Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı;
“Gönül istiyor ki çok güzel konulardan bahsedelim. Gönül istiyor ki ülkenin refahından, ferahından dem vuralım. Lakin ortada bir gerçek var. Ortada ezilen, sürekli sıkıntı çeken bir toplum ve her taraftan ablukaya alınmış bir yapı var. Biz de bunun üzerimize düşen vazife olarak bildirimini yapmak adına basın toplantımızı tertip etmiş bulunuyoruz.
Evet, ocak ayı enflasyon verileriyle başlamak istiyorum. TÜİK rakamları %4,84, ENAG rakamları %6,32. Yıllık enflasyon TÜİK’e göre %30,65, ENAG’a göre %53,42. Aralık ve ocak ayı arasındaki enflasyon farkına dikkat çekmek istiyoruz. Bu hadiseyi haziran, temmuz, ağustosta da tüm Türk milleti olarak yaşıyoruz. Bu aradaki fark; yapılacak asgari ücret, emekli ve memur çalışanlara yapılacak artışın aşağıda tutulması için organize edilmiş net olarak bir farktır.
Gelinen noktada verilen zamlarla Türk toplumu maalesef açlık sınırında, hatta altında bir hayata mahkûm edilmiş. Ocak ayında sadece ocak ayı enflasyon verilerini baz alırsak emeklimiz 968 TL, asgari ücretlimiz ise 1.359 TL kaybetmiştir, daha ilk aydan. İlk vazifesi toplumunun refah içerisinde yaşaması olan devletin, hükümetin yetkilileri maalesef bu işi layıkıyla yapamamaktadır ve Türk toplumu hızlı bir şekilde erken seçim talep etmektedir.
Beraberinde bugün 30. yıl dönümü olan Kardak Operasyonu; 5 Şubat 1996’da bir kayacık için, bir kaya parçası için beğenilmeyen "Eski Türkiye" diye sürekli eleştirilen Eski Türkiye’de bir kaya parçası için yapılan operasyon ve oraya dikilen şanlı Türk bayrağı. 2026 yılına geldiğimizde görüyoruz ki 22 tane ada ve adacığımız, kara parçamız maalesef Yunan devleti tarafından işgal altında ve yıllardır bu konuya tek temas eden devlet yetkilisi yok.
Başka bir konumuz Suriye’deki gelişmeler; 30 Ocak tarihinde yapılan, imzalanan anlaşmalar ve Ayn el-Arab, Haseke, Kamışlı bölgesinde PYD’nin yani KCK bünyesindeki PYD’nin devamının sağlanması ve hatta Haseke’de PYD mensubu bir valinin atanması. PYD mensuplarının bireysel değil kitlesel olarak Suriye ordusuna katılması ve Suriye’nin üniter, laik yapısının ortadan kaldırılarak etnisite, mezhep temelli Suriye’nin organizasyonu; yani Suriye’nin Lübnanlaştırılması. Hükümetimiz geçen ay yapılan operasyonlarda PYD’nin oradan el çektirileceğini beyan etmişti ama yaşadığımız tablo maalesef öyle değil. Üzülerek takip ediyoruz. 15 senedir Suriye politikasından dolayı Türkiye’nin yaşayacağı riskler her daim tarafımızdan kamuoyuyla paylaşılıyor. Evet, biz de şu an milli, üniter, laik yapımıza; Suriye denkleminde olmaması, olduğu şekilde olmaması için sahip çıkmak adına mücadele ediyoruz.
Evet, dün MHP grubunda MHP lideri Bahçeli bir konuşma yaptı. Konuşmasında bir tek yerinde Anadolu geçti, talep huzurdu. Huzurun nasıl olduğunu, nasıl tesis edilmesi gerektiğini zaten Türk milleti, Türk toplumu çok iyi biliyor. Neydi konuşmasında vurguladığı diğer konular? Apo’ya umut hakkı, Ahmetlere makam, Demirtaş’a evinde huzur. Yani bunu DEM Parti söyleseydi bugün ülke yer yerinden oynamıştı. Ne hazin ki yıllarını Türk milliyetçiliğine, Atatürk çizgisinde Türk devletine adamış bizler bu tabloları artık görmekten illallah ettik. Hiçbir şart altında Bahçeli ve şürekâsına net olarak söylüyorum; hem kendim hem bu uğurda birçok şeyini feda eden Türk milleti olarak hakkımızı hem bu dünyada hem ebedi alemde helal etmiyoruz. Bunun hesabını gerek kendisini milliyetçi tanımlayan ama milliyetçilikle hiçbir alakası olmayan MHP’ye gerek buna destek olan ana muhalefetten tutup komisyona dahil olan herkese... Net olarak tekrar beyan ediyoruz: Biz bu mücadeleyi kanımızın son damlasına kadar vereceğiz.
Burada komisyon üyelerinin yer aldığı bir liste var. 49 kişilik bir komisyon ve 49 vekilden oluşuyor. Vekillerin sayısıyla bakıyoruz: AKP’den 21, MHP’den 4, CHP’den 10, DEM Parti’den 5, Yeniyol grubundan 3; Yeniden Refah, HÜDA PAR, TİP, EMEP, DSP, Demokrat Parti onlardan da birer tane vekille komisyon tanzim edilmiş durumda. Bu komisyon da dün itibarıyla MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın "umut hakkı" konusunda anlaşıldığı söylemleriyle karşımıza çıkıyor. Kiminle? Murat Bakan ile beraber, CHP’li komisyon üyesiyle beraber kamuoyuna umut hakkı konusunda anlaşıldığı bilgisi veriliyor.
Buradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlere öncelikle ve gelecekte yönetecek olanlara, yönetme arzusunda olduğunu iddia edenlere net olarak haykırıyoruz Zafer Partisi olarak: Bizler öncelikle Genel Başkanımızın 5 ay hukuksuz vaziyette Silivri zindanlarında Apo’ya karşılık rehin tutulduğu dönem dahil olmak üzere ve bundan sonra kanımızın son damlasına kadar bu sürecin kime umut vermesi gerektiğini bilerek hareket edeceğiz. Bu umut kime olmak zorunda? Bu umut Türk milletine olmak zorunda. Bu umut binlerce şehide, on binlerce gaziye ve yakınlarına olmak zorunda. O umudun adı da intikamdır, o umudun adı da devletin gereğini yapmasıdır. Devlet gereğini yapmazsa bundan emin olun 1923’te yaptığı gibi, 19-23 hattında yaptığı gibi Türk milleti gereğini yapacaktır.
MHP lideri Bahçeli partisinin grup toplantısında kime, ne şekilde aşk beslediğini bir kez daha
gösterdi.
Geçen hafta kendisine sunulan kilime karşılık verdi. Evet, geçen hafta Apo tarafından Bahçeli'ye bir kilim hediye edilmişti. Onun karşılığı da terörist başına umut hakkı, terörü destekleyenlere makam, terörü savunanlara da yuvalarında huzur istemek. Evet, istedi. Bu konuşma uzun zamandır meylini gösteren mevcut sürecin geldiği bugün için son nokta, fakat yarınlar için değil. Yarınlar için milli üniter laik Türkiye Cumhuriyeti yapısının ortadan kaldırılmasının, terörün yasallaştırılmasının, etnik ve mezhepsel devletin temellerinin altyapısı.
Meclise davet edilen ve kurucu önder vasfı verilmeye çalışılan bebek katili, mecliste oluşturulan ve terörü yasallaştırmaya çalışan komisyon, demokrasi havarisi sıfatına büründürülmeye çalışılan terörist unsurlar, Gazi Meclis'te elleri patlayacak şekilde alkışlanan narko terör örgütü elebaşı Öcalan için atılan sloganlar, aynı meclisin sözde şerefli vekillerinden oluşan heyetin İmralı'da Apo ziyareti.
Daha ne olacak diye beklerken gelinen son nokta. Bu esnada vatansever Türk milletine ne reva görülüyor? Vatansever Türk milleti başta Genel Başkanımızın 5 aylık hukuksuzluk süreci olmak üzere, bizlerin aynı sürece isyanımıza binaen yaptığımız çalışmalarla yargı sopasıyla, mahkemelerle sürünmemiz ve beraberinde Onur Şener kardeşimizin şerefli vatansever Türk polisi Onur Şener kardeşimizin isyanına binaen Onur Şener'in görevinden uzaklaştırılması, hakkında mahkemeler açılması, iddialarla muhatap olması ve Emekli Albay Orkun Özeller'in hukuksuz şekilde günlerce ceza yatması ve nicesini sayamadığım nicesi.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Ne güzel söyledi Mehmet Akif Ersoy zamanında. Evet, bu toprakların bütünlüğü için toprağa düşen atalar ve biz o ataların yolunda ölmeye her türlü hazırız. Kanımızın son damlasına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin payidar kalması için bütün mücadelemizi verecek ve cennet vatanı kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz.”