Trafikte son dönemde artan yaptırımlar, sürücüler arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve hukuki süreçler, araç içi kameralara olan ilgiyi önemli ölçüde artırdı. Daha önce ağırlıklı olarak ticari araçlarda kullanılan kamera sistemleri, artık bireysel otomobillerde de yaygınlaşmaya başladı. Sürücüler, olası kazalar ve diğer trafik olaylarında haklarını görüntülü kayıtlarla ortaya koyabilmek için araçlarına kamera sistemi taktırmayı tercih ediyor.

Oto aksesuar satıcıları ve araç elektroniği alanında hizmet veren işletmeler, bireysel kullanıcıların araç kamerasına yönelik talebinin son dönemde belirgin şekilde yükseldiğini ifade ediyor. Daha önce çoğunlukla kaza kayıtları ve sigorta işlemleri için tercih edilen kameraların, bugün hukuki süreçlerde delil niteliği taşıması nedeniyle daha fazla ilgi gördüğü belirtiliyor.

Hukukçular da araç içi kamera kayıtlarının özellikle kusur oranının tartışmalı olduğu trafik kazalarında ve yol üzerinde yaşanan çeşitli olaylarda önemli deliller arasında yer aldığını belirtiyor. Görüntü kayıtlarının mahkemelerde değerlendirmeye alınabildiği, bazı durumlarda ise olayın aydınlatılmasında belirleyici rol oynadığı ifade ediliyor.

Uzmanlar, araç kamerası satın alırken bazı teknik özelliklere dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunların başında darbe algılama sistemi olarak bilinen G sensörü geliyor. Bu sistem, çarpışma anını algılayarak o anlara ait görüntüleri silinmeye karşı koruma altına alıyor.

Bir diğer önemli özellik ise döngüsel kayıt sistemi olarak öne çıkıyor. Bu özellik sayesinde hafıza kartı dolduğunda kayıt işlemi durmuyor ve cihaz eski görüntülerin üzerine kayıt yaparak kesintisiz çalışmaya devam ediyor.

Sürücülerin en fazla tercih ettiği özelliklerden biri de park modu oluyor. Kontak kapalıyken de çalışabilen bu sistem, aracın çevresindeki hareketleri algılayarak otomatik kayıt başlatabiliyor. Özellikle park halindeki araçlara verilen zararların tespitinde bu özelliğin tercih edildiği belirtiliyor.

Araç içi kameraların sigorta süreçlerine de katkı sağladığı ifade ediliyor. Kaza anının görüntülü olarak kayıt altına alınması, kusur tespitine ilişkin değerlendirmelerin daha kısa sürede tamamlanmasına yardımcı olabiliyor. Böylece hasar dosyalarının sonuçlanma sürecinin hızlanabildiği belirtiliyor.

Sektör temsilcileri, bazı Avrupa ülkelerinde araç kamerası kullanan sürücülere kasko poliçelerinde yüzde 10 ile yüzde 20 arasında indirim uygulanabildiğini ifade ediyor. Türkiye'de de hasar süreçlerini kolaylaştıran bu teknolojinin gelecekte güvenli sürücülere yönelik indirim uygulamalarında değerlendirilmesinin beklendiği belirtiliyor.

Avukat Volkan Karabağ, son dönemde trafikte yaşanan olaylar nedeniyle açılan dava sayısında artış yaşandığını belirterek, "Mahkemelerde araç içi kamera kayıtları en hayati delil haline geldi. Haklıyı haksızı saniyeler içinde ayıran bu görüntüler, adaletin hızla tecelli etmesini sağlıyor." ifadelerini kullandı.

Bahçelievler'de oto elektroniği alanında hizmet veren Murat Can ise son dönemde taleplerin önemli ölçüde arttığını söyledi. Murat Can, "Artık aile arabaları dükkan önünde kuyruk oluyor. Talep patlayıp tedarik zorlanınca fiyatlar yükseldi. Cihazlar 2 bin ile 20 bin lira arasında değişiyor. En çok park halinde vurup kaçmaları kaydeden modeller isteniyor." dedi.

Artan taleple birlikte araç içi kamera sistemleri, yalnızca kayıt yapan teknolojik bir cihaz olmanın ötesinde, sürücülerin olası hukuki süreçlerde başvurduğu önemli ekipmanlar arasında yer almaya devam ediyor.