TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’den yurt dışına gönderilen tarım ve gıda ürünlerinin sınır kapılarından geri çevrilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Pestisit kalıntıları ve küf kaynaklı zararlı maddelerin gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirten Güder, denetimlerin yalnızca hasat sonrasında değil, üretimin ilk aşamasından itibaren yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Pestisitlerin tarımsal üretimde yaygın olarak kullanıldığını ifade eden Güder, bu maddelerin doğru zamanda, doğru dozda ve uygun yöntemlerle uygulanmasının önemine dikkat çekti. Uygulama sonrasında ürünün ne zaman hasat edileceğinin de belirleyici olduğunu kaydeden Güder, bu kurallara uyulmasının pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en düşük seviyeye indirmeye yardımcı olacağını belirtti. Güder, gıda güvenliğinin tarladan başladığını ve ürünün üretim aşamasından tüketiciye ulaşmasına kadar bütün süreçlerin izlenebilir ve denetlenebilir olması gerektiğini vurguladı.

Bitkilerde görülen hastalık ve zararlılarla mücadelede farklı pestisit türlerinin kullanıldığını aktaran Güder, mantar kaynaklı hastalıklarla mücadelede fungisitlerin, akarlarla mücadelede akarisitlerin, yabancı otların kontrolünde ise herbisitlerin tercih edildiğini söyledi. Pestisitlerin kontak ve sistemik etkili olmak üzere iki gruba ayrıldığını belirten Güder, kontak etkili maddelerin bitkinin uygulandığı yüzeyinde etkili olduğunu, sistemik etkili maddelerin ise bitki tarafından emilerek farklı dokulara taşınabildiğini ifade etti. Bu nedenle kullanılan ürünün özelliklerinin bilinmesi ve uygulamanın buna göre yapılması gerektiğini kaydetti.

Avrupa Birliği'nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerine de değinen Güder, 2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye menşeli tarım ve gıda ürünleri hakkında 270 bildirim yapıldığını, bunların 197'sinin sınır reddiyle sonuçlandığını söyledi. Ekim ayına ilişkin verilerin henüz tam olarak açıklanmadığını belirten Güder, Türkiye'den gönderilen ürünleri en fazla reddeden ülkeler arasında Bulgaristan, Almanya ve Fransa'nın bulunduğunu aktardı. Sınırda geri çevrilen ürünler arasında kuru incir, kuru kayısı, Charleston biber, domates, nar ve Antep fıstığının öne çıktığını ifade etti.

Taze meyve ve sebzelerde daha çok pestisit kalıntılarıyla karşılaşıldığını belirten Güder, kuru incir, kuru kayısı ve Antep fıstığı gibi ürünlerde ise aflatoksin ve okratoksin A gibi mikotoksinlerin sorun oluşturabildiğini söyledi. Bu maddelerin bazı küfler tarafından üretildiğini kaydeden Güder, özellikle hasat sonrasındaki depolama koşullarının önemine dikkat çekti. Sıcaklık ve nem koşullarının uygun olmadığı depolarda küf oluşabileceğini belirten Güder, bu oluşumların her zaman gözle fark edilemediğini ve ürünlerin sınır kapılarında laboratuvar analizlerine tabi tutulduğunda ortaya çıkabildiğini ifade etti. Avrupa Birliği tarafından belirlenen sınır değerlerin aşılması durumunda ürünlerin geri çevrildiğini aktardı.

Pestisit kalıntılarına ilişkin örnek veren Güder, Türkiye'den Bulgaristan'a gönderilen bir parti Charleston biberin kullanılmaması gereken bir etken madde tespit edilmesi nedeniyle geri çevrildiğini söyledi. Aynı ürünün dört ay içerisinde üç kez sınırda analiz edilerek reddedildiğini belirten Güder, bu durumun üretim aşamasındaki uygulamaların ve denetimlerin önemini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Sınırdan geri çevrilen ürünlerin yalnızca üreticiyi değil, ülke ekonomisini ve Türkiye'nin uluslararası ticaretteki itibarını da etkilediğini ifade eden Güder, üreticinin emeğinin boşa gittiğini, nakliye ve üretim maliyetlerinin arttığını belirtti. Bu sorunların önlenmesi için üreticinin ekim veya dikim aşamasından itibaren teknik destek alması gerektiğini vurgulayan Güder, ziraat mühendislerinin bitkinin gelişimi, yapraklanması, çiçeklenmesi ve hasat sürecinde düzenli kontroller gerçekleştirmesinin önem taşıdığını söyledi.

Tarım danışmanlığı sisteminin de güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, mevcut sistemin yeterince etkin yürütülmediğini savundu. Üreticilerin her aşamada teknik destek almasının sorunların erken tespit edilmesini sağlayabileceğini belirten Güder, kamu kuruluşlarının sahadaki çalışmalarını artırması gerektiğini ifade etti. Denetimlerin hasat ve depolamayla sınırlı kalmaması gerektiğine de dikkat çeken Güder, ürünlerin taşınması sırasında sıcaklık ve nem koşullarının kontrol edilmemesinin mikotoksin oluşumu riskini artırabileceğini söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile il ve ilçe tarım müdürlüklerinin sahada çalışmalar yürüttüğünü ancak mevcut sorunların devam etmesinin denetim süreçlerinde geliştirilmesi gereken alanlar bulunduğunu gösterdiğini belirten Güder, laboratuvar analizlerinin artırılmasını ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını istedi. Tüketicilerin hangi ürünlerde ne tür sorunlar tespit edildiğini düzenli olarak öğrenebilmesi gerektiğini ifade eden Güder, gıda güvenliğinin üreticiden denetim kuruluşlarına kadar bütün tarafların sorumluluklarını yerine getirmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.