Eskişehir Barosu, gazeteci Murat Ağırel’in konutu terk etmeme tedbiri altındayken başka bir soruşturma kapsamında tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, tutuklama kararının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile basın özgürlüğü açısından ciddi hukuki kaygılar doğurduğu belirtildi. Baro, tutuklama tedbirinin hukuki gerekçelerinin yeniden değerlendirilmesini istedi.

Tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğunu vurgulayan Eskişehir Barosu, Anayasa’nın 19. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve 101. maddelerini hatırlattı. Açıklamada, tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin, kanuni tutuklama nedenlerinin ve ölçülülük koşulunun birlikte bulunması gerektiği ifade edildi.

Suçlamanın varlığının veya ağırlığının tek başına tutuklama gerekçesi olamayacağı belirtilen açıklamada, tutuklamanın peşin cezalandırma aracına dönüştürülemeyeceği kaydedildi.

“Mevcut tedbirin neden yetersiz kaldığı açıklanmalı”

Eskişehir Barosu, konutu terk etmeme tedbirinin de kişinin özgürlüğüne ağır bir müdahale olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, bu tedbir altındaki bir kişinin ayrıca tutuklanması durumunda kaçma veya delillere müdahale tehlikesinin hangi somut olgulara dayandığının ve mevcut tedbirin neden yetersiz kaldığının açıkça ortaya konulması gerektiği belirtildi.

Mevcut adli kontrol tedbirinin yetersizliğinin kişiye ve olaya özgü gerekçelerle açıklanması gerektiğini savunan Eskişehir Barosu, soyut değerlendirmelerle daha ağır bir tedbire başvurulmasının özgürlüğün esas, tutuklamanın ise istisna olması ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etti.

“Gazetecilik faaliyeti suçluluk varsayımına dayanak yapılamaz”

Açıklamada, Anayasa’nın 26 ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına aldığı hatırlatıldı. Bu güvencelerin yalnızca haber yayımlamayı değil; bilgi toplamayı, kaynaklarla görüşmeyi, iddiaları araştırmayı ve ilgili kişilerin yanıtlarını almayı da kapsadığı vurgulandı.

Bir gazetecinin kendisine iletilen iddiaları araştırmak amacıyla kişilerle iletişim kurmasının tek başına suç faaliyetine katıldığı anlamına gelmeyeceği belirtilen açıklamada, bir haberin yayımlanmamış olmasının da tek başına suçun veya hukuka aykırı bir ilişkinin delili sayılamayacağı ifade edildi.

Eskişehir Barosu, gazetecilik faaliyetleri ile suç teşkil ettiği ileri sürülen eylemler arasındaki ayrımın varsayımlarla değil, somut delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Halihazırda yaptığı bir haber nedeniyle ev hapsinde olan Gazeteci Murat Ağırel’in bu defa da yapmadığı bir haber nedeniyle tutuklanması hukuk, adalet ve toplum vicdanı nezdinde izaha muhtaç bir ironi halidir, kabul edilemez” ifadelerine yer verildi.

Gazetecilerin yaptıkları veya yapmadıkları haberler nedeniyle somut bir suç eylemi ortaya konulmadan tutuklanmalarının basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkıyla bağdaşmadığı belirtilen açıklamada, bu tür uygulamaların gazeteciler ve haber kaynakları üzerinde caydırıcı etki oluşturabileceği kaydedildi.

Eskişehir Barosu’ndan tahliye çağrısı

Eskişehir Barosu, Murat Ağırel hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki ilkeler doğrultusunda gecikmeksizin yeniden değerlendirilmesini istedi. Açıklamada, mevcut adli kontrol tedbirlerine rağmen tutuklamanın zorunlu olduğunu gösteren somut ve yeterli gerekçeler bulunmadığı takdirde Murat Ağırel’in derhal tahliye edilmesi çağrısı yapıldı.

Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmasının kanuni görevleri arasında bulunduğunu belirten Eskişehir Barosu, kişi özgürlüğü, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını kişilerin kimliğinden ve görüşlerinden bağımsız olarak savunmayı sürdüreceğini bildirdi.