Odunpazarı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Salim Alper Kayar şu ifadeleri kullandı;
"20 yıldır vergi levhası olan, mesleğinin mutfağında yetişmiş ve meslek örgütünün meclis üyesi olarak sizlere; esnafın, tüccarın ve sanayicinin yaşadığı bunalımdan bahsetmek istiyorum.
Bakın arkadaşlar, 2025 yılında Eskişehir’de 3.000 işyeri kapandı. Yine 2024 yılında karşılıksız çek tutarı 48 milyon TL iken, 2025 yılında bu rakam %94 artarak 100 milyon TL’ye yaklaşmıştır. Söylediğim bu sayılar size basit ve sıradan geliyor olabilir. Fakat ben, bir ticaret erbabı olarak işin diğer tarafından sesleniyorum sizlere.
Ayrıca şunu da özellikle belirtmek istiyorum: Yukarıda verdiğim bu sayılara benim iki işyerim de dâhil. Yani ben, bir yıl içerisinde iki şubesini kapatmak zorunda kalmış bir tüccar olarak karşınızdayım. Bunun sorumlusu da sizlersiniz.
Bu kapanan ya da batan işyerlerine işçi açısından baktığımızda; kaybolan gelir, sağlık güvencesinin ortadan kalkması, ailesine karşı yaşanan mahcubiyet, işverene güvenilerek yapılan borçlanmalar ve bunun beraberinde getirdiği psikolojik sorunları görüyoruz.
İşveren açısından baktığımızda ise; yığınla birikmiş milyonlarca liralık borçlar, yıkılan hayaller, ağır psikolojik sorunlar ve kamuoyundan da takip ettiğiniz üzere maalesef intihar vakaları ile sağlık problemleri karşımıza çıkıyor. Sanırım yaşananların sadece rakamlardan ibaret olmadığı artık daha net anlaşılıyor.
Peki, sanayicinin, tüccarın ve esnafın bu hale gelmesinin sebepleri nelerdir? Elbette ki merkezi hükümetin uyguladığı yanlış ekonomik politikalar… Krediye ulaşılamaması, yüksek faiz oranları, vergi affının olmayışı gibi daha pek çok neden sayabiliriz.
Kredi demişken… Geçtiğimiz aylarda televizyonlarda, her tüccara 1,5 milyon TL, 6 ay ödemesiz ve %33 faiz oranıyla sözde bir “destek paketi” sunulduğuna dair haberler yapıldı. Peki bu sözde destek paketi neydi biliyor musunuz değerli arkadaşlar?
Vad edilen kişi başına 1,5 milyon TL kredi desteği iken, gerçekte banka şubesi başına 1,5 milyon TL verilmişti. Yani devlet bankalarına, “Bu parayı al, portföyündeki tüccara idareli şekilde dağıt” denildi. İşin aslı buydu. Bir şubede en az 300 tüccar olduğunu düşündüğümüzde, 1,5 milyon TL’yi 300’e bölmek demekti bu. Yani ortada gerçek anlamda bir kredi falan yoktu.
Bunu ben bir tüccar olarak biliyorum. İçimizde AKP’li tüccar arkadaşlar da var, onlar da gayet iyi biliyor. Ancak dışarıdaki sade vatandaşımız bunu bilemeyebilir.
Buradan sonra söyleyeceklerim elbette siyasi kimliğimle olacaktır. Bu kandırmacayı; belediye meclis üyesi arkadaşlarım ve parti örgütlerimizle birlikte, sorumluluğumuzda bulunan 85 mahalleyi ziyaret ederek sade vatandaşlarımıza anlattık. Bunların yalan olduğunu, itibar edilmemesi gerektiğini, insanlarımızın rakamlarla bir illüzyon yaratılarak kandırılmaya çalışıldığını, bunun tamamen siyasi bir göz boyama olduğunu ifade ettik ve etmeye de devam ediyoruz.
Neyse ki Kazım Başkanım, ülkenin geldiği bu durumu, ekonomik darboğazı ve tüccarımızın, esnafımızın, sanayicimizin yaşadığı problemleri kendilerinden kaynaklı olduğunu biliyor; hatta bunu itiraf da ediyorlar. Ancak pervasızca, bu durumu düzeltebilecek tek iradenin de kendileri olduğunu zannediyorlar. Bunu söylerken hiç utanmıyorlar diyeceğim ama geçtiğimiz aylarda kendi milletvekilleri çıkıp “Evet, utanmıyoruz” demedi mi? Ben bu utanmazlığı kamuoyunun vicdanına bırakıyor, hepinize saygılar sunuyorum."





