Eskişehir Barosu, 2026-2027 adli yılının başlaması dolayısıyla adliye önünde açılış programı gerçekleştirdi. Programda konuşan Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını belirterek hukukun üstünlüğü ve savunma makamının önemine dikkat çekti.

Yeni adli yılın ülkeye, millete ve yargı camiasına hayırlı olmasını dileyen Günaydın, adaletin yurttaşın devlete güvenebilmesi ve haksızlığa uğrayan kişinin sesinin duyulacağına inanması anlamına geldiğini söyledi. Günaydın, “Adalet toplumun ortak vicdanıdır. Bu vicdan zedelendiğinde yalnızca bir dosyanın tarafları değil, hepimiz kaybederiz” ifadelerini kullandı.

“Avukatlık faaliyeti suç değildir”

Geçtiğimiz adli yılın avukatlık mesleği açısından kolay geçmediğini belirten Günaydın, artan iş yükü, ekonomik koşullar, mesleğin itibarsızlaştırılmasına yönelik söylemler, görev sırasında karşılaşılan engeller ve şiddet olaylarının avukatları etkilediğini söyledi.

Genç avukatların mesleğe umutla başlamakta zorlandığını, uzun yıllardır mesleğini sürdüren avukatların ise emeklerinin karşılığını almakta güçlük çektiğini ifade eden Günaydın, avukatların adaletin insana dokunduğu her yerde görev yaptığını söyledi.

Savunmanın yargının şeklî bir unsuru olmadığını vurgulayan Günaydın, savunmanın adil yargılanmanın temel şartı olduğunu belirtti. Avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilemeyeceğini ifade eden Günaydın, mesleki faaliyetlerin suçlama konusu yapılmasına tepki gösterdi.

Barış Günaydın-1

Günaydın, avukat Mehmet Pehlivan’ın bir yılı aşkın süredir tutuklu olduğunu belirterek tutuklamanın cezalandırma yöntemi olmadığını söyledi. Pehlivan’ın mesleki faaliyetleriyle ilişkilendirilen isnatlar nedeniyle tutuklu bulunduğunu ifade eden Günaydın, “Avukatlık faaliyeti suç değildir. Savunma görevi suçlama konusu yapılamaz. Avukat müvekkilinin yerine geçirilemez” dedi.

Mehmet Pehlivan’ın özgürlüğüne kavuşmasını ve yargılamanın tutuksuz sürdürülmesini talep eden Günaydın, konunun yalnızca bir avukatın özgürlüğüyle sınırlı olmadığını, savunmanın bağımsızlığı ve yurttaşların etkili biçimde savunma hakkıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

“Cübbemizde düğme yoktur, çünkü hiçbir gücün önünde iliklenmez”

Yargıya duyulan güvenin güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu belirten Günaydın, bağımsız ve tarafsız yargının, gerekçeli ve öngörülebilir kararların, makul sürede yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin önemine dikkat çekti.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasının tercih olmadığını, anayasa ve uluslararası hukuktan kaynaklanan bir yükümlülük olduğunu ifade eden Günaydın, yargının toplumun güvenini kazanması gerektiğini söyledi.

Avukatlık cübbesinin taşıdığı anlamlara da değinen Günaydın, “Cübbemizde düğme yoktur, çünkü hiçbir gücün önünde iliklenmez. Cübbemizde cep yoktur, çünkü adalet kişisel çıkarlar için savunulmaz” dedi. Günaydın, cübbeye asıl anlamını veren unsurun ise avukatın cesareti ve vicdanı olduğunu belirtti.

Yeni adli yıldaki beklentilerini de sıralayan Günaydın, avukata yönelik şiddetin etkin şekilde soruşturulmasını, caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını, CMK ve adli yardım hizmetlerinin sürdürülebilir koşullara kavuşturulmasını ve genç avukatların ekonomik yükler altında yalnız bırakılmamasını istedi.

Savunmanın yargının diğer kurucu unsurlarıyla eşit koşullarda görev yapması gerektiğini belirten Günaydın, “Bunlar avukatların ayrıcalıklı talepleri değil, yurttaşın adalete erişiminin güvenceleridir” ifadelerini kullandı.

Günaydın, Eskişehir Barosu olarak meslektaşların çalışma koşullarını iyileştirmek, genç avukatların geleceğe güvenle bakmasını sağlamak, mesleki dayanışmayı büyütmek ve savunmanın bağımsızlığını korumak için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

Konuşmasının sonunda yeni adli yılın hukukun üstünlüğünün güçlendiği, adalete güvenin arttığı ve hiçbir avukatın mesleki faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı bir yıl olmasını dileyen Günaydın, “Savunma güçlüyse adalet güçlüdür, avukat özgürse yurttaş güvendedir, barolar susmuyorsa hukuk devleti hâlâ nefes alıyor demektir” dedi.