Türkiye Cumhuriyeti Eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal Eskişehir'de konuştu. Ünal şu ifadeleri kullandı:
“Sağlık, huzur ve bereket dolu bir akşam diliyorum. AK Parti Eskişehir İl Başkanlığımız tarafından düzenlenen bu anlamlı iftar sofrasında sizlerle bir arada olmaktan büyük bir onur duyuyorum.
Efendim, Allah tuttuğumuz oruçları makbul etsin. Ramazan-ı Şerif'i bereketiyle inşallah bizlere de nasiplendirsin. Konuşmama üzerimdeki bir selamı sizlere ileterek başlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Genel Başkanımızın hepinize çok selamları var efendim.
Bugün burada AK Parti'nin kurulduğu günden bugüne bir arada siyaset yapmış, acı tatlı birçok hatırayı paylaşmış, birçok engeli beraber aşmış güzel insanlarla beraberiz. Değerli arkadaşlar, konuşmama bir ilkesel cümleyle başlamak istiyorum. Biz 1000 yıldır bu topraklardayız. Eskişehir de bizim bu topraklardaki hikayemizin başladığı yerlerden birisidir.
Bizim geleneğimizde, bizim siyaset anlayışımızda siyaset statü ile yapılmaz, siyaset şahsiyetle yapılır. O yüzden dava adamının eskisi yenisi olmaz; dava adamı dava adamıdır. Biz siyaseti yaparken bize verilen statüleri bir görev ve sorumluluk olarak görürüz. Bir mevki ve makam olarak değil, bir görev ve sorumluluk olarak görürüz.
Şimdi yola çıktığımız günden beri birlikte olduğumuz, 23 yıldan beri beraber yol yürüdüğümüz arkadaşları burada görüyorum. İl başkanlarımızı görüyorum, ilçe başkanlarımızı görüyorum. Her biri bu bayrak yarışında bayrağı aldı, layığıyla taşıdı ve sonra arkadaşına bıraktı. O yüzden biz statüye bağlı siyaset yapmayız, bunun altını çizerek söylüyorum. Biz varlığımıza, kıymetimize, anlamımıza, kişiliğimize, karakterimize ve şahsiyetimize bağlı siyaset yaparız. Bunu en baştan ifade etmemin amacı şudur. Bizim vefayı anlamak için önce bu ilkeyi koymamız lazım. Çünkü vefa statüye değil, vefa kişiliğedir, vefa şahsiyetedir, vefa insanlığadır arkadaşlar.
Peki vefa nedir? Vefa samimiyettir, vefa hasbiliktir, vefa sahiciliktir. Şimdi dürüstlük nedir diye soruyorlar da bir tanesi diyor ki dürüstlük, komşunun tavuğunu çalmamak değildir. Dürüstlük insanın kalbindeki, zihnindeki olanı söyleme cesaretidir. Eskilerin ifadesiyle içi dışı bir olmaktır dürüstlük. Bizim siyasetimiz tam da bu dürüstlük üzerine kuruludur.
Bakın, bizim il başkanlıklarımızda Cumhurbaşkanımızın bir cümlesi vardır. Siyasetin tek limanı vardır o da ahlaktır cümlesi yazar bizim il başkanlıklarımızda. Ahlak nedir? Ahlak yapılabilir olan her şeyi yapmamaktır. Ahlak bize yapılabilir olan şeylerden hangisini yapmanın meşru, hangisini yapmanın gayrimeşru olduğunu söyler.
Şimdi 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanımız tarihe altın harflerle yazılacak bir ahlaki duruş sergiledi. Neydi o? Bütün herkes Suriyeliler gitsin derken Cumhurbaşkanımıza 2023 seçimlerinden önce sordular. Dediler ki Suriyelileri gönderecek misiniz? Popülizm yapmadı. Ahlaki insani duruşunu, kalbinde ve zihninde olanı açıkça söyledi. Ne dedi? "Onlar bizim kardeşlerimizdir, biz onları ölüme gönderemeyiz" dedi. Ne pahasına dedi? Seçimi kaybetme pahasına bunu söyledi. Neden? Çünkü bizim ahlakımızda her şeyi kaybet ama şahsiyetini kaybetme, ahlakını kaybetme, kişiliğini kaybetme, insanlığını kaybetme düsturu vardır.
O yüzden vefaya buradan bakmak gerekir. Vefaya bu insanlık dairesinden bakmak gerekir. Bugün burada bizi bir arada tutan şey kardeşliğimizdir, bu topraklarda verdiğimiz mücadeledir. Bugün her zamankinden daha çok bir gerçekle kardeşlerim yüz yüzeyiz. Bugün bölgemiz adeta bir ateş çemberine dönmüşken her zamankinden daha çok AK Partili kadrolara ihtiyaç var. Her zamankinden daha çok vefaya, her zamankinden daha çok bu dava adamlarına ihtiyaç var. Ve her zamankinden daha çok Recep Tayyip Erdoğan'a bugün ihtiyacımız var kardeşlerim.
Onun liderliğine, onun vizyonuna, onun diplomaside yürüttüğü dahiyane dış politikaya ihtiyacımız var. O masada bizi ve bölgeyi temsil edecek liderliğine ihtiyacımız var. Ramazan-ı Şerif'imiz hayırlara vesile olsun. Yemekte sizleri daha fazla tutmayacağım. Bugün Eskişehir'de olmaktan, sizlerle birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duydum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Rabbim bizi Ramazan'a eriştirdiği gibi inşallah bayrama da kavuştursun. Afiyet olsun, kalın sağlıcakla kardeşlerim.”





