Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, 2026 tarım sezonuna yalnızca üretim miktarları üzerinden bakılmaması gerektiğini belirtti. Kara, verim, su kullanımı, toprağın korunması, üreticinin geliri ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tarımın artık yalnızca üretim miktarını artırma meselesi olmadığını ifade eden Kara, su yönetimi, toprak verimliliği, iklim değişikliği, bitki sağlığı, girdi maliyetleri, teknoloji ve üretici gelirinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini dile getirdi.
2026 yılının ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine de değinen Kara, buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpa üretiminin 9 milyon ton, ayçiçeği üretiminin 2,3 milyon ton ve şeker pancarı üretiminin yaklaşık 22 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı. Mısır üretiminde ise 8 milyon tona gerileme öngörüldüğünü söyledi. Kara, üretimde artış beklentisinin tek başına yeterli olmadığını belirterek, asıl değerlendirilmesi gereken konulardan birinin üretim artışının üreticinin gelirine ne ölçüde yansıyacağı olduğunu ifade etti.
Eskişehir tarımında su ve toprak vurgusu
Eskişehir tarımı açısından öncelikli konuların başında suyun geldiğini belirten Kara, üretim planlamasında hangi ürünün nerede, ne kadar su kullanılarak ve hangi ekonomik değerle üretileceğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Eskişehir'in tarımsal yapısında buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve şeker pancarının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kara, son karşılaştırılabilir resmi il verilerinde işlenen tarım alanları üzerinden bakıldığında buğdayın yaklaşık yüzde 40, mısırın yüzde 10, şeker pancarı ve yağlık ayçiçeğinin ise yaklaşık yüzde 4-5 oranında paya sahip olduğunu aktardı.
Kara, Eskişehir'in yaklaşık 546 bin 200 hektarlık tarım arazisinin önemli bölümünü oluşturan söz konusu beş ürünün toplamının yaklaşık 337 bin hektara ulaştığını ve bunun toplam tarım arazisinin yaklaşık yüzde 61,7'sine karşılık geldiğini ifade etti. Bu nedenle Eskişehir'de tarımsal planlama yapılırken bu ürünlerin su tüketimi, ekonomik getirisi ve iklim risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kara, üretim planlamasında kaynakların verimli kullanılmasına dikkat çekti.
Bitki hastalıklarına karşı erken müdahale çağrısı
Gürol Kara, tarımsal üretimde bitki sağlığının da planlamanın önemli bir parçası olduğunu söyledi. Eskişehir'de yaygın olarak yetiştirilen ürünlerde gerçekleştirilen arazi kontrollerinde çeşitli hastalık ve zararlıların görüldüğünü belirten Kara, düzenli saha takibinin önemine dikkat çekti.
Şeker pancarında cercospora yaprak lekesi hastalığının uygun sıcaklık ve nem koşullarında önemli bir risk oluşturabileceğini ifade eden Kara, mısırda ise empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve 2 noktalı kırmızı örümcek gibi zararlılara karşı arazi kontrollerinin dikkatli şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Buğdayda kök ve kök boğazı hastalıkları ile sarı pasın önem taşıdığını belirten Kara, fusarium, rhizoctonia ve bipolaris kaynaklı hastalıkların verim ve kalite açısından sorun oluşturabileceğini aktardı.
Ayçiçeğinde ise özellikle mildiyö ve yaprakla beslenen yeşil yaprak kurdu gibi zararlıların erken dönemde takip edilmesi gerektiğini ifade eden Kara, hastalık ve zararlılar ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine risklerin önceden belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kara, bunun düzenli survey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadeleyle mümkün olduğunu belirterek bitki korumada “4 D” olarak ifade ettiği doğru ilaç, doğru zaman, doğru teşhis ve doğru uygulamanın önemine dikkat çekti.
“Çözüm ortak akılda”
Tarımda ziraat mühendisliğinin merkezde olması gerektiğini belirten Kara, teknolojinin gelişmesine rağmen sahadaki verilerin doğru şekilde değerlendirilmesi için uzmanlara ihtiyaç olduğunu söyledi. Hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları, dijital takip sistemleri ve yapay zekânın tarımda giderek daha fazla kullanıldığını belirten Kara, bu teknolojilerden elde edilen verilerin doğru tarımsal kararlara dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Kara, Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin ortak zeminde buluşması gerektiğini söyledi. Tarımın sorunlarının yalnızca birbirine aktarılmasının yeterli olmadığını belirten Kara, üreticinin tarlasındaki problemi ortaya koyması, ziraat mühendislerinin bilimsel çözüm sunması, üniversitelerin araştırma desteği vermesi, kamunun doğru politikaları oluşturması ve özel sektörün teknoloji ile yenilikleri sahaya taşıması gerektiğini ifade etti.
“Gerçek başarı yalnızca üretim rakamlarının yükselmesi değil”
2026 yılında bazı temel ürünlerde üretim artışı beklentisini olumlu karşıladıklarını belirten Kara, tarımda başarının yalnızca üretim rakamlarıyla ölçülemeyeceğini söyledi. Kara, üreticinin kazanması, toprağın korunması, su kaynaklarının sürdürülebilmesi, tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşması ve gençlerin tarımda gelecek görebilmesinin başarılı bir tarım politikasının temel göstergeleri olduğunu ifade etti.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder ise ziraat mühendislerinin kamuda, özel sektörde, zirai ilaç ve tohum bayilerinde olmak üzere farklı alanlarda çalışan meslektaşlarının sosyal hakları, itibarı ve iş imkanları için mücadele ettiklerini belirtti.
Güder, ziraat mühendislerinin yalnızca teknik görev üstlenen kişiler olmadığını ifade ederek, mesleğin tarla bitkileri, bahçe bitkileri, tarım ekonomisi, peyzaj ve zootekni gibi farklı bilim dallarını kapsadığını söyledi.
“Toprağın sesini ziraat mühendisleri okuyor”
Tarımda teknoloji kullanımının giderek arttığını belirten Güder, uydu sistemleri ve drone uygulamalarının yanı sıra farklı teknolojik imkanların da üretim süreçlerine dahil olduğunu ifade etti. Bu teknolojilerden elde edilen verilerin doğru şekilde okunması ve toprağın durumunun anlaşılması için ziraat mühendislerinin önemli bir rol üstlendiğini belirten Güder, toprağın neminden başlayarak sahadaki koşulların değerlendirilmesinin uzmanlık gerektirdiğini söyledi.
Güder, tarımın şekillenmesinde ziraat mühendislerinin merkezde yer alması ve diğer ilgili kurumlarla birlikte hareket edilmesi gerektiğini ifade ederek, tarımın geleceği açısından ortak akıl vurgusu yaptı.





