Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesine ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar hakkında yazılı bir açıklama yaparak olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurguladı.
Komisyon açıklamasında, bir kadın eylemine katıldığı gerekçesiyle kolluk tarafından ailesinin aranmasının kadınların kamusal alandaki varlığına yönelik baskı ve denetim mekanizmalarının göstergesi olduğu ifade edildi. Bu tür uygulamaların kadınların yaşamını doğrudan etkilediği ve güvencesizlik yarattığı belirtildi.
İlayda Zorlu’nun ölümünün “intihar” olarak değerlendirilmesine yönelik yaklaşımların yeterli olmadığına dikkat çekilen açıklamada, ortaya çıkan iddialar ve çelişkiler karşısında etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturmanın zorunlu olduğu kaydedildi.
Açıklamada ayrıca kadınların yaşam hakkına yönelik ihlallerin münferit olmadığı savunularak, bu tür olayların sistematik bir sorunun parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi. Kadınların yaşam tarzlarına, düşüncelerine ve tercihlerine yönelik müdahalelerin kimi zaman aile içinde, kimi zaman kamusal süreçler aracılığıyla derinleştiği ifade edildi.
Komisyon, yıllardır akıbeti netleşmeyen Gülistan Doku dosyası ile Rojin Kabaş örneğinde olduğu gibi şüpheli kadın ölümleri ve kayıp vakalarında etkin soruşturma yürütülmemesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Açıklamada, İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesine neden olan sürecin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve benzer dosyalarda cezasızlık uygulamalarına son verilmesi gerektiği vurgulanarak, kadınların yaşam hakkını savunmaya devam edileceği ifade edildi.





