CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;
“Bugün burada yalnızca bir güvenlik politikası tartışması yapmak için değil; aynı zamanda nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğimizi, nasıl bir devlet anlayışını savunduğumuzu konuşmak için bir aradayız. Çünkü biz biliyoruz ki güvenlik meselesi yalnızca sınırları korumak değildir. Güvenlik; bir çocuğun tok yatmasıdır, bir kadının korkmadan sokakta yürüyebilmesidir, bir gencin geleceğe umutla bakabilmesidir. Güvenlik, yurttaşın devlete güven duyabilmesidir.
Cumhuriyet Halk Partisinin güvenlik vizyonu tam da bu noktada ayrışır. Biz güvenliği özgürlükten koparamayız; adaletten ayırmayız, demokrasinin dışına itmeyiz. Güvenliği baskının değil özgürlüğün, korkunun değil huzurun teminatı olarak görürüz. Çünkü biliyoruz ki adalet yoksa güvenlik yoktur; demokrasi yoksa huzur da yoktur. Hukukun olmadığı yerde güvenlik değil, yalnızca keyfiyet vardır.
Bugün dünyanın içinden geçtiği süreç, güvenlik kavramını kökten değiştirmiştir. Artık tehditler yalnızca sınırlarımızda değil; ekonomik kırılganlıklarda, toplumsal kutuplaşmada, dezenformasyonda, siber saldırılarda ve düzensiz göçte karşımıza çıkıyor. Gelir adaletsizliği, işsizlik, umutsuzluk ve kurumsal erozyon da birer güvenlik meselesi hâline gelmiştir.
Bu nedenle partimizin güvenlik politikası; insan onuruna yakışır yaşamı, sosyal adaleti, hukukun üstünlüğünü ve toplumsal barışı ulusal güvenliğin ayrılmaz parçaları olarak görür. Çünkü toplumsal barışın olmadığı yerde kalıcı güvenlikten söz edilemez. Elbette ulusal savunma da bu bütünün vazgeçilmez bir parçasıdır. Aynı şekilde iç güvenlik anlayışımız da yalnızca suçla mücadele değil, suçu doğuran koşullarla mücadeleyi de içerir. Yoksullukla mücadele, eğitimde eşitlik, fırsat adaleti ve sosyal devletin güçlendirilmesi kalıcı güvenliğin temel taşlarıdır. Çünkü biliyoruz ki adaletsizliğin olduğu yerde suç büyür, eşitsizliğin olduğu yerde huzur zayıflar.
Bugün ayrıca çok kritik bir başlık daha var: Siber güvenlik ve dijital egemenlik. Artık devletlerin sınırları sadece toprakta değil, veri dünyasında da korunmaktadır. Bilginin güvenliği en az sınır güvenliği kadar hayati hâle gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi bu alanda da hem ulusal kapasiteyi artırmayı hem de yurttaşların mahremiyetini güvence altına almayı esas alır. Dijitalleşmenin getirdiği risklere karşı güçlü, bilinçli ve hazırlıklı bir devlet yapısını hedefler.
Cumhuriyet Halk Partisinin yaklaşımı çok nettir. Güvenlik; korku üreten değil, güven veren bir devlet anlayışıyla sağlanır. Baskıyla değil, hukukla sağlanır. Kutuplaşmayla değil, toplumsal barışla sağlanır. Güvenlik ancak demokratik, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla kalıcı hâle gelir. Bizim hedefimiz yurttaşın devletten korkmadığı, aksine devletin güvencesi altında hissettiği bir Türkiye’dir.
Şimdi bu çerçevede hem ulusal savunma hem de vatandaş güvenliği başlıklarını daha derinlemesine ele almak üzere çok değerli Genel Başkan Yardımcımız Yankı Bağcıoğlu’nu dinleyeceğiz. Kendisinin değerlendirmelerinin, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güvenlik meselelerine ışık tutacağına ve hepimize yeni bir perspektif kazandıracağına inanıyorum. Bugünkü buluşmanın; ortak aklı büyüten, çözüm üreten ve Türkiye’nin daha özgür, daha güvenli ve daha adil bir geleceğine katkı sunan verimli bir tartışma zemini oluşturmasını diliyorum.
Genel Başkan Yardımcımız Sayın Yankı Bağcıoğlu’na bir kez daha teşrifleri için yürekten teşekkür ediyorum. Bir teşekkürü de bu salonu hıncahınç dolduran, Türkiye’nin milli güvenlik meselesine kayıtsız kalmayan, burada bu sunuma ilgi gösteren siz değerli konuklarımıza yapıyorum.”