Eskişehir Demokratik Kadın Platformu üyeleri adına konuşan Yağmur Tokça şu ifadeleri kullandı;
"Bugün babası tarafından katledilen Zehra Üzüm için buradayız. Günler önce kayıp olarak aranan Zehra’nın cansız bedeni, yapılan aramalar sonucunda geçtiğimiz günlerde babasının evinin arka bahçesinde bulundu. Zehra’yı katleden babası ise iki gün sonra intihar etti.
Bizler biliyoruz ki Zehra’nın öldürülmesi yalnızca bireysel bir suç değildir. Bu cinayet aynı zamanda çocuklara yönelik şiddetin ve çocukları korumakla yükümlü kurumların ihmallerinin bir sonucudur.
Zehra, babasının kendisine uyguladığı şiddeti defalarca dile getirmiş, yardım istemiştir. Ancak başvurduğu kurumlar tarafından “Sen yaramazlık yapmışsındır, biz babana söyledik, bir daha yapmayacak.” denilerek korunmamış, yaşadığı şiddet ciddiyetle ele alınmamış ve gerekli koruma mekanizmaları devreye sokulmamıştır. Çocukların maruz kaldığı şiddetin görmezden gelinmesi, bu tür cinayetlerin yaşanmasına zemin hazırlamaktadır.
Bugün çocuklar, yaşadıkları şiddeti ve sorunları anlatabilecekleri güvenli alanlar bulmakta zorlanmaktadır. Okullarda, sosyal hizmetlerde ve ilgili kurumlarda çocukların sesinin duyulmasını sağlayacak mekanizmalar yeterince işletilmemektedir. Çocukların korunmasına yönelik kurumların güçlendirilmesi ve etkin şekilde denetlenmesi hayati önem taşımaktadır.
Okullarda çocukların yaşadıkları sorunları anlatabilecekleri, psikososyal destek alabilecekleri kamusal sistemlerin güçlendirilmesi gerekirken, tam tersine bu alan giderek zayıflatılmaktadır. Pedagojik destek ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekirken, okullara ÇEDES gibi projeler aracılığıyla imamların ve din görevlilerinin sokulması çocukların gerçek ihtiyaçlarına yanıt veren bir çözüm üretmemektedir.
Öte yandan çocuklar yalnızca evlerinde değil, MESEM kapsamında çalıştırıldıkları iş yerlerinde de ağır koşullara maruz kalmakta ve ucuz iş gücü hâline getirilmektedir. Eğitimden koparılan, güvencesiz koşullarda çalıştırılan çocuklar ciddi risklerle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Çocukların güvenli bir yaşam sürmesi, şiddetten korunması ve nitelikli eğitime erişmesi devletin en temel sorumluluklarından biridir. Ancak sermaye iktidarı, Zehra gibi birçok çocuğun ölümünde her bir kurumu aracılığıyla sorumluluk taşımakta ve çocukların yaşam hakkını koruyamamaktadır.
Bu nedenle taleplerimiz nettir:
Zehra Üzüm’ün ölümü aydınlatılmalı, sorumlular yargılanmalı, çocuklara yönelik şiddet ve istismar faillerine yönelik cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Şiddet ve istismar failleri korunmamalı, gerçek bir adalet sağlanmalıdır.
Çocukların şiddete uğradığında başvurabileceği etkin çalışan sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları kurulmalı, ilgili kurumlar yeterli kadro ve kaynakla güçlendirilmelidir.
Okullarda çocukların psikososyal destek alabileceği bilimsel ve kamusal rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, ÇEDES ve MESEM gibi çocukların eğitim ve gelişim hakkını gasp eden projeler kaldırılmalıdır.
Emekçi mahallelerinde çocukların güvenle bulunabileceği kamusal alanlar, kültür merkezleri ve sosyal destek mekanizmaları oluşturulmalı, çocukları suça ve bağımlılığa sürükleyen koşullar ortadan kaldırılmalıdır.
Zehra’nın yaşadıkları ne ilk ne de son örnektir. Çocukların şiddetten korunamadığı ve gerekli mekanizmaların işletilmediği sürece benzer acılar yaşanmaya devam edecektir.
Bizler Zehra’yı unutmayacağız. Çocukların şiddetten uzak, güvenli bir yaşam sürebildiği bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir çocuk, bir kadın daha eksilmeyecek diyerek, çocukların ve kadınların yaşam hakkı için mücadeleyi sürdüreceğiz."