Gelecek Partisi Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Durmazlar şu ifadeleri kullandı;

"Arkadaşımız sizleri tanıtırken "küçük toprak parçaları" olarak nitelendirdi ama o küçük toprak parçasında sizin yetiştirdikleriniz büyük çiftçilerin yetiştirdiklerinden daha değerli oluyor. O birim alanlarda yetiştirdiğiniz ürünler büyük toprak parçalarındaki verimlilikten daha fazla oluyor. Sizin o toprak parçasında kullandığınız su, o büyük çiftçilerin bahçelerinde dekar dekar alanlarındaki sulardan daha verimli oluyor.

Biz Türkiye'de son zamanlarda üreticilerin eksikliğinden bahsederken, üretilen ürünlerin üzerindeki pestisitlerden, yani üzerinde kullanılan o kimyasal maddelerden bahsederken, siz tamamen güvenli, çocuklarınıza yedirebileceğiniz ürünler yetiştiriyorsunuz. Sizlerden aynı kadere temsil olmuş bir abimiz vardı; o, hobi bahçesi olarak başlattığı bu ürünü Ege Bölgesi'nde seracılığa çevirdi. Ona sordum: "Abi bu süreç nasıl işledi?". Kendisi bir banka müdürüydü. Sordum: "Nasıl işlettin? Nasıl oldu? Nasıl bu süreçten banka memurluğundan veya müdürlüğünden çiftçiliğe nasıl döndün?" diye sorduğumda tek bir cevabı şu oldu: "Torunuma yerden kopardığım, yedirdiğim çilek benim hayatımı değiştirdi." dedi. Herhalde aynı zevki siz de yaşıyorsunuz, aynı ürünü siz de yaşıyorsunuz.

Bu hukuki süreçte baktığımda sizlerin evlerini "baraka" olarak nitelendirmelerini istiyorum. Ahşap olsun diyorlar, kapıları ahşap olsun diyorlar, kilidi olmasın, asma kilit olsun diyorlar; sizin kazmalarınız, kürekleriniz orada dursun. Ama bunun yanında bir de arka tarafı var: Başkaları gidiyorlar buralara villalar dikiyorlar, havuzlar dikiyorlar; göz yumuluyor ama sizin evlerinize, başınızı sokacak yerlere yıkım kararı veriliyor. Buna sadece bir şey diyorum. Evet, ablacığım onu da bakayım, onda da şöyle bir şey vardı: O villaların kurulduğu, yapıldığı zamanda ruhsatları yoktu ve o villaların olduğu anda kamunun bile değildi o arazi. Kesinlikle öyle, hepsinin gerçekten biliyorum.

Son dönemde maalesef tek bir kişinin ağzına bakarsanız, aynen öyle, çakmağını, taşını, çakarını, benzinini ayrı ayrı vereceksiniz, bir kişinin şeyine bakmayacaksınız. İşte bunun için şunu diyoruz, biraz önce dediğim gibi: Birilerine villalar, havuzlar verirken sizlere bu toprak parçalarını çok görenlere tek bir şey diyorum; hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan."