Kamu-İş Eskişehir İl Başkanı Fadime Arslan, 2027-2029 yıllarına ilişkin ekonomik hedef ve tahminleri içeren yeni Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arslan, açıklanan programın iktidarın ekonomik kriz karşısında halkı rahatlatmaya yönelik vaatleriyle çeliştiğini savundu.
Yeni OVP’nin Türkiye’de enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik büyüme hedefleri açısından yeterli bir tablo ortaya koymadığını belirten Arslan, uygulanan ekonomi politikalarının başta kamu emekçileri olmak üzere geniş kesimlerden fedakârlık talep ettiğini söyledi. Arslan, geçen süreçte vatandaşlardan beklenen fedakârlıklara rağmen ekonomik göstergelerin beklentileri karşılamadığını ifade etti.
“Yapılan fedakârlıkların karşılığı alınamadı”
Arslan, ekonomik programın uygulanmaya başladığı Haziran 2023 döneminde yıllık enflasyonun yüzde 38 seviyesinde olduğunu hatırlattı. Aradan geçen zamana rağmen TÜİK verilerine göre yıllık enflasyonun halen yüzde 32 civarında bulunduğunu belirten Arslan, bu tabloyu eleştirdi.
Arslan, “Programın uygulanmaya başlandığı Haziran 2023’te yıllık enflasyon yüzde 38 seviyesindeydi. Aradan geçen zamana ve yapılan onca fedakârlığa rağmen bugün yıllık enflasyon, TÜİK rakamlarını esas aldığımızda bile yüzde 32 civarında. Gerçek olan şu ki gemi artık daha hızlı su alıyor” ifadelerini kullandı.
Enflasyon tahminlerinin de gerçekçi olmadığını savunan Arslan, 2026 yılı için açıklanan yüzde 28,4 ve 2027 yılı için açıklanan yüzde 21 seviyesindeki tahminlere dikkat çekti. Geçmiş yıllarda açıklanan enflasyon tahminleri ile gerçekleşen oranlar arasında büyük farklılıklar yaşandığını belirten Arslan, benzer bir tablonun yeniden ortaya çıkabileceğini söyledi.
Büyüme hedefi de eleştirildi
Fadime Arslan, yeni OVP’de ekonomik büyümeye ilişkin hedeflerin de kamu emekçilerinin ve toplumun refahını artıracak düzeyde olmadığını savundu. 2026 yılı başında yüzde 3,8 olarak hedeflenen büyümenin yeni OVP’de yüzde 3,3 seviyesinde tahmin edildiğini belirten Arslan, mevcut ekonomik göstergelerin de büyüme açısından soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.
Arslan, yılın ikinci üç aylık döneminde büyümenin yüzde 2,5’e gerilediğini, yılın ilk altı ayında ise yüzde 3,1 seviyesinde kaldığını söyledi. Bu veriler üzerinden yıl genelinde büyümenin yüzde 3’ün altında kalabileceğini öngördüklerini belirten Arslan, düşük büyüme oranlarının istihdam ve refah açısından yeterli sonuç üretmediğini savundu.
Arslan, yüzde 3 veya yüzde 4 seviyesindeki büyüme oranlarının halkın refahını artırmak ve işsizliği azaltmak açısından yeterli olmadığını belirterek, gerçek işsiz sayısının 12 milyon seviyesine ulaştığını ifade etti. Bu nedenle ekonomik büyümenin yalnızca bir oran olarak değil, toplumun gelir seviyesine ve istihdam imkanlarına yansıması gerektiğini vurguladı.
“Kamu emekçileri refah kaybı yaşıyor”
Açıklanan enflasyon ve büyüme hedeflerinin gerçekleşmemesinin bedelini kamu emekçilerinin ödediğini savunan Arslan, maaş artışlarının yalnızca yüzdelik zam ve enflasyon farkı üzerinden belirlenmesinin çalışanların satın alma gücünü korumakta yetersiz kaldığını söyledi.
Arslan, kamu emekçilerinin gelirlerinin piyasa koşulları karşısında giderek eridiğini belirterek, yeni dönemde ücret artışlarının belirlenmesinde yalnızca yüzdelik oranların tartışılmaması gerektiğini ifade etti. Arslan, çalışanların eline geçen ücretin gerçek satın alma gücünün dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Kamu-İş olarak özellikle 2027 yılına ilişkin ücret artışlarının yeniden değerlendirilmesini istediklerini belirten Arslan, hükümetin 2027 yılı enflasyon beklentisinin yüzde 21 olmasına rağmen kamu emekçilerine yılın ilk altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ayı için ise yüzde 4 zam öngörülmesini eleştirdi.
“Toplu sözleşme ekonomik gerçeklere göre revize edilmeli”
Arslan, gerçek enflasyonun açıklanan tahminlerin üzerinde gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu savunarak mevcut toplu sözleşmenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Kamu emekçilerinin ve ailelerinin ekonomik politikaların olumsuz sonuçlarını ücretleri üzerinden taşımak zorunda bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
Kamu-İş’in yaklaşımını ortaya koyan Arslan, ücret artışlarının yalnızca resmi enflasyon beklentilerine göre belirlenmemesi gerektiğini belirtti. Arslan, “Milyonlarca kamu emekçisi ve aileleri, hükümetin yanlış ekonomi politikalarının faturasını ödemek ve yine hükümetin gerçekçi olmayan beklentilerine göre belirlenen ücretlerle geçinmek zorunda değil” dedi.
Arslan, açıklamasının sonunda ücret politikalarının vatandaşların günlük yaşamındaki gerçek maliyetleri dikkate alması gerektiğini vurgulayarak, “Ücretler hamasete göre değil, çarşı ve pazarın gerçeklerine göre belirlenmeli” ifadelerini kullandı.





