Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Eskişehir’in sağlık hizmetlerindeki yoğunluğa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kentte sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların nüfusla kıyaslandığında dikkat çekici seviyeye ulaştığını belirten Köksal, yalnızca yeni hastane binaları ve teknolojik yatırımlarla sorunların çözülemeyeceğini savundu.

Eskişehir’in yaklaşık 1 milyonluk nüfusa sahip olduğunu hatırlatan Köksal, sağlık kuruluşlarına ayda yaklaşık 1 milyon başvuru yapılmasının sağlık sistemindeki yoğunluğu ortaya koyduğunu söyledi. Köksal, 8 bin 75 sağlık çalışanının bu yoğunluk içerisinde hizmet verdiğini belirterek sağlık çalışanlarının ciddi bir iş yükü altında olduğunu ifade etti.

Doktorların çalışma düzenlerinin de toplam muayene kapasitesini etkilediğini dile getiren Köksal, özellikle cerrahi ve dahili branşlarda görev yapan hekimlerin her gün poliklinik hizmeti veremediğini söyledi. Ameliyat ve nöbet gibi görevler nedeniyle bazı hekimlerin haftanın yalnızca belirli günlerinde poliklinik yapabildiğini belirten Köksal, mevcut sistem içerisinde hasta yoğunluğunun daha da arttığını savundu.

Köksal, vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvuru alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek gereksiz başvuruların azaltılması için toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de sağlık sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Köksal, “Sağlık sisteminin artık yeniden reformize edilmesi gerekiyor” dedi.

“Ambulans sayısı arttı ancak sorunlar devam ediyor”

Sağlık hizmetlerindeki yoğunluğu 112 Acil Sağlık Hizmetleri üzerinden de değerlendiren Köksal, 2007 yılında Eskişehir’de 4 ambulansla hizmet verilirken bugün 67 ambulansın görev yaptığını belirtti.

Ambulans sayısındaki artışa rağmen vatandaşlardan hâlâ ambulansa ulaşamadıkları veya sağlık kuruluşuna nakil konusunda sorun yaşadıkları yönünde şikâyetler geldiğini ifade eden Köksal, nüfus artışı ile ambulans sayısındaki artışın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Köksal, Türkiye’de vatandaşların bazı branşlara doğrudan ulaşabildiğini, bunun da uzman hekimlerin üzerindeki yükü artırabildiğini savundu. Sağlık sisteminde aile hekimlerinin daha etkin bir ilk başvuru noktası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köksal, mevcut randevu uygulamalarının da sağlık hizmetlerinin işleyişini zorlaştırdığını dile getirdi.

Sağlık sisteminin bir tarafında vatandaşların, diğer tarafında ise doktor ve sağlık çalışanlarının bulunduğunu ifade eden Köksal, hizmetin sahada sağlık çalışanları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eskişehir’de yaklaşık 1 milyonluk nüfusa mevcut personel yapısıyla hizmet verildiğini belirten Köksal, kentte görev yapan tüm sağlık çalışanlarına emekleri nedeniyle teşekkür etti.

ESOGÜ Hastanesi için “yeni bina” çağrısı

Köksal’ın gündeme getirdiği başlıklardan biri de Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi oldu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un hastane binasının yenilenmesi gerektiğine yönelik açıklamalarını olumlu karşıladığını belirten Köksal, bu konuda Ankara’dan kaynak sağlanması gerektiğini savundu.

Mevcut hastane binasının 1970 yılında temellerinin atıldığını ve 1994 yılında hizmete açıldığını hatırlatan Köksal, yaklaşık 50 yıllık yapı için güçlendirme çalışması yapılmasının doğru olmadığını düşündüğünü söyledi. Binanın güçlendirilmesi için yaklaşık 1 milyar liralık kaynaktan söz edildiğini belirten Köksal, aynı kaynağın yeni ve modern bir hastane binası için değerlendirilmesinin daha doğru olacağını ifade etti.

Güçlendirme seçeneğinde yaklaşık 150 yatak kapasitesinden vazgeçileceğini de öne süren Köksal, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ne uzun yıllar hizmet verecek yeni bir hastane binası kazandırılması gerektiğini söyledi.

Eskişehir’in büyük yatırımlardan mahrum bırakılmaması gerektiğini belirten Köksal, kentteki siyasetçilerin ve bürokratların bu konuda ortak hareket etmesi çağrısında bulundu. Köksal, mevcut hastane binasının güçlendirilmesi yerine yıkılarak yerine yeni bir hastane yapılması gerektiğini savundu.

Personel ve randevu yoğunluğuna dikkat çekti

Hastanelerdeki randevu yoğunluğunun önemli nedenlerinden birinin aktif görev yapan personel sayısındaki yetersizlik olduğunu savunan Köksal, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve Eskişehir Şehir Hastanesi ile ilgili hazırladıkları rapora da değindi.

Köksal, sistemde 890 hemşire görünmesine rağmen bunların yaklaşık 200’ünün çeşitli nedenlerle nöbet sisteminde aktif olarak görev yapamadığını söyledi. Kağıt üzerindeki personel sayısı ile sahada fiilen çalışan personel sayısının aynı olmadığını belirten Köksal, aktif görev yapabilen çalışan sayısının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Sağlık Bakanlığı tarafından bazı görevlendirmelerin iptal edildiğini de belirten Köksal, sahada çalışabilecek durumda olan personelin saha görevlerinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Sağlık-Sen olarak konuları bilimsel veriler üzerinden gündeme getirmeye çalıştıklarını söyleyen Köksal, 112 Acil Sağlık Hizmetleriyle ilgili hazırladıkları raporda da aktif saha görevinde bulunamayan personel sayısına dikkat çekeceklerini belirtti.

Eskişehir’in yalnızca kendi nüfusuna hizmet vermediğini de vurgulayan Köksal, Afyonkarahisar, Kütahya ve Bilecik başta olmak üzere çevre illerden de hastaların kentteki sağlık kuruluşlarına geldiğini söyledi. Bu nedenle Personel Dağılım Cetvellerinin güncellenmesi gerektiğini belirten Köksal, nüfus artışı, çevre illerden gelen hastalar, sağlık kuruluşlarının iş yükü ve sahada aktif görev yapan personel sayısının birlikte değerlendirilmesini istedi.

Köksal ayrıca yaklaşık 5 yıldır Eskişehir Devlet Hastanesi’nin yerine yaklaşık 600 yataklı yeni bir hastane yapılması önerisini dile getirdiklerini söyledi. Kentin sağlık yükünün dağıtılması gerektiğini belirten Köksal, Kızılinler’deki termal kaynakların sağlık hizmetlerinde kullanılabileceğini ve Eskişehir’e fizik tedavi hastanesi kazandırılabileceğini savundu.

“Başarıyı kaç hastaya baktığımızla ölçmemeliyiz”

Sağlık çalışanlarının günlük hasta yükünün de hizmetin niteliğini etkilediğini belirten Köksal, bir aile hekiminin günlük hasta sayısının yaklaşık 50 ile 85 arasında değişebildiğini söyledi. Bir hastaya yalnızca birkaç dakikalık süre ayrılması halinde hekimlerin hastalarla yeterli iletişim kurmasının mümkün olmayacağını ifade etti.

Benzer durumun psikologlar açısından da yaşandığını belirten Köksal, bazı randevuların 10 dakikalık aralıklarla oluşturulduğunu söyledi. Psikolojik görüşmeler için daha uzun süre ayrılması gerektiğini savunan Köksal, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde de hizmet niteliğinin personel ve zaman kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Köksal, MHRS üzerinden elde edilen hasta sayılarının tek başına sağlık sisteminin başarısını göstermediğini söyledi. Geçen yıl 1 milyon olan başvurunun bu yıl 900 bine düşmesinin veya belirli bir hastalık grubundaki vaka sayısının azalmasının daha anlamlı bir başarı göstergesi olacağını savunan Köksal, sağlık sisteminin toplumun ne kadar sağlıklı hale geldiği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Eskişehir’de sağlık çalışanı sayısının yetersiz olduğunu savunan Köksal, Personel Dağılım Cetvellerinin kentin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesi gerektiğini ifade etti.

Özel hastane tartışmasına kamu kapasitesi üzerinden yaklaştı

Köksal, Eskişehir’e yeni bir özel hastane yapılıp yapılmaması konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Sağlık hizmetlerinin ağırlıklı olarak kamu eliyle yürütülmesi gerektiğini savunan Köksal, özel hastane sayısından önce kamu sağlık kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanılması gerektiğini söyledi.

Eskişehir’de kamu ve özel sektörde görev yapan diş hekimi sayılarını karşılaştıran Köksal, devlet hastaneleri ve diş hastanelerinde yaklaşık 180 diş hekiminin görev yaptığını, tıp fakültesinin de dahil edilmesiyle kamudaki toplam sayının 260’a yaklaştığını belirtti. Özel sektörde ise yaklaşık 400 diş hekimi bulunduğunu ifade eden Köksal, kamu ve özel sağlık hizmetlerinin kentteki dağılımının rakamlarla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Köksal, Eskişehir’deki doğumların kamu ve özel hastaneler arasındaki dağılımının da açıklanmasını istedi. Kamu hastaneleri ile özel hastanelerde gerçekleştirilen doğum sayılarına ilişkin verilerin karşılaştırılması gerektiğini belirten Köksal, sağlık hizmetlerinde kamu kaynaklarının kullanımının ve özel sağlık sektörünün payının şeffaf biçimde ortaya konulması çağrısında bulundu.

Eskişehir’e dördüncü bir özel hastane gerekip gerekmediği sorusuna doğrudan özel hastane sayısı üzerinden bakılmaması gerektiğini savunan Köksal, kamu kapasitesinin yetersiz kalması halinde özel sağlık kuruluşlarına olan ihtiyacın da artacağını söyledi. Köksal, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nin yenilenmesi ve kapasitesinin artırılmasının yanı sıra üçüncü bir devlet hastanesinin de planlanması gerektiğini belirterek önceliğin kamu sağlık sisteminin güçlendirilmesi olması gerektiğini ifade etti.