ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir'de Emek ve Demokrasi Platformu’ndan enerji isyanı

Gökhan Soysal, enerji zamlarının bir "sermaye transferi" olduğunu belirterek elektrik ve doğalgaza gelen %25'lik zamların iptal edilmesini ve dağıtım şirketlerinin kamulaştırılmasını istedi.

Abone Ol

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan ESM İl Temsilcisi Gökhan Soysal şu ifadeleri kullandı:

“ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik saldırıları, dünya ekonomisine yeni bir enerji krizi hediye etmiş durumda. Tabii, hemen her savaşta ve krizde olduğu gibi, enerji fiyatlarında oluşan tırmanışın maliyeti emekçi sınıfların sırtına yüklenmek isteniyor.

Türkiye’de artarak devam eden emek düşmanı politikalarla bunun aksi zaten şaşırtıcı olmazdı. Londra’daki tefecilere şirin görünmek için dil döken ekonomi yönetimi, enerji fiyatlarındaki artışı fırsat bilerek halkın sofrasındaki son ekmeğe de göz dikmiştir. 28 Şubat’ta başlayan müdahale sonrası motorin fiyatının 80 TL’nin üzerine çıkması, sadece bir “zam” değil; özellikle önümüzdeki aylarda iğneden ipliğe her şeye gelecek devasa bir pahalılık kasırgasının habercisidir.

Ekonomi yönetiminin zam yapmaktan başka şansı var mı, diyebilirsiniz. Örneğin İspanya’da akaryakıt fiyatlarındaki KDV, %21’den %10’a düşürüldü. Elektrikte uygulanan %5’lik vergi %0,5’e düşürülürken, %7’lik elektrik üretim vergisi geçici olarak kaldırıldı. Türkiye’de ise ocak ayı itibarıyla akaryakıt üzerindeki ÖTV oranı %6,95’e çıkarılırken, KDV de ÖTV’li fiyat üzerinden %20 olarak uygulanmaya devam ediyor. Eşel mobil sistemiyle zamların bir kısmı ÖTV’den karşılanmış olsa da şu anda her bir artış doğrudan zam olarak yansımaya başladı.

Dolayısıyla atılması gereken ilk adımlardan biri, İspanya’nın yaptığı gibi yakıt fiyatları üzerindeki KDV yükünün kaldırılmasıdır. Pırlanta ve elmastan alınmayan ÖTV’nin, doğrudan halkın yaşam maliyetini artıran ürünlere yüklenmesi saçmalığına derhal son verilmelidir.

Elbette iktidarların kriz karşısında attığı adımlar, hayata hangi sınıfın penceresinden baktığı ile doğrudan ilişkilidir. Özellikle elektrik ve doğalgazda yapılan son zamlarla birlikte iktidar, halkın sırtına bir küfe daha yüklemekten kaçınmamaktadır.

EPDK, 4 Nisan’da aldığı kararla konutlarda kullanılan elektrik tarifelerine %25 zam yaptı. Bu zamla birlikte 4 kişilik bir ailenin asgari elektrik faturası 745 TL’ye fırlamıştır.

Ödediğimiz faturanın sadece %15’i enerji bedeliyken, %75’i dağıtım bedelidir.

Son 5 yılda enerji üretim maliyeti sınırlı artarken, dağıtım bedelinin %880 artması bu soygunun belgesidir.

Elektrikte meselenin özü açıktır: Emekçiler, özelleştirme politikalarıyla dağıtım şirketlerine çöken bir avuç sermayedarın insafına terk edilmiş; iktidar, yıllar içinde dağıtım bedeli adı altında sermayeye devasa bir servet transferi gerçekleştirmiştir. Peki, bu şirketler bu soygun karşısında ne yaptı? Kavurucu yaz sıcaklarında, dondurucu soğuklarda kesilen elektrikler; bakımsızlık nedeniyle çıkan yangınlar ve bu yangınlarla, sokak ortasında elektrik çarpmalarıyla yitirdiğimiz canlar...

Zamlar sadece elektrikle de sınırlı değil. EPDK, doğalgaz fiyatlarını da artırdı: Konutlarda %25, sanayide %18,61, elektrik üretim santralleri için ise %19,42 zam yapıldı. İktidar, bu zamları havaların ısındığı döneme denk getirerek halkın tepkisini sönümleyeceğini sanmaktadır. Oysa bu sadece bir ısınma meselesi değildir. Sanayiye ve elektrik üretim santrallerine yapılan bu devasa zamlar; ekmekten suya, ulaşımdan tekstile kadar her türlü mal ve hizmetin maliyetine anında yansıyacaktır.

Bunun sonucu nettir: Yaz aylarında faturalar belki düşük gelecek ancak halk, doğalgaz zammını çarşıda, pazarda ve market kasasında misliyle ödeyecektir. İktidar, üretim maliyetlerini artırarak enflasyon canavarını kendi eliyle beslemekte, faturayı ise yine sabit gelirli emekçinin sırtına yıkmaktadır.

Milyonlarca emekçi açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, utanmadan “asgari ücret artışı en kötü fikir” diyebiliyor. TÜİK ise %1,94’lük sahte mart ayı enflasyonuyla, cebimizden çalınan parayı kâğıt üzerinde gizlemeye çalışıyor. Sizin “enflasyonla mücadele” dediğiniz şey, emekçinin boğazından kesip yandaşın kasasına aktarmaktır.

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak haykırıyoruz. Enerji bir ticaret metası değil, temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın piyasanın insafına terk edilmesi, canımıza kastetmektir.

Özelleştirmelere son verilsin. Halkın kanını emen elektrik dağıtım şirketleri derhal, bedelsiz olarak kamulaştırılmalıdır.

Zamlar geri çekilsin. Elektrik ve doğalgazdaki tüm vergi yükü kaldırılmalı, zamlar iptal edilmelidir.

İnsanca bir ücret. Tüm maaşlar, TÜİK’in sahte rakamlarına göre değil, piyasadaki gerçek yangına göre güncellenmelidir.

Vergi adaleti sağlansın. Elmas tüccarından alınmayan vergi, yoksulun gıdasından ve yakıtından alınamaz.

Elinizi emeğimizden, soframızdan, geleceğimizden çekin. Tüm halkımızı bu talan düzenine karşı sokakta, fabrikada, hayatın her alanında direnmeye ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.”