CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşmeleri süren ve basın alanına ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifine tepki gösterdi. Teklif kapsamında Basın İlan Kurumu'na yeniden yaptırım yetkileri verilmek istendiğini belirten Çakırözer, bunun basın özgürlüğü açısından sakıncalı olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin daha önce Basın İlan Kurumu'nun ilan ve reklam kesme cezası verme yetkisini iptal ettiğini hatırlatan Çakırözer, yeni düzenlemeyle aynı yetkilerin farklı biçimde yeniden kuruma verilmesinin hedeflendiğini savundu.

Teklifte internet haber sitelerine ilişkin kriterlerin de yer aldığını belirten Çakırözer, haber sayısı, içerik yapısı, çalışan kadrosu ve okur sayısına ilişkin ölçütlerin Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından belirleneceğini ifade etti.

Basın İlan Kurumu'nun kuruluş amacının resmi ilanların adil dağıtımını sağlamak olduğunu söyleyen Çakırözer, kurumun zaman içerisinde bu işlevinden uzaklaştığını öne sürdü. Özellikle eleştirel yayın yapan medya kuruluşlarının çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldığını savunan Çakırözer, geçmiş yıllardaki ilan kesme cezalarını örnek gösterdi.

Çakırözer, "2019'da ilan kesme cezalarının yüzde 76'sı, 2020'de ise yüzde 50'si sadece 3 gazeteye, Cumhuriyet, BirGün ve Evrensel'e kesildi. Kalan cezalar ise Sözcü, Korkusuz ve diğer gazetelere verildi. Neyse ki Anayasa Mahkemesi bu giyotine dur dedi. Ancak şimdi yeniden resen ceza verme yetkisi isteniyor" dedi.

Basın İlan Kurumu'na yeniden geniş yaptırım yetkileri verilmesinin doğru olmadığını belirten Çakırözer, "Buradan bir kez daha uyarıyoruz. Bu yetkiyi alan militan bürokratlar ve iktidar yanlısı meslek örgütleri eliyle gazetelere yeniden keyfi cezalar yağdırmaya kalkarsanız bu Anayasa'ya aykırıdır, suç işlersiniz" ifadelerini kullandı.

Basın kartı ve basın meslek ilkelerine ilişkin uygulamaların da yeniden ele alınması gerektiğini dile getiren Çakırözer, bu süreçlerin kamu bürokrasisinden bağımsız şekilde yürütülmesi gerektiğini savundu.

Çakırözer, "Türkiye'de basın kartının verilmesi de basın meslek ilkelerinin takibi de saray bürokratlarından alınarak basın meslek örgütlerine devredilmelidir" diye konuştu.

Dijital yayıncılık alanında yaşanan sorunlara da değinen Çakırözer, haber kuruluşlarının ürettiği içeriklerin küresel dijital platformlar tarafından kullanıldığını ve bu durumun telif hakkı açısından düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'deki haber kuruluşlarının büyük emek ve maliyetle ürettikleri içeriklerden yeterince gelir elde edemediğini belirten Çakırözer, Avrupa, Kanada ve Avustralya'da uygulanan dijital telif modellerinin Türkiye'de de hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Anadolu basınının ekonomik olarak zor günlerden geçtiğini vurgulayan Çakırözer, yerel gazetelerin kapanma veya birleşme baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Çakırözer, "Gazetelerimiz kapanmaya, birleşmeye zorlanıyor. İnternet siteleri üç kuruş ilan uğruna tıklama gazeteciliğine hapsedilmiş durumda. Habercilik ve toplumsal yarar unutulmuş durumda" dedi.

Basın İlan Kurumu'nun yönetim anlayışını da eleştiren Çakırözer, kurumun İletişim Başkanlığı'na bağlanmasının ardından Anadolu basınının daha fazla sorun yaşamaya başladığını öne sürdü. Kurumun mali yapısına ilişkin eleştirilerde de bulunan Çakırözer, Anadolu basınına aktarılması gereken kaynakların amacına uygun kullanılmadığını iddia etti.

Sayıştay denetimlerinin yetersiz kaldığını savunan Çakırözer, "İktidarın sopalarına dönüşen Basın İlan Kurumu ve RTÜK'te bu köhne düzen torba yasalarla düzelmez" ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda basın kuruluşlarını cezalandıran değil destekleyen bir sistem kurulması gerektiğini vurgulayan Çakırözer, özgür, şeffaf ve demokratik bir medya düzeni hedeflediklerini belirterek, gazetecilerin ve basın kuruluşlarının desteklenmesi gerektiğini söyledi.