ESKİŞEHİR HABER

Deprem Haftası'nda Eskişehir'den kritik uyarı; "Fay hattı pazarlık kabul etmez"

Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Merve Edizkan Cihan, deprem riskine karşı bilimsel planlama çağrısı yaparak ihmallerin afete yol açtığını vurguladı.

Abone Ol

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Merve Edizkan Cihan şu ifadeleri kullandı;

"Ülkemiz, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Anadolu coğrafyası; kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı, doğuda Doğu Anadolu Fayı ve batıda Ege graben sistemi gibi diri fay zonlarıyla çevrilidir. Bu gerçek, depremi bir kader değil, bilimsel olarak yönetilmesi gereken bir doğa olayı haline getirmektedir.

Deprem, bir doğal afet değil, bir doğa olayıdır. Yer kabuğunun dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur. Afet ise; bilimin yok sayıldığı, yeterli ve doğru mühendislik hizmetlerinin alınmadığı, planlama ve denetim mekanizmalarının işletilmediği, kamusal yarar yerine rantın öncelendiği koşullarda ortaya çıkar.

Yakın tarihimiz bunun acı örnekleriyle doludur. 1999’da yaşanan Gölcük Depremi, Düzce Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Sivrice ve İzmir Depremleri ve 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş Depremleri, yalnızca yer kabuğundaki kırılmaların değil; ihmalin, denetimsizliğin ve yanlış kentleşme politikalarının da yıkıcı sonuçlarını gözler önüne sermiştir.

Aktif fay hatları üzerine kurulu yerleşim yerleri, zayıf zeminler üzerinde yükselen çok katlı yapılar, yerinde ve doğru jeolojik-jeoteknik etütler yapılmadan onaylanan projeler, imar afları ve plan tadilatları… Tüm bunlar depremleri afetlere dönüştüren ve binlerce vatandaşımızı kaybetmiş olmamızdaki temel nedenlerdir.

Kısacası, Deprem değil, ihmal öldürür!!!
Bir ülkenin afetlere karşı direnci;
Sağlam ve şeffaf bir planlama sistemi,
Nitelikli ve bağımsız denetim mekanizmaları,
Meslek disiplinlerinin görüşlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi,
Bilimsel veriye dayalı kentleşme politikaları ile mümkündür.

Jeoloji, jeofizik, inşaat ve şehir planlama disiplinlerinin uyarıları göz ardı edilerek; kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna uzun vadeli toplumsal riskler büyütülmemelidir. Fay hatları pazarlık konusu yapılamaz, yerleri değiştirilemez, haritalardan silinemez!!!

Özellikle yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar tüm karar vericilerin;
Mikro-bölgeleme çalışmalarını tamamlaması,
Zemin etütlerini titizlikle yürütmesi,
Riskli yapı stokunu tespit edip dönüştürmesi,
İMAR AFFI benzeri uygulamalardan kesin olarak vazgeçmesi,
Deprem erken uyarı sistemlerini kurması,
İl Afet Risk Azaltma Planı kapsamında belirlenen eylem planlarının gerçekleştirilmesini sağlaması,
Yerel yönetimlerde yeterli sayıda jeoloji mühendisi istihdam edilmesi,
Meslek odaları ve üniversitelerle eşgüdüm içinde çalışması hayati önem taşımaktadır.

Deprem Haftası; yalnızca anma değil, hesaplaşma ve sorumluluk haftası olmalıdır. Kaybettiğimiz on binlerce insanı anmanın en gerçek yolu, aynı acıları tekrar yaşamamak için mesleki etik çerçevesinde sistemimizi değiştirmektir.

Unutulmamalıdır ki afet yönetimi; kriz anında değil, krizden önce başlar. Bilimle yönetilen kentler, güvenli yarınların teminatıdır.
İhtiyacımız olan sadece insanın değil, doğal çevrenin ve tüm varlıklar için deprem zararlarını azaltmaya odaklanan, jeolojik gerçekliğimizle uyumlu bir Ulusal Deprem Risk Yönetim Sisteminin bir an önce kurulması ve işlevsel hale getirilmesidir.

Afet yönetim tarihimiz dolduran ve gereği yapılmayan sözlere, içi doldurulmamış yeni afet milat tarihlerinin ilan edilmesine ve “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Teklifi” ile deprem risklerinin azaltılmasında en temel emniyet mekanizması olan zemin ve temel etütlerinin sermayeye yeni rant alanı olarak açılmasına ise hiç ihtiyacımız bulunmamaktadır.

1–7 Mart Deprem Haftası vesilesiyle; tüm yetkilileri bilimin ışığında, kamusal yararı esas alan, şeffaf ve denetlenebilir kentleşme politikası izlemeye davet ediyoruz.

Çünkü biliyoruz ki. Doğal olan depremdir, Afet değil."