Eskişehir Halk Temsilcileri Meclisi Öğretmen İnisiyatifi adına konuşan Öğretmen Pınar İnselöz, eğitim politikalarına ve devlet okullarında velilerden kayıt ücreti ya da bağış adı altında para talep edildiği yönündeki uygulamalara tepki gösterdi.
İnselöz, eğitimde “ne kadar para, o kadar eğitim” anlayışını kabul etmediklerini belirterek, kamusal eğitimin giderek piyasalaştığını savundu. Özel okul sayısındaki artışın yanı sıra devlet okullarındaki bazı uygulamaların da eğitime erişimde ekonomik farklılıkları artırdığını ileri sürdü.
İnselöz, 2000’li yılların başında toplam okullar içerisinde özel okulların oranının yaklaşık yüzde 2 seviyesinde olduğunu, bugün ise her beş okuldan birinin özel okul olduğunu söyledi. Özel okul yatırımlarına yönelik teşviklerin ve kamu kaynaklarının artırıldığını savunan İnselöz, devlet okullarının ise yeterli kaynakla desteklenmediğini iddia etti.
“Devlet okulları kaderine terk edildi”
Özellikle şehir merkezlerindeki bazı devlet okullarında “bağış” adı altında yüksek miktarlarda para talep edildiğini öne süren İnselöz, bu uygulamanın farklı okullara da yayıldığını savundu.
Milli Eğitim Bakanlığının kayıt ücreti alınmasının yasak olduğunu ifade etmesine rağmen uygulamaların yeterince denetlenmediğini iddia eden İnselöz, okulların “nitelikli” ve “niteliksiz” şeklinde sınıflandırılmasının veliler üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Velilerin çocuklarına daha iyi eğitim sağlama isteğinin ekonomik bir uygulamaya dönüştürüldüğünü savunan İnselöz, okulun fiziksel koşullarının iyileştirilmesi gerekçesiyle velilerden ücret talep edilmesinin eğitimi piyasalaştırdığını ifade etti.
İnselöz, bu uygulamalar sonucunda devlet okullarındaki temizlik, güvenlik ve eğitim olanaklarının velilerin ekonomik durumuyla ilişkilendirildiğini savunarak, “Ne kadar para, o kadar temizlik; ne kadar para, o kadar güvenlik; ne kadar para, o kadar eğitim” ifadelerini kullandı.
“Kayıt parası talep etmek suçtur”
Açıklamasında ekonomik koşullara da değinen İnselöz, Kamu-İş tarafından açıklanan verilere göre açlık sınırının 38 bin TL’yi, yoksulluk sınırının ise 121 bin TL’yi aştığını belirtti. Milyonlarca emekçinin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını savunan İnselöz, böyle bir ortamda eğitim giderlerinin aileler üzerindeki yükü artırdığını söyledi.
İnselöz ayrıca iktidarın eğitim politikalarını da eleştirdi. Eğitim alanında cemaatlerle yapılan protokoller ve karma eğitim konusundaki tartışmalar üzerinden eleştirilerde bulunan İnselöz, eğitimin gericileştirilmesi ile piyasalaştırılmasının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini savundu.
Öğretmen İnisiyatifi adına taleplerini de sıralayan İnselöz, kayıt parası adı altında velilerden herhangi bir ücret talep edilmemesi gerektiğini söyledi. İkamet adresinin esas alınıp alınmamasından bağımsız olarak hiçbir gerekçeyle kayıt ücreti istenemeyeceğini savunan İnselöz, okulların tüm ihtiyaçlarının merkezi planlama kapsamında kamu kaynaklarıyla karşılanması gerektiğini ifade etti.
İnselöz, bütün çocukların nitelikli eğitime eşit şekilde erişebilmesi gerektiğini belirterek, kayıt parası aldığı iddia edilen okulları açıklayacaklarını ve bu konuda daha önce verdikleri sözün arkasında olduklarını söyledi.
Açıklamasının sonunda laiklik ve kamuculuk vurgusu yapan İnselöz, Öğretmen İnisiyatifi olarak eğitim alanında bu yöndeki mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.





