Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"Öncelikle nereden geldik, nereye doğru gidiyoruz buna bakmamız lazım ve burada hangi raporların, hangi belgelerin konuşulacağını bilmemiz lazım. Tartıştığımız ya da gündem maddesi olan konu 2025 yılı faaliyet raporudur. Dolayısıyla faaliyetlerimize ilişkin eleştirilerin yapılması gerekiyor; çünkü biz faaliyetlerimizi kitapçık halinde meclis üyelerimize dağıttık. İşin rakamsal tarafı, mayıs ayı sonra kesin hesapta tartışılacak. Personele ne harcadın, ihaleye ne harcadın, bunlar da orada belli olacak. O nedenle bunu bilerek başlamak lazım.

Yine ikinci yanılgı şu; şirketin bilançosu burada tartışılmaz. Şirketin bilançosu ya da şirketin bağımsız denetçilerinin vermiş olduğu denetim raporları, Ticaret Bakanlığı ya da Ticaret Müdürlüğünün denetimindedir. Ama rakamlarla ilgili de yine kesin hesapta bazı şeyler konuşulacaktır. Bütçe gelirleri tablosunda ret ve iadeler filan gibi teknik konular var. Bunları hiç dikkate almadan brüt mü net mi işte konuşuyor arkadaşlarımız. Bunun doğru olmadığını bütün kamuoyu biliyor.

Bazı konularda üslup çok önemlidir. Usul esasın kapısıdır. Niyetiniz eğer demokratik bir tartışmaysa o çerçevede başlarsınız ve üslubunuzu ona göre ayarlarsınız. Ama ne yazık ki arkadaşlarımız "açıkla bakalım, açıklamak zorundasın, efendime söyleyeyim bu ne, hesap ver" diyorlar. Biz hesap vermekten çekinmeyen ve hesap vermeyi kendi ölçülerimiz içerisinde ilke edinen bir belediyeyiz, bir partiyiz. Ondan hiç kimsenin korkusu olmasın.

Yine boş bazı eleştirilerden birisi "iç denetçi kadrosunu kuramamış" filan gibi birtakım değerlendirmeler ki bunun yasadan kaynaklandığını bilmeyecek kadar belediyeden habersiz, ezbere yapılan konuşmalardır. İç denetçi kadromuz yoktur. İç denetçi kadromuzun oluşması için yapmış olduğumuz bütün mücadelede AK Parti direnciyle karşılaşarak başarısız olduk. Hatta bir iç denetçi ataması yaptık; memur arkadaşımız geldi, bir ay kadar Eskişehir'de Odunpazarı Belediyesinde çalıştı, sonra bakanlığın geri çağırması üzerine Ankara'ya geri gitti. Dolayısıyla bunları bilmeden bu arkadaşlarımız konuşuyor. Faaliyet raporunda belediye başkanı en sonunda der ki; bu bilgiler üst yöneticinin iç kontrol güvence beyanı adı altında yazılır ve orada da bunların nasıl hazırlandığı anlatılır.

Şimdi geldiğimiz yere bakalım dedim çünkü 2025 yılı faaliyet raporunda biz 2025 yılının başında neredeydik, 2025 yılının sonunda nereye geldik buna bakmak lazım. Dolar 35 liraymış, 42 lira 95 kuruş olmuş. Nisanda da 44 lira olmuş ayrıca şimdi. Euro 36.5 liraymış, 50 lira olmuş. Mazotun litresi 39 liraymış, 45 lira olmuş ocak yılbaşı itibarıyla. Çimentonun tonu 2.700 liraymış, 3.200 lira olmuş. Demirin tonu 24.000 liraymış, 30.000 lira olmuş. Asfaltın tonu 1.300 liraymış, 2.200 lira olmuş. Elektriğin kilovatı 2.2 liraymış, 4 lira olmuş. Demek ki bu hesabın şaşmasında bizim dışımızda başka etkenler var. Biz hesabımızı 39 liraya göre yapmışız, mazot olmuş 45 lira; şu son üç ayda da olmuş 90 lira. Burada siz niçin harcamanın tamamını yapamadınız, niçin bütçede başka yere yatırım yapamadınız demek bunları görmemektir.

Ama ona rağmen bakın, buna rağmen Odunpazarı Belediyesinin 2025 yılı bütçesi 294 milyon 812 bin 55 lira bütçe fazlası vermiş. Demek ki biz işi doğru planlamışız, doğru organize etmişiz. Yatırımlarımızı da ezbere yapmamışız. Biz ödeyemeyeceğimiz bir yatırımı yaparak müteahhidin de batmasını engellemiş oluyoruz. Yine çok değerli bir yatırım ve tasarruf örneği olarak her yıl söylediğimiz gibi bu yıl yine söylüyorum; biz hiçbir kiralık araç kullanmıyoruz. Araçları kiralamadığımız için 2025 yılında 2024 yılı rakamlarına göre konuşuyorum yine 242 milyon 4.223 lira tasarruf ettik. Bunu ne yapmışız? Borçlarda kullanmışız, borçları öderken kullanmışız ve şu anda Odunpazarı Belediyesinin bugün itibarıyla borcu bütün müteahhitlere, şirketlere hepsi dahil; uzun vadeli borçlar bunların büyük bölümü 460 milyon lira borcu olan ve bunun da büyük bir bölümü cari yani yarısına kadarının günlük borçlar olduğunu, fatura beklendiğini, borcu yoktur kaydı beklendiğini ve onlar geldikten sonra da ödeneceğinin göstergesidir.

Yine en çok tartışılan konulardan birisi, denetim raporundan aldıkları bazı bilgilerle bizi eleştirmeye kalkmalarıdır. Burada yanlışı şöyle başlatalım: Bir kere Odunpazarı A.Ş., Odunpazarı Belediyesine personel istihdam eden bir şirkettir. Dolayısıyla Odunpazarı A.Ş.’nin geliri olmaz, Odunpazarı A.Ş.’nin hep gideri olur. Her ay personelin maaşını günlük tıkır tıkır ödüyorsa burada bir teşekkür etmek gerekir. 2024 yılı sonu itibarıyla Odunpazarı A.Ş. dahil Odunpazarı’ndaki çalışan sayısı 1.877 iken, 2025 yılında 1.959 olmuştur. Şimdi 2025 yılında demek ki biz kaç kişiyi fazla almışız işe onu söyleyeyim; 82 kişi. 82 kişi çalışan kadromuza eklenmiş ama Sayıştay raporunda denetçinin yapmış olduğu "2024 hesabı %69,7 personel gideri bulunmuştur, bu çok yanlıştır" ifadesine dayanarak söylüyorum; 2025’te yine arkadaşların söylediği ve denetçilerin söylediğine göre bu oran %45’e düşmüş.

Hem maaş artmış hem personel sayısı artmış ama oran %69’dan %45’e düşmüş. Bu şunu gösteriyor; işte Sayıştaycının yaptığı incelemenin ne kadar yanlış olduğunu, hesabın ne kadar yanlış olduğunun göstergesidir. Bu nedenle Sayıştay raporlarına çok itibar etmiyiz ama sonuçta rapor rapordur, onu da dikkate almak durumundayız. Arkadaşların en çok üstünde durduğu konulardan birisi katılımcılık ve şeffaflıktır. Odunpazarı Belediyesi kadar halkla iç içe olan, katılımcılığa açık, şeffaflığa açık bir belediye ben göremiyorum. Şu noktada arkadaşlar gitmeseydi soracaktık; katılımcılıktan ne anlıyorsunuz? Anladığınız sadece Adalet ve Kalkınma Partililerden görüş almaksa, gelin her mecliste bu görüşleri bildirin. Ama yapmış olduğumuz stratejik plan toplantılarında, faaliyet raporu ve performans raporu hazırlama toplantılarının hiçbirinde yoklar. Birçok iyi işe aykırı duruyorlar ama şimdi katılımcılıktan bahsediyorlar.

Bakın, Adalet ve Kalkınma Partili hiçbir belediyede mahalle meclisi yoktur. Odunpazarı’nın 35 mahallesinin 23’ünde mahalle meclislerimiz var. Periyodik zamanlarda Kent Konseyi üzerinden toplantılar yapıyoruz; görüşlerimizi anlatıyoruz, görüşlerini alıyoruz. Bu katılımcılıktır, burada esas katılımcılık vardır. Yine muhtarlarla zaman zaman toplantılar yapıyoruz, onların görüşlerini alıyoruz, onlara anlatıyoruz. Yapmış olduğumuz yatırımların tümünde ilk önce muhtara, ondan sonra mahalle meclisine gidiyoruz; "İhtiyacınız nedir?" diyoruz ve ona göre değerlendirme yapıyoruz. Hatta 2025’te Sümer Mahallesi’ndeki kaldırımların renginin nasıl olacağına Sümer Mahallesi Meclisi karar verdi. Dolayısıyla bizim o konuda hiçbir eksiğimiz ve korkumuz yoktur.

Şimdi arkadaşlarımızın taktığı, en çok anlatmaya çalıştığı özel kalem giderleri ve basın yayın giderleri gibi konulardır. Kesin hesapta bu özel kalem giderlerinin nasıl olduğunu anlatacağım ama şunu bilsinler; emsalimiz olan C16 belediyeleri içerisinde özel kalem bütçesi, basın yayın bütçesi ve temsil ağırlama bütçesi en az olan belediye biziz. AK Partililere de bakacaklar, CHP’lilere de bakacaklar, Odunpazarı’na da bakacaklar ve o rakamları görecekler. Basın yayında diyor ki: "Bu kadar iş yaptınız, bu kadar masraf ettiniz; bu sosyal medyada ne paylaşıldı, ne görüldü, ne oldu, gücünüz nedir?" Şunu söyleyeyim size; Odunpazarı Belediyesinin sosyal medya görüntüleri son 90 günde, 6 Ocak ile 5 Nisan arasında 4.492.249 kişiye ulaşmış. Peki belediye başkanı Kazım Kurt’un sosyal medyalarının görüntülenmesi ne? 8.376.502.

Buradan biz boş konuşmuyoruz, pek çok konuda sistem kurduk. Artık her şey dijital; telefonun içinde günlük personel hareketleri var. Bugün şu anda Odunpazarı Belediyesinde 1.649 şirket çalışanı var, 369 memur var. Kadrolu işçiyle beraber toplamda 2.018 personel çalışıyor. Bu personelin derdi ne? Kaçı basın yayında, kaçı bilgi işlemde, kaçının icra dosyası var, kaçının izni var, kaçının raporu var; biz bunların hepsini biliyoruz. Niye? Çünkü kurmuş olduğumuz dijital sistem Türkiye’de ödül aldı. Bizimle hiçbir alakası olmayan Meclis Dergisi adı altındaki bir dergi, Türkiye’nin en başarılı dijital programı olarak bizi seçti ve arkadaşlarımız İstanbul’a gidip ödül aldı. O nedenle bunu geçeceğiz.

Evet, çok şikâyet var, çok talep var. Şimdi şikâyet ayrı, talep ayrıdır. Şikâyet "bu işi yanlış yaptınız" demektir; talep ise "şu işi yapmanızı istiyoruz" demektir. Konuştukları bütün kümülatif veriler Temizlik İşleri Müdürlüğü ile ilgili gelmiş. Bunu bir şikâyet sayarsanız bu şikâyettir ama bu şikâyet değil, moloz alımı hakkındadır. Bize yazı yazmışlar; "molozumu alın" diye. Molozu alıyoruz çünkü bir sistem geliştirdik. Evden çıkan molozlar ve evsel atıklar ortada kalıyordu. Temizlik işlerinin onu alma zorunluluğu yok, biz sadece evsel atıkları almakla yükümlüyüz.

Şu anda bir sistem kurduk. Bu sistemle 5 çuvala kadar olan molozu ücretsiz, 5 çuvalın üzerindekileri de çuvalına göre parasını almak suretiyle evden alıyoruz. Vatandaş da "Bunu al." diyor. Yine başka bir şikayet saydıkları; ağaç budama talebi. Demiş ki "Bahçemde ağaç var, gel buda.". Gitmişiz budamışız. Yine oyun grubu tamiratı, konteyner tamiri gibi... Bunların hepsini şikayet olarak saymamak lazım.

Ben Temizlik İşleri Müdürlüğümüzün ve Fen İşleri Müdürlüğümüzün başarılı olduğunu düşünüyorum. Emsal belediyeler içerisinde yapmış olduğumuz çalışmalarda bizim takdir gördüğümüzü görüyorum. Nereden görüyorum? Kamuoyu yoklamalarından, anketlerden ve halkla yapmış olduğumuz yüz yüze görüşmelerden. Herkesin şikayeti olur temizlikten; çünkü evinin önü temiz değilse şikayet eder. Ama bu, Temizlik İşleri'nin başarısız olduğunu göstermez. İddia ediyorum, Temizlik İşleri Müdürlüğümüz Türkiye'de en başarılı belediyelerin başında gelir.

Şimdi eleştirilerle ilgili gerek Uğur Bey, gerek Saffet Bey, gerekse Cenk Bey somut rakamlar koydu, somut hizmetler koydu faaliyet alanında. Emre Bey'in anlattıkları da net; yani biz hangi faaliyeti nasıl yapmışız, niçin yapmışız, bunları koydu. Ama karşı tarafın eleştirilerinin tamamı gerçekten politik. Odunpazarı'nı tanımadan, Odunpazarı Belediyesi'nin işleyişini de bilmeden yapılan konuşmalar.

Bu nedenle biz yatırımlarda eksik kaldık. Niye? Tasarruf genelgesi var, diyor ki "Yatırım yapma.". Biz bu yatırımı yapmadığımız zaman ne oldu? Mevcut o yatırım için ayırdığımız bütçe kullanılmadı. O bütçeyi başka bir yere aktarıp orada harcamanın gereği yoktu. Doğru işi yaptık. "Mali disiplin, mali disiplin" diyoruz; o disiplinle bunu geri gönderdik.

2026 bütçesini yaparken de bunları dikkate alarak yaptık. Şu anda geldiğimiz noktada yapmış olduğumuz yatırımların bir kısmı 2025'te bitmedi. Bitmediği için de 2026'ya sarktı. 2026'da Temizlik İşleri şantiyemiz devam edecek; Alzheimer merkezimiz bitecek, Örnek Köy bitecek, Mısır Kurutma Tesisi bitecek, 2. GES bitecek. Ama bunların bitmemesinin ya da gecikmesinin sebebi ne? İzin almakta zorlanıyoruz. Başladığımız iş için tasarruf genelgesine uygun olarak izin verilip verilmemesini araştırıyoruz. Müracaatlarımızda bir araç alımı için, bir belge için ancak 6 ayda izin alıyoruz.

Şimdi bütçemizde gerçekten artılar var, gerçekten farklı uygulamalar var. Şu 2024 yılı Özel Kalem ve Basın Yayın bütçeleri ile ilgili nisan ayında konuşacağız ama şimdi bir iki örnek vereyim, arkadaşlar nisana çalışıp gelsinler. 2024 yılı Sultanbeyli Belediyesi; İstanbul AKP, nüfusu 360.000. Odunpazarı'nın 430.000. Temsil ve tanıtma giderleri 127.558.298 lira. Sultanbeyli'nin özel kalemi 30.336.703 lira, basın yayın ve halkla ilişkiler 107.539.944 lira. Bu üçü 300 milyon lira yapıyor. Odunpazarı'na gelelim: Temsil tanıtma gideri 21 milyon lira, özel kalem 27 milyon lira, basın yayın ve halkla ilişkiler 27 milyon lira. Buna göre herkes bir değerlendirme yapacak. Diğerlerini de sayarım sonra o sırası geldiği zaman. Bizim anlatmaya çalıştığımız bu ne yazık ki.

Şimdi köylerle ilgili; bütün köylerin adını sayarak, köylere mektup yazarak siyaset yapmanın yeri burası değil. Köye gideceksiniz. Köye gideceksiniz, köyde insanların elini sıkacaksınız, halini hatırını soracaksınız. O geçen sene 10 ineği varken bu sene 5'e düşen adamın gerekçesini dinleyeceksiniz ya da derdini dinleyeceksiniz. Geçen sene köyde 300 koyun varken bu sene 100'e düşmüş, bunu soracaksınız.

Geçen yıl kaç köyün okulunu açtınız ya da kaç köyde okul yok, onu soracağız. Yine geçen yıl Odunpazarı'nın 50 köyünün kaçında imam vardı, kaçında imam yoktu, bunu da göreceksiniz. Köye gitmeyince görmezsiniz onu. Biz gidiyoruz, görüyoruz, anlatıyoruz ama bu varlık sebebi din olan, muhafazakar bir partiyim diye ülkeyi 23 yıldır yöneten iktidar, köye camiye imam göndermiyor. Şu anda köylerimizin yarısında imam yok. Bunu çok net bilsinler ama köye gidince bilirler onu; köye gitmezlerse bilemezler.

Yatırıma yönelik müdürlüklerin harcamalarına bakarsak başarısızlar diyor. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki tek fark bu. Çok para harcamak çok büyük yatırım yapmak değil, doğru yatırım yapmak, parayı doğru yere harcamak ve parayı radikal bir ortamda ekonomik olarak kullanmak. O nedenle aramızdaki fark bu. Hele hele kültürel çalışmalar çok fazla demesi zaten olaya bakışın bence ana unsuru.

Şimdi ikinci fasılda siyaset tarafı da önemli tabii. Politika yapacağız, elbette yapacağız, politikacıyız. Şimdi arkadaşlar, bu yargılama düzeni, bu idari düzen böyle devam ettiği sürece bizim dava sayılarımız çoğalacaktır. Hobi bahçelerinin yıkılmasıyla ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün gönderdiği dosyalar işleme kondu, yıkım kararları alındı, hepsi İdare Mahkemesi'ne dava açtı, yürütmeyi durdurma kararı aldı. 175 dava var, burada bizim bir tasarrufumuz yok, biz sadece savunmadayız ama kabardı. Yine dediği gibi dava açılmış personel İş Mahkemesi falan, şu an İş Mahkemesi'nde açılan dava sayısı 13. Yani İş Mahkemesi'ndeki dava sayısı 13. İşçimizle ya da çalışanımızla bir davamız yok, bir sorunumuz yok.

Ama birçok konuda belediye başkanının uzlaşma yetkisi yok. 5.000 TL’yi geçti mi ya meclis karar verecek ya davalık olunacak. O nedenle de bu kamulaştırmasız el atmalarda, trafik kazalarında ya da diğer konularda mutlaka davalık olmak gerekiyor. Başka türlü belediyenin bir belge olmadan "evet gel sana şu kadar para ödedim" deme şansı yok. Dolayısıyla dava sayısının çokluğunun sebebi budur.

Bizim yine bu siyaset tarafına gelecek olursak, siyaset çok önemli bir iştir, siyaset ciddiye alınmalıdır. Demokrasi diyorsak 2023 seçimlerinde "biz birinci partiyiz" diyen parti, o seçimden 7 ay sonra yapılan belediye seçiminde ikinci parti konumuna düşüyorsa istifa etmelidir. Kusura bakmayın "ben yapamadım halkın güveni kayboldu" demelidir. E sen şimdi ona itiraz et, buna itiraz et, ne zaman bırakacaksın bunu? Halkta destek bitmiştir. 2023’te verilen destek 2024’te, 7 ay sonra kesilmiştir. Bu desteğin kesildiğini gördüğü anda iktidarın bırakması gerekir, erken seçime gidilmesi gerekir. Erken seçime gitmek için de bizim cumhurbaşkanı adayımızın bırakılması gerekir. Haksız bir biçimde diplomanın iptali hukuki güvenceyi bitirmiştir. 30 yıl önce alınan bir idari karar, 30 yıl sonra "senin bir kusurun yok ama ben yanlış yapmışım, dolayısıyla senin diplomanı iptal ediyorum" demek kadar hukuka aykırı bir şey yoktur. Başvuruları yapmışlardır, başvurular üniversite tarafından incelenmiştir. O incelemeye göre "evet bu insanlar naklen gelebilir" denmiştir ve orada idari işlem kesinleşmiştir. 35 yıl hiç kimse dava açmamış, 35 yıl hiç kimse bu idari işlemde bir sakatlık var dememiştir.

Ama Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayıyım diye arenaya çıktığı zaman bu diplomayı iptal etmişler. Mahkemeler haksız bir biçimde yürütmeyi durdurma istemini reddetti. İlk derece reddetti, istinaf reddetti çok acele çok hızlı. Şimdi herhalde Danıştayda bir hukuk yaratılacaktır ama hukuk ve mahkeme kararlarını hiçe sayan bir iktidar karşısında Danıştay doğru bir karar verse ne olacak? Uygulayacaklar mı o da şüpheli. Çünkü Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadılar, AİHM kararlarına uymadılar. Bu nedenle Türkiye bir bunalıma girdi, şu anda bir kaos ortamındayız.

Dünyada savaş var, dünyada belki de 3. Dünya Savaşı oluyor. Trump önüne gelen ülkeye saldırıyor, önüne gelen lidere saldırıyor. Türkiye'den bir tek itiraz gelmiyor. İslam ülkeleri birbirini yiyor, İslam ülkeleri İran'a destek vereceklerine Amerika'ya destek veriyorlar. Türkiye de ağzını açıp bir şey diyemiyor. Türkiye kötü yönetiliyor. Türkiye kötü yönetildiği için burada enflasyon denetlenemiyor. Hürmüz Boğazı'ndan gelen petrolle Türkiye'nin çok doğrudan ilgisi yok ama mazotun fiyatı oldu 90 TL. Benzine 5 kuruş zam geliyor, mazota 5 TL zam geliyor; bunu çözmek mümkün değil.

Savaş bahane olamaz, çevremizdeki karışıklık bahane olamaz. Ukrayna ile Rusya savaşıyor, ikisi birbirini bombalıyor. Birinde enflasyon %9, birinde %11. Türkiye uçuyor, enflasyon resmi rakamlara göre %32. Bunu hiç kimse anlatamaz. Bunu hiçbir politikacı biz doğru yapıyoruz diyemez. Her gün cebinizden %32 para eksiliyor demektir. O nedenle kötü yönetim içindeki bir ülkede Odunpazarı Belediyesinin bütçesini fazla vermesi, borcunun olmaması, maaşların tıkır tıkır ödenmesi, gereken yatırımların zamanında yapılması bir başarıdır.

O başarının da zaten örneklerini gösteriyorlar. İşte kamuoyu yoklamalarında, anketlerde memnuniyet oranı, başarı oranı en yüksek belediyelerden sayılmaktayız. 2025 yılında yapılan 2-3 kamuoyu yoklamasında biz hep ilk 5'in içinde olduk, bazılarında 1. olduk. Bu halkın bizden memnuniyetini gösterir. Sokakta rahat rahat tek başıma gezebiliyorsam halkın bizden memnuniyetini gösterir. AK Partililer ne derse desin, bu bizi korkutmaz. Bu nedenlerle bu faaliyet raporunun yazılmasını, bu faaliyet raporunun hazırlanmasını gerçekleştiren bütün çalışan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Faaliyet raporunun gerçekleşmesi için alanda fiilen çalışan bütün işçilerimize, bütün yöneticilerimize gerçekten teşekkür ediyorum; bizim yüzümüzü kara çıkarmadılar. Bundan sonra da çıkarmayacaklarına inanıyorum ve bütün meclis üyelerimize teşekkür ediyorum."