Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın, Avrupa'da özellikle Almanya'da yaşanan KOBİ nesil devri sürecinin Türkiye açısından önemli bir teknoloji edinim fırsatı sunduğunu belirterek, "Türkiye Stratejik Teknoloji Edinim Programı" adını verdiği yeni bir model önerdi. Yalçın, teknoloji odaklı şirketlerin Türk sermayesiyle buluşturulmasının Türkiye'nin kalkınma sürecine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.

Avrupa sanayisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade eden Yalçın, Türkiye'nin bu süreci yalnızca izleyen değil, yön veren ülkeler arasında yer alması gerektiğini belirtti. Hazırladıkları önerinin siyasi bir söylemden değil, Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu demografik ve ekonomik gerçeklerden doğduğunu dile getiren Yalçın, "Avrupa'nın yaşadığı demografik dönüşüm, Türkiye açısından tarihi bir kalkınma fırsatına dönüşebilir. Biz Avrupa'nın sorununu çözmeye değil, Türkiye'nin geleceğini inşa etmeye talibiz." dedi.

Almanya'da yüz binlerce işletmenin önümüzdeki yıllarda sahip değişikliği sürecine gireceğini belirten Yalçın, Alman Kamu Kalkınma Bankası KfW'nin verilerine göre 2029 yılı sonuna kadar yaklaşık 545 bin işletmenin yeni sahip arayacağını, 569 bin işletmenin ise halef bulunamadığı için faaliyetlerini sonlandırmayı planladığını söyledi. Avrupa Komisyonunun da işletme devirlerini rekabet gücü açısından kritik gördüğünü ifade eden Yalçın, bu sürecin Türkiye açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu kaydetti.

Türkiye'nin bugüne kadar daha çok yatırım çekmeye odaklandığını söyleyen Yalçın, yeni dönemde asıl hedefin teknoloji edinmek olması gerektiğini belirtti. Bir şirket satın almanın yalnızca makine almak anlamına gelmediğini vurgulayan Yalçın, "Bir şirket satın aldığınızda yalnızca makineyi satın almazsınız. O şirketin mühendisliğini, patentlerini, üretim kültürünü, kalite standartlarını, küresel müşteri ağını ve onlarca yıllık bilgi birikimini de kazanırsınız." ifadelerini kullandı.

Önerdikleri program kapsamında Almanya başta olmak üzere Avrupa'da nesil devri sürecine giren makine, otomasyon, elektronik, yapay zekâ, robotik, sensör teknolojileri, sağlık teknolojileri, enerji teknolojileri ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren stratejik şirketlerin satın alınmasının veya ortaklık modelleriyle Türk sermayesine kazandırılmasının hedeflendiğini belirten Yalçın, her şirketin stratejik olmadığını ve teknoloji seviyesi, patentleri, insan kaynağı ile Türkiye'ye sağlayacağı bilgi transferinin bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Devletin şirket satın almasının değil, Türk sermayesinin doğru teknolojiye ulaşabileceği finansman ve kurumsal altyapıyı oluşturmasının önemine dikkat çeken Yalçın, programın temel amacının üretimi Avrupa'dan Türkiye'ye taşımak olmadığını, bilgi ve teknolojiyi Türkiye ile bütünleştirmek olduğunu ifade etti.

Türkiye'de yeni araştırma geliştirme merkezlerinin kurulmasını öneren Yalçın, teknoloji transferi süreçlerinde Türk mühendislerinin aktif rol alması, yerli tedarikçilerin küresel değer zincirlerine dahil edilmesi ve patent geliştirme çalışmalarının Türkiye'de de yürütülmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'da görev yapan Türk mühendislerin bu sürecin en önemli parçalarından biri olacağını belirten Yalçın, "Türk Teknoloji Diasporası Ağı" kurulmasını önererek yurt dışındaki mühendislerin üniversiteler, teknoparklar ve sanayi kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmesini istedi.

Avrupa Birliği'nin sanayi politikalarına da değinen Yalçın, Türkiye'nin Avrupa'nın güçlü üretim ve teknoloji ortağı olabileceğini ifade etti. NATO'nun önümüzdeki dönemde savunma, yapay zekâ, siber güvenlik ve ileri üretim teknolojilerine yönelik yatırımlarını artıracağını hatırlatan Yalçın, Türkiye'nin bu dönüşümün dışında kalmaması gerektiğini belirtti.

Açıklamasının sonunda programın amacının Avrupa'daki şirketleri güçlendirmek değil, Türk sanayisini küresel ölçekte daha rekabetçi hale getirmek olduğunu vurgulayan Yalçın, "20. yüzyılda ülkeler fabrika kurarak kalkındı. 21. yüzyılda ise teknolojiye, markaya, patente ve küresel bilgi ağlarına sahip olan ülkeler kalkınacak. Almanya'nın yaşlanan teknoloji KOBİ'leri, doğru yönetildiğinde Avrupa'nın kaybı değil, Türkiye'nin kalkınma fırsatına dönüşebilir. Hedefimiz; Türk sanayisini dünyanın birinci ligine taşımak, diaspora mühendislerimizi bu sürece dahil etmek ve Türkiye'yi teknoloji üreten, teknoloji edinen ve teknoloji ihraç eden küresel bir üretim merkezi haline getirmektir." dedi.