ESKİŞEHİR HABER

Ceren Kökoğlu'ndan NATO çıkışı: "Süreç ülkemizi savaşa sürüklüyor"

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu, NATO'nun kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada dış politika ve üsler üzerinden iktidarın stratejilerini eleştirdi.

Abone Ol

Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı;

"Emperyalist-Siyonist saldırganlığa hayır! Savaş ittifakı NATO dağıtılsın, üsler kapatılsın!

Saray iktidarının, ülkemizi ABD’nin yanında savaşa sürükleyen işbirlikçi politikalarına, NATO’ya, üslere ve emperyalist saldırganlığa hayır demek için buradayız!

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sosyalizm ve halk demokrasilerine karşı bir cephe olarak 4 Nisan 1949’da kurulan NATO bugün 77 yaşında. NATO, tarihi boyunca bütün ülkelerde kontrgerilla örgütleri kurarak, orduları eğiterek, darbeler tezgâhlayarak, hükümetler atayıp indirerek esas olarak ABD emperyalizminin politikalarını hayata geçirdi. Eli kanlı, emperyalist bir savaş örgütü olan NATO, bugün de dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde faaliyetlerini sürdürüyor.

NATO üyesi her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de iktidar sözcülerinden muhalefet partilerine geniş bir koro, NATO’yu “küresel dünya koşullarında bir zorunluluk” ve “reel politik bir ihtiyaç” olarak pazarlıyor. Ama gerçekte NATO, dünya emekçilerinin ve halklarının en büyük düşmanıdır. NATO’nun kendisi ülkeleri işgal etti, darbeler yaptı, hükümetler düşürdü. En son Ukrayna savaşı NATO eliyle çıkarıldı ve büyütüldü.

Bu yıl NATO zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. Kurulduğu günden beri darbeler düzenleyen, katliamlar yapan, gladyo tipi karanlık örgütlerle çeşitli ülkelerde muhalif güçlere karşı imha siyaseti izleyen, ulusal, etnik, mezhepsel çelişkileri kullanarak iç savaşlar başlatan NATO’nun Türkiye’de zirve düzenlemesini kabul etmiyoruz. Eli kanlı katillerin, emperyalist-Siyonist barbarlığın ülkemizde kırmızı halılarla karşılanmasını reddediyoruz! “NATO defol” diyoruz!

Türkiye egemenleri, 1952’de NATO’ya üye olurken “güvenliği tehlikeye düştüğünde ya da saldırıya uğradığında NATO’nun ‘ortak savunması’ndan yararlanacaktır” gerekçesini ileri sürdüler.

Güvenlik, halkı kandırmak için kullanılan bir yalandır. Türkiye’nin NATO üyeliği, ABD’nin ve bir kısım Avrupalı emperyalistin planlarının taşeronluğundan başka bir şey değildir. Türkiye askerleri Afganistan, Irak, Kosova, Aden Körfezi ve daha birçok savaş bölgesinde ABD-NATO çıkarları için görev aldılar.

Türkiye yönetimi, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırısında tarafsız falan değil. İsrail’in İran’ı bombalama bilgileri, İran’a dair koordinatlar ve istihbarat Malatya Kürecik Üssü’nden gidiyor. Adana İncirlik Üssü ise bir müdahale üssü; savaş uçakları var, atom bombası var, nükleer başlıklar var. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrası NATO’dan İncirlik Üssü’ne ikinci Patriotlar getirildi. Şimdi de NATO bünyesinde Türkiye’de çok uluslu kolordu kurulması planlanıyor. NATO üyeliği gerekçesiyle ülkemiz emperyalist savaş makinesinin silahlarıyla doldurulmaktadır.

ABD ve İsrail, Türkiye’yi NATO üsleri üzerinden savaşın tarafı hâline getirmek istiyor. Trump, NATO ülkelerinden tam destek istedi. Avrupalı ortakları yardım alamadı. Ama haydut Trump’a destek 12 Müslüman ülkeden geldi. Aralarında Türkiye de var. İran’a “saldırılarını derhal durdur, Hürmüz’ü aç” dediler. Saldırı dedikleri, İran’ın Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerini vurmasıydı. İran’ın yaptığı kendini savunmaktır. Gazze’de 70 binden fazla Filistinliyi çocuk, kadın demeden katleden İsrail’i seyreden bu ülkeler şimdi de İran’a karşı ABD’yi destekliyor.

“NATO Türkiye’nin güvenliği için iyidir” propagandası, emperyalistlerin çıkarlarının Türkiye’nin çıkarıymış gibi gösterilmesidir. Ülkeyi korumanın en kestirme yolu, siyasi iktidarın “Ben üsleri İran’a karşı kullandırmayacağım” demesidir.

Savaş ölüm demektir, göç demektir, yoksulluk demektir, işsizlik demektir. Ekmeğimizin küçülmesi demektir. Emperyalist savaşın yükünü Türkiyeli işçiler enflasyon, akaryakıt ve gıda zamları ile düşük ücret olarak çekiyor. Türkiye bu savaşa çekilirse daha beter olacak. Bu savaşta petrol tekelleri, silah tekelleri kazanıyor. Bütün ülkelerin işçileri fakirleşecek, halk ölecek. Daha fazla NATO’culuk; daha fazla borçlanma, yoksulluk ve vergi yükü demektir.

Türkiye işçi ve emekçilerinin, ezilen halklarının ihtiyacı savaş ve silahlanma değil; barış, iş, ekmek ve güvenli bir yaşamdır. NATO üyeliği halkın güvenliğinin değil, sürekli savaş tehdidinin garantisidir. Ülkenin güvenliği NATO üsleriyle değil, halkların barış içinde yaşamasını garanti altına alacak politikalarla sağlanabilir.

Gerçek güvenlik, emperyalist askerî bloklara bağlılıkta değil; bağımsız ve halktan yana politikalardadır.

Türkiye’nin toprakları, hava sahası ve askerî altyapısı emperyalist-Siyonist ittifakın saldırganlığının hizmetine sunulamaz. Türkiye’nin NATO üzerinden bir bölgesel savaşın parçası hâline gelmesine izin vermeyelim.

NATO’dan çıkılmalı, ülkedeki NATO üsleri kapatılmalı. Yetmez, NATO dağıtılmalıdır!

Geleceğimiz ABD ve NATO işbirlikçiliğinde değil, kendi ellerimizdedir."