Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nde son dönemde yaşanan sismik hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul'un deprem tehlikesinin devam ettiğini belirten Bektaş, güncel bilimsel verilerin beklenen depremin büyüklüğüne ilişkin önceki senaryoların yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini ifade etti.
Silivri açıklarında 2025 yılında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından uluslararası bilim çevrelerinde de Marmara'daki deprem tehlikesine ilişkin değerlendirmeler yapıldığını söyleyen Bektaş, Science dergisinde yayımlanan çalışmalarda depremselliğin batıdan doğuya, İstanbul yönüne doğru ilerlediğinin değerlendirildiğini aktardı.
Orta Marmara'da son günlerde görülen mikro depremlere de değinen Bektaş, bu hareketliliğin iki farklı şekilde yorumlanabileceğini belirtti. Mikro depremlerin fayın yavaş hareket ederek enerji boşaltmasının doğal sonucu olabileceğini ifade eden Bektaş, diğer olasılığın ise fayın kilitli bir bölümünde kırılma sürecinin başlaması olduğunu söyledi.
Bu iki ihtimal arasında kesin bir değerlendirme yapabilmek için bölgedeki sismik hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiğini dile getiren Bektaş, "Önümüzdeki günlerde depremlerin hem sayısının hem de büyüklüğünün artması halinde farklı değerlendirmeler yapılabilir." ifadelerini kullandı.
İstanbul'un deprem tehlikesinin ortadan kalkmadığını vurgulayan Bektaş, 2025 yılındaki Silivri depreminin hem doğuya hem de batıya doğru stres transferi oluşturduğunu belirtti. Marmara'da levha hareketlerinin sürdüğünü kaydeden Bektaş, bu nedenle bölgedeki sismik hareketliliğin devam edeceğini ifade etti.
1999 İzmit Depremi sonrasında geliştirilen deprem senaryolarının zaman içinde yeni bilimsel veriler ışığında değiştiğini belirten Bektaş, geçmişte Marmara Fayı'nın tek parça halinde kırılacağı ve 7'nin üzerinde deprem üreteceği yönündeki görüşlerin ağırlıkta olduğunu söyledi. Son yıllarda yapılan araştırmaların ise fayın farklı bölümlerinde "krip" olarak adlandırılan yavaş kayma hareketlerinin bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Bu durumun fayın bir bölümünde deprem enerjisinin zaman içerisinde boşalmasına neden olabileceğini belirten Bektaş, mevcut jeolojik ve sismolojik verilerin Marmara'da meydana gelebilecek depremin 7 büyüklüğünün altında olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna işaret ettiğini savundu.
Buna rağmen İstanbul'un en büyük önceliğinin depreme hazırlık olması gerektiğini vurgulayan Bektaş, olası depremin büyüklüğünden bağımsız olarak kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. İstanbul'un nüfusu, ekonomik büyüklüğü ve yapı stoku nedeniyle en üst seviyede depreme hazır hale getirilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.
Uluslararası bilimsel yayınların güncel verilerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Bektaş, bilim insanlarının farklı senaryolar ortaya koyabileceğini ancak bu değerlendirmelerin İstanbul'un depreme hazırlanması gerekliliğini değiştirmediğini ifade etti. Bektaş, kentte yapı stokunun güçlendirilmesi ve afet hazırlık çalışmalarının hızlandırılmasının önemini yineledi.





