Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Seyitgazi'de 22 Temmuz'da meydana gelen ve müdahale sırasında 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsünün yaşamını yitirdiği orman yangınının birinci yılında basın açıklaması düzenledi. Platform adına açıklamayı okuyan Mert Yedek, olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen adalet arayışlarının sürdüğünü belirterek sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi.
Açıklamasına yaşamını yitirenleri anarak başlayan Mert Yedek, "Seyitgazi orman yangınının üzerinden bir yıl geçti. Unutmadık, unutturmayacağız. Adalet sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz." dedi.
Yangına müdahale sırasında 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, 20 kişinin ise yaralandığını hatırlatan Mert Yedek, "Bugün, Seyitgazi'de yaşanan orman yangınının üzerinden tam bir yıl geçti. 22 Temmuz'da çıkan yangına müdahale ederken göz göre göre yaşanan bu iş cinayetinde 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü olmak üzere 10 emekçiyi yitirdik. Yirmi yurttaşımız yaralandı. On insanın yaşamı, aileleri, hayalleri ve gelecekleri ihmaller zinciri içinde yok oldu." ifadelerini kullandı.
Hayatını kaybedenleri saygıyla andıklarını belirten Mert Yedek, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı dileyerek, geçen bir yılın yalnızca yasla değil adalet mücadelesiyle geçtiğini söyledi.
Yaşananların doğal bir afet olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Mert Yedek, "Bizler için bu bir yıl yalnızca yas tutulan bir yıl olmadı. Aynı zamanda gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması için verilen adalet mücadelesinin yılı oldu. İlk günden itibaren bu facianın 'kaçınılmaz bir afet' sonucunda olmadığını, ihmaller zinciriyle gerçekleşen bir iş cinayeti olduğunu söyledik. Yetersiz planlama, eksik koordinasyon, iş güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler ve olası idari ihmallerin bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmasını talep ettik." dedi.
Geçen bir yıl boyunca sorumluların hesap vermesine yönelik herhangi bir adım atılmadığını savunan Mert Yedek, "Ancak ne yazık ki geçen bir yıl boyunca siyasi iktidar ve ilgili kurumlar, sorumluların hesap vereceğine dair tek bir açıklama dahi yapmadı. 75 hektarlık verimli orman arazimiz tedbirsizliklerle, ihmallerle yok olurken güvencesiz çalışma koşulları altında 10 arkadaşımızı iş cinayetine kurban verdik. Platformumuzun yaptığı önceki açıklamalarda da konunun takipçisi olacağımızı ve sorumlular hesap verene kadar mücadele edeceğimizi belirtmiştik. Bugün de haykırıyoruz; aklayamazsınız, hesap vereceksiniz diyoruz." ifadelerini kullandı.
Soruşturma sürecine ilişkin bilgi veren Mert Yedek, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının yangının çıkış nedeninin belirlenemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini belirterek bu karara itiraz ettiklerini söyledi. Mert Yedek, "Oysa soruşturma, yaşamını yitiren 10 insanın ölümüne neden olan ihmalleri ve sorumluları ortaya çıkarmaktan uzaktı. İtiraz ettik. Kamuoyuna seslendik. Adliye önlerinde, meydanlarda ve kurumların önünde adalet talebimizi haykırdık. Haklılığımız yargı kararıyla da ortaya çıktı ve takipsizlik kararı kaldırılarak soruşturmanın devamına karar verildi." dedi.
Kamu görevlileri hakkında yürütülen süreçte de engellerle karşılaştıklarını öne süren Mert Yedek, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün soruşturma izni vermediğini belirtti. Bu karara da itiraz ettiklerini söyleyen Mert Yedek, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kaldırdığını ifade etti.
Mahkemenin kararına değinen Mert Yedek, "Mahkeme; Seyitgazi yangınının, Bursa/Kestel, İzmir/Ödemiş, Zonguldak/Safranbolu ve Sakarya/Bozören yangınlarıyla tek bir ön inceleme kapsamında değerlendirilmesini hukuka aykırı bularak, aralarında hiçbir fiili ve hukuki bağlantı bulunmayan olayların tek raporda ele alınmasının etkili ve hakkaniyete uygun bir ön inceleme yapılmasını engellediğini açıkça tespit etmiştir. Bu karar, sorumluların tespit edilebilmesi açısından son derece önemlidir." diye konuştu.
Dosyada halen cevap bekleyen birçok soru bulunduğunu belirten Mert Yedek, yangına yeterli hava desteğinin neden sağlanmadığını, karadan müdahale eden ekiplerin personel ve ekipman ihtiyacının neden eksiksiz karşılanmadığını, koruyucu donanımların neden teslim edilmediğini, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin neden uygulanmadığını, yangın yönetimi ve tahliye süreçlerinde görevli kamu görevlilerinin sorumluluklarını neden yerine getirmediğini ve yangından sağ kurtulan tüm görevlilerin ifadelerinin neden alınmadığını sordu.
Dosyadaki idari raporlarla tanık anlatımları ve olay yeri tespitleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini ifade eden Mert Yedek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların yargı önüne çıkarılmasının önem taşıdığını söyledi.
Yaşananların yalnızca bir yangın olmadığını savunan Mert Yedek, "Bu facia yalnızca on insanın yaşamını yitirdiği bir iş cinayeti değildir. Bu facia, yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarının, kamusal kapasitenin zayıflatılmasının, orman yangınlarıyla mücadelede bilimsel planlamadan uzaklaşılmasının, eğitimli personel eksikliğinin, iş güvenliği önlemlerine yeterince önem verilmemesinin ve liyakatsizliğin hâkim kılınmasının ağır sonuçlarından biridir." ifadelerini kullandı.
Orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca yangın çıktıktan sonra verilen mücadeleden ibaret olmadığını belirten Mert Yedek, güçlü bir kamu örgütlenmesi, yeterli bütçe, eğitimli personel, nitelikli ekipman, etkin koordinasyon ve bilimsel planlamanın önemine dikkat çekti.
Yaşamını yitirenlerin anısına karşı en büyük sorumluluğun gerçeğin ortaya çıkarılması olduğunu söyleyen Mert Yedek, kamu görevlileri hakkında yürütülecek soruşturmanın bağımsız ve etkin şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Yaşamını yitirenlerin ailelerinin soruşturmaya etkin biçimde katılabilmesi, dosyaya erişim, delil sunma ve tanık dinletme haklarının güvence altına alınmasını isteyen Mert Yedek, "Bizler, bir yıldır olduğu gibi bundan sonra da adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz." dedi.
Açıklamasının sonunda yangına müdahale sürecinde yaşanan eksikliklere dikkat çeken Mert Yedek, "Yetersiz ekipmanla, hava desteği olmadan, yeterli personel bulunmadan ve iş güvenliğinin sağlanmadığı koşullarda yapılan müdahaleler sonucu ihmallerle dolu bir facia yaşanmıştır. Yanan ormanlık alanları otellere teslim edenler, sabotaj haberleriyle milliyetçiliği körükleyenler, THK yangın söndürme uçaklarını ihaleyle satışa çıkaranlar, elektrik dağıtım hizmetlerini özelleştirenler, ormancıların yangın söndürme eğitim kamplarını kapatıp eğitimsiz işçileri ölüme sürükleyenler, 10 kişiyi bu iş cinayetine kurban edenlerdir. Sorumlular hesap verene kadar, yargılanana kadar mücadele edip takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.