ESKİŞEHİR HABER

Yıldıran Kılıç’tan tarımda yıkım uyarısı: "Üretimin belini büken cezalar geliyor"

Yıldıran Kılıç, tarım arazilerindeki yapılar için kesilen ağır cezaların üretimi bitireceğini belirterek, yıkım kararının Türkiye tarımı için felaket olacağını vurguladı.

Abone Ol

Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç şu ifadeleri kullandı;

"Burada toplanmamızın amacı, 2025 yılı sonu itibarıyla burada birçok komşumuza, özellikle birlik üyelerimize 5403 sayılı yasaya muhalefet ettikleri gerekçesiyle cezalar gelmeye başladı. Yani 2005 yılının 7. ayından sonra çıkarılan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na muhalefetten dolayı burada önceden mesken edinmiş, ikamet eden insanlara, üreticilerimize cezalar gelmeye başladı.

Bu konunun detayına inmek istedik. Acaba sadece bu bölgede mi bir şikâyet var yoksa bu Eskişehir genelinde mi diye düşündük. 1 ay içinde ben gerekli araştırmalarımı yaptım. Baktım ki bu sadece bizim Fevzi Çakmak Mahallesi ile sınırlı değil. Bu Eskişehir genelinde, hatta Türkiye genelinde bir durum ancak ilk uygulama bölgesi Eskişehir olduğu için evraklar ilk önce burada elimize geldi.

Konuyla alakalı üretici birlikleri olarak hemen ilk girişimimizi yaptık. Gittik İl Müdürümüz ile görüştük, konu hakkında bilgi aldık. Bize dediler ki: "Sizin oradaki konumunuz, yaptığınız binalar, sebze depolarınız, barınaklarınız; hepsi 5403 sayılı yasaya muhaliftir." Tamam dedik, "Peki, bu düzen nasıl olacak?" İlk etapta size tebligat gelecek; Büyükova dışında olanlara metrekaresine 75 TL ceza ödenecek, Büyükova'nın içindekiler ise 150 TL ceza ödeyecekler. Yani tarım arazisini işgal, şu anlamda sadece bina olarak değil komşular; burada yaptığınız stabilize yoldan tutun barınağa kadar, aklınıza ne gelirse hepsi eski haline çevrilecek. Eğer çevrilmezse bu cezalar üç katına çıkarılacak. Size gene süre tanınacak, eğer bu binaları kaldırmazsanız bu sefer belediyeye sevk edilecek ve binalarınız yıkılacak.

Bu çok önemli bir durumdur. Neden derseniz; bu 5403 sayılı yasa 2005 yılının 7. ayında çıkmış, evet doğrudur. Kanun nezdinde bizim kabahatimiz var, kabul ediyoruz. Neden? Çıkarılan yasa üreticinin isteklerine ve amacına uygun olmadığı için üretici izin almaya gidiyor ancak maalesef ki problem çıkıyor. Bürokratik engeller çıkarılıyor, vatandaştan yol isteniyor, plan proje isteniyor; üretici de gölgeliğini yapıyor, işçisinin oturacağı yeri, traktörünü koyacağı yerini, koruluğunu, deposunu yapıyor. Bu şekilde olay büyüdü büyüdü ama ne yaptık? 21 yıl sonra pat diye önümüze bir yazı geldi.

Şu andaki mevzubahis konu, benim anladığım kadarıyla Türkiye genelinde tarım arazilerine yönelik bir durumdur. Bunların içinde hobiciler de var efendim, onları da söyleyeyim. Hobici olarak geçiyor ama yani onlara da üzülüyorum. Tamam, bakın biz şu anda Eskişehirli üreticiler olarak bu işe ilk "Bismillah" dediğimizde, Eskişehir'de birçoğumuz Karadeniz'den gelme insanlarız. Buranın yerleşenleri ilk Trabzonlulardır, Artvinlilerdir; peşinden biz geldik. Bakın şu anda biz bu işe başladığımızda biz üçüncü kuşağız burada. Biz bu işe ilk başladığımızda buranın sebzesi Bursa Yenişehir ve Kestel'den geliyordu. Şu anda Eskişehir'in sebze ihtiyacını karşıladıktan sonra tam 12 vilayete buradan sebze gönderebiliyoruz. Boş bir iş değil yani bu, bakın bu çok önemli bir şeydir. Bunu Türkiye geneline yaydığınız zaman eğer ciddi anlamda ceza ve yıkım olacaksa biz Türkiye'nin %20'sini yıkarız.

Neredeydik şimdiye kadar? Eyvallah, biz suçumuzu kabul ediyoruz, hiç önemli değil; kanun nezdinde biz suçluyuz ama ya bunun bir de öteki tarafı var. Resmî kurumlarımız var; biz 20 yıldır uzaydan görülüyoruz. Ayrıca 2005 yılının 7. ayından çıkarılan yasaya istinaden geriye doğru gidilmez, bu yasal olarak mümkün değildir efendim. 89'a kadar, bırakın 84'e kadar gidildi. 89'da çıkarılan 3202 sayılı Köy Hizmetleri Kanunu zaten bizi bağlayıcı değildir, biz büyükşehiriz şu anda. Dolayısıyla biz şu anda müthiş bir şekilde mağduriyet yaşıyoruz ve bu durum ilk Eskişehir'de alevlendi. Onu da söyleyeyim; ciddi anlamda da bir tepki görmedim. Hobiciler de kendince haklıdır; adam iki dönüm yer almış, kanun buna bir şey yapmasına izin vermiyor. Üç tane emekli ağabeyimiz önümü kesti; "Benim yerim var, bir tane çürük konteyner koydum, sebzemi üretiyorum, meyvemi üretiyorum, kimseye yük olmuyorum. Niye benim yerimi yıkıyorlar?" diyor. Ben cevabını veremedim.

Dolayısıyla buna istinaden biz AK Parti İl Başkanımız Gürhan Albayrak'a gittik ve derdimizi anlattık. Ondan sonra Eskişehir Milletvekilimiz, eski Bakanımız Fatih Dönmez sağ olsunlar bizi hoş karşıladılar; derdimizi bir anlattık. Gerekli her yere ben yazımı gönderdim, yazdım. En son çıktık durumumuzu anlattık. Bir de değerli arkadaşlar, gelen cezalar çok ağırdır. Bakın biz şu anda Eskişehir'de üretim yapan insanlar olarak şu anda iki yıldır biz günü kurtarmaya çalışıyoruz, zaten içerideyiz. Yani devletin bize keseceği, kurumların keseceği cezayı biz zaten fazlasıyla ödedik. Bakın şu anda üretici aracına lastik alamıyor, akaryakıt fiyatlarını siz takip ediyorsunuz. Pandemiden sonra memlekette bir fırsatçılık doğdu, bir ahlaksızlık sorunu var; biliyorsunuz bu her kesimde, esnafta da var, şunda da var, bunda da var.

Mazot savaştan dolayı 80 küsur liraları buldu. Bakın şu anda üretim yapmak mucizeyken birileri bize diyor ki: "Siz burada yanlış yaptınız, biz buraları yıkacağız ve ceza keseceğiz." Biz bunu hoş karşılamıyoruz. Bu hobici de olsa bu memleketin evladıdır efendim. Biz kimsenin hazine yerine çökmedik; kendi tapulu yerimizde üretim yapıyoruz. Ben 43 yıldır bu işi yapıyorum. Kim iddia edecekse ki şu andaki buradaki yapılaşma memleketin üretim arzını tehlikeye sokuyor, Tarım Bakanı dahi gelsin karşısına gideyim beni ikna etsin. Öyle bir şey yok efendim. İnsanın olmadığı yerde tarım olmaz, alet edevatın olmadığı yerde tarım olmaz. Bakın biz eskisi gibi artık öküzle tarla sürüp kağnı kullanmıyoruz kardeşim, böyle bir şey olur mu ya? Adamın mevsimlik traktörünü, borusunu yığdığı yere uydudan çekiyorlar ceza kesiyorlar. Ya inin sahaya kardeşim, bir bakın yazık günah değil mi ya? Adamın yoluna bakıyorsunuz; adam çamura mı batsın, nasıl yapsın yani?

İnadına üretim yapmaya çalışıyoruz, birileri bizi cezalandırıyor. Ama geçecek bu günler inşallah, bizim umudumuz o yönde. Sağ olsun son günlerde basın yayından öğreniyoruz ki Cumhurbaşkanımız böyle bir talimat vermiş; "Bu işi düzeltsinler." Eyvallah, ben yıkım olmayacağına ümit ediyorum; yıkım olması Türkiye'de bir yıkımdır, çok büyük bir hata olur. Az çok tecrübeme dayanarak çok yer geziyorum ben. Dolayısıyla bu cezaya dökülecek benim anladığım kadarıyla. Bizim üretici olarak 1 lira ceza ödeyecek gücümüz yok. Yok!

Özellikle burayı seçtik, şu anda camimiz burada, ibadet yaptığımız yer. Kanuna göre burası bile yıkılacak; böyle saçma bir şey olabilir mi ya Allah aşkına? Biz bunu reddediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi duysun. Biz burada milletvekilimize de dedik; milletvekilimiz dedi ki: "Muhalefet karşı çıkabilir." Dün sağ olsun Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilimiz Jale Hanım beni ziyarete geldi. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Dedi ki: "Efendim durum bu, siz de muhalif olmayın." Bize muhalif olmayacağına dair söz verdi. Bakın bu Türkiye'nin kanayan yarasıdır. Eğer ciddi anlamda bu yasa yürütülürse -devlet hakkı biz bir şey demiyoruz, devletle bizim devlet biziz biz devletiz hiç sıkıntı yok ama- eğer bu yasa işletilirse üretim darbe alır. Çok açık konuşuyorum; bundan sonra vatandaşın ucuz sebze devri bitti zaten, imkânı yok bu girdilerle. Ama nedir; hesaplı sebze yeme işi Türkiye'de artık kapandı efendim, olmaz. Dolayısıyla siz değerli basın mensupları aracılığıyla ben en tepedeki insanlara sesleniyorum: Lütfen bizi duyun.

Bu Türkiye genelinde olacak; belki diğer iller şu anda rahattır ama şuna da üzülüyorum: Bu tarımla iştigal eden hiçbir sivil toplum örgütünün ben sosyal medyada, basında hiçbir açıklamasını görmedim, ona da üzüldüm. Onu da söyleyeyim; niye varlar onu da bilmiyoruz. Bakın bizimki 285 üyeli bir birliktir. Bunun %80-85'i de bizim kendi köylümüz, insanımızdır. Karadeniz'den kalktık geldik, burada bir çaba üretim yapıyoruz; insanlara faydamız olsun, katma değer olsun. Ama yazık, sivil toplum örgütlerinden hiçbir açıklama yok. Ya buradaki üretim yapan da insan, bu memleketin insanı. Ya adam bir tane 300 metrekare yere, orada emlakçılar, rantçılar suistimal etmiş adama yer satmışlar; orada bir başını hafta sonu geliyor, iki tane sebze ekiyor. Bunun bize zararı yok efendim, biz kesinlikle öyle bir iddiamız yok. Ya bu adamı niye engelliyorsunuz? Ya üretici üretim yapıyor, biz üretimi niye engelliyoruz? Yani ben anlam veremiyorum."