Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Handan Giray, dünyada açlık, gıda güvencesi ve güvenilir gıdaya erişim sorunlarının devam ettiğini belirterek mevcut tarım ve gıda sisteminin değişmesi gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletlerin 2030 yılına kadar açlığı sona erdirme hedefini hatırlatan Prof. Dr. Fatma Handan Giray, mevcut gidişatın sürmesi hâlinde 2030 yılında 500 milyondan fazla insanın açlıkla karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.

Gıda sorunlarının yalnızca üretim miktarıyla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, gıda güvencesi, gıda güvenliği ve gıda kalitesinin birbirinden farklı kavramlar olduğunu anlattı. Gıda güvencesinin insanların yeterli miktarda gıdaya ulaşabilmesi anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, yeterli gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. Gıdanın yeterli miktarda bulunmasının yanı sıra bilimsel ölçütlere ve yasal düzenlemelere uygun, güvenilir olması gerektiğini söyledi.

Gıda kalitesinin ise güvenilirlikten farklı olarak tüketici tercihlerine göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, üreticilerin farklı beklentilere uygun ürünler geliştirerek piyasada öne çıkmaya çalıştığını ifade etti. Her ürünün öncelikle güvenilir olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, kalite unsurunun firmalar açısından rekabet ve ürünlere değer katma aracı olarak kullanıldığını dile getirdi.

Dünyada açlık çeken insan sayısında son dönemde gerileme yaşanmasına rağmen sorunun devam ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Fatma Handan Giray, dünya genelinde yaklaşık her 13 kişiden birinin, Afrika’da ise her beş kişiden birinin ihtiyaç duyduğu besin ve enerjiyi düzenli olarak karşılayamadığını söyledi. Çok sayıda insanın yeterli gıdaya ulaşmak için gerekli ekonomik güce sahip olmadığını belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, açlığın sona erdirilmesi hedefinin mevcut koşullarda önemli bir sorun olmaya devam ettiğini ifade etti.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyara ulaşmasının beklendiğini aktaran Prof. Dr. Fatma Handan Giray, bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için bugünkünden yüzde 50’nin üzerinde daha fazla gıda ve yem üretilmesi gerektiğine ilişkin öngörüleri paylaştı. Ancak üretim artışının tek başına yeterli olmayacağını belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, dünyanın temel beslenme kaynaklarının sınırlı sayıda bitki ve hayvan türüne dayandığını söyledi.

Mısır, pirinç ve buğdayın dünya genelinde öne çıkan temel ürünler olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, insanların beslenme ihtiyaçlarının önemli bir bölümünün az sayıdaki bitki türünden karşılandığını ifade etti. Bu durumun iklim değişikliği ve diğer çevresel sorunlar karşısında gıda tedarik zincirlerini daha kırılgan hâle getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, ürün çeşitliliğinin ve gıda sisteminin dayanıklılığının önemine işaret etti.

Tarım alanlarının sınırsız olmadığını ve üretim için yeni alanlar açmanın her zaman çözüm oluşturmadığını belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, tarım toprakları üzerindeki baskının giderek arttığını söyledi. Gıdanın gerçek maliyetinin de yalnızca markette ödenen fiyatla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, çevresel zararların, ekolojik maliyetlerin ve insan sağlığı açısından ortaya çıkabilecek risklerin çoğu zaman fiyatlara yansıtılmadığını dile getirdi.

1950’li yıllarda başlayan Yeşil Devrim’in tarımsal üretimi ve verimliliği önemli ölçüde artırdığını belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, bu sürecin hem artan dünya nüfusunun beslenmesine katkı sağladığını hem de toprakların yıpranması gibi sorunlarla ilişkilendirildiğini söyledi. Teknolojinin tarımda kullanılmasının önemli olduğunu ancak sonuçlarının da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Fatma Handan Giray, üretim ve tüketim artışının çevre ve gıda sistemleri üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Depremler, pandemi ve diğer krizlerin insanların temel ihtiyaçlarını yeniden gündeme getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, yaşanan çoklu krizlerin mevcut tarım ve gıda sisteminin ihtiyaçları karşılamakta zorlandığını gösterdiğini söyledi. Bu nedenle sistemin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, tarım ve gıda süreçlerinin yalnızca tarladaki üretimden ibaret olmadığını vurguladı.

Üretimde kullanılan girdilerden hasada, işleme ve paketlemeden dağıtım ve perakende satışa kadar birçok aşamanın gıda sisteminin parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, tüketim sonrasında ortaya çıkan gıda kayıplarının ve atıkların yeniden değerlendirilmesinin de önem taşıdığını söyledi. Siyasi ve ekonomik koşulların, sosyal ve kültürel etkenlerin, demografik yapının, teknolojinin ve altyapının da bu sistemi etkilediğini belirten Prof. Dr. Fatma Handan Giray, sistemin herhangi bir aşamasında yaşanan sorunun diğer alanları da etkileyebileceğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Fatma Handan Giray, tarım ve gıda sisteminin doğru işlemesinin yalnızca insanların yeterli ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamadığını, aynı zamanda toplumsal refaha ve çevrenin korunmasına da katkıda bulunduğunu belirterek mevcut sorunların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade etti.