bir şehrin güney girişi bu kadar dar ve bu kadar tehlikeye açık olmamalıdır. O bölgede mutlaka yol genişletme çalışması, bildiğim kadarıyla 5 kilometrelik bir çalışmanın olacağıyla ilgili ama buradan tekrar belirtmek istiyorum. Bu acilen yapılmalıdır. Çünkü Eskişehir'in girişi, güney girişi bu kadar hani bir kasabaya, bir köye giriyormuş havası veriyor.
Ayrıca oradan bir yol daha bağlantısı var. Organizeye gidenler bu tarafı da kullanıyorlar çevre yolundan daha rahat olsun diye. Orada da ciddi bir trafik yoğunluğu oluyor. Kalabak su deposundan çıkan araçlar oluyor. Bir akademisyen hocamız ve kızını kaybetmiştik, hatırlarsınız belki. Yani oranın da bu kapsamda acilen değerlendirilmesi elzemdir. Bu şehrimiz için, oradaki insanların konforu için ve bir şehirler arası yol standartları için çok çok gerekli bir konudur.
Sorumluluk Karayolları Genel Müdürlüğünde mi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde mi deniliyor. Orada sınırlar var bildiğim kadarıyla. Bir sınırı geçince... Ya bunlar koordinasyonla çözülebilir. Yani olaya siyasetüstü bakmak lazımdır. Siyaset vatandaşların yararı için yapılan bir olgudur. Burada siyasetçilerin bir araya gelip en azından bu tarz konularda siyaset devşirmemeleri lazımdır. Hak üzerinden, doğru olan üzerinden, teknik olan üzerinden gitmeleri lazımdır. Ama siyasi konularda tabii ki birbirleriyle sağduyulu olabilirler ama buralarda siyasetüstü bakıp işi çözmemiz gerekiyor."





