Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi TİS Hukuk Sekreteri Musa Demiral şu ifadeleri kullandı:
"Emekliye açlık, yandaşa saltanat; bu yağma düzeni yıkılacak.
Ülkemizde emeklilik; iktidarın bilinçli tercihiyle, onurlu ve güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarıldı. Sefalete mahkûmiyetin adı haline getirildi.
Bugün milyonlarca emekli; yoksullukla, borçla, sefalet ve barınma kriziyle boğuşuyor. Bunun nedeni; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır. Ülkemizde emeklilik, artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıktan ölmemek mücadelesidir.
Yıllarca çalışmış, üretmiş ve bu ülkenin değerlerini yaratmış emeklilerin; insanca yaşam hakları ile talepleri yok sayılıyor. Sarayın tek adam rejim programı; sosyal devleti tamamen tasfiye etmiştir. Kamusal tüm kaynakları, sermayeye ve ayrıcalıklı yandaş kesime aktarmıştır. Emeklileri ise cezalandırılması gereken bir “yük” olarak görmüştür. Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir.
BESAR’ın son Aralık ayı verilerine göre; açlık sınırı 39 bin, yoksulluk sınırı 97 bin ve bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 64 bin lirayı geçmiştir. 17 milyona yakın emeklinin beş milyonu, 16 bin 881 lira gibi bir sefalet aylığına mahkûm edilmiştir. Yetim, dul, engelli ve yaşlılık aylığı ise bunun yarısının altında kalmaktadır.
Emeklilere fiilen “aç kal”, “çok yaşama artık öl”, “mücadele etme, konuşma, sus artık” deniyor. Bu, emeklilerin onurlu ve insanca yaşam haklarına yönelik açık bir saldırıdır.
Ocak 2026’da; işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına yüzde 12–13, memur emeklilerine ise yüzde 18’ler bandında artış öngörülmektedir. Bu bir artış değil, yoksulluğun güncellenmesi ve sefaletin kalıcı hâle getirilmesidir. Tüm bu yıkım yaşanırken, üst düzey bürokratlar için 30 bin liraya varan seyyanen artışlar gündeme getirilmiş, kamuoyu tepkisi üzerine şimdilik bundan vazgeçilmiştir. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve üst bürokratların 2026 Ocak ayı yüzde 20’lik maaş artışları 45 bin lirayı aşmaktadır. Emeklilere gelince ise “para yok” ve “bütçe disiplini” denilmektedir. Bu adaletsiz gelir dağılımını kesinlikle kabul etmiyoruz.
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak taleplerimiz açık ve nettir:
Tüm emeklilerin maaşlarına derhal 20 bin lira seyyanen zam yapılsın.
Bu artış, kök maaş oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın.
En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlensin; ardından yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması için yasal düzenleme yapılsın.
Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin ve refah payı eklensin.
Sağlıkta soyguna son verilerek katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın. Kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin.
Emeklilerin toplu sözleşmeli sendika hakkı derhal yasal güvence altına alınsın.
Dilenci değil, emekliyiz. Sadaka değil, gasp edilen hakkımız olanı istiyoruz.
Ülkemizi yönetenlere çağrımızdır; açlık ve yoksulluk verileri açık ve nettir. Tüm yetki Cumhurbaşkanındadır. Taleplerimizin derhal yerine getirilmesini istiyoruz. Adaletli gelir dağılımı sağlanana dek; Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve üst bürokratların maaşlarında hiçbir artış yapılmamalıdır.
Bütün emeklilere de çağrımızdır; insanca yaşam haklarımız, taleplerimiz ve demokratik Türkiye mücadelemizde hep birlikte örgütlü olduğumuzda, hiçbir siyasi iktidar bizleri yok sayamaz.
Çare biziz. Çare, örgütlü gücümüzdür. Birleşe birleşe, birleşik mücadeleyi büyüterek mutlaka bizler kazanacağız.”





