Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Tepebaşı ilçesine bağlı Atalan ile Mihalgazi ilçesine bağlı Alpagut mahalleleri sınırlarında yapılması planlanan Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesine ilişkin devam eden dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporunun, projeye yönelik itirazlarını doğruladığını açıkladı. Platform tarafından yapılan basın açıklamasında, raporun çevresel ve toplumsal etkiler açısından önemli tespitler içerdiği belirtilirken, mahkemenin yürütmenin durdurulması yönünde karar vermesi çağrısında bulunuldu.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu açıklamasında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 18 Ekim 2025 tarihinde proje için ÇED olumlu kararı verildiği hatırlatılarak, kararın ardından hukuki sürecin yakından takip edildiği ifade edildi.
Platform açıklamasında, "Eskişehir Tepebaşı Atalan ve Mihalgazi Alpagut mahallelerinin sınırları içinde Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesi adı altında başta Eskişehir olmak üzere tüm Sakarya Havzasını, doğamızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden projeye ilişkin Bakanlık tarafından 18 Ekim 2025 tarihinde ÇED olumlu kararı verilmişti. Platformumuz hızlıca hukuki sürecin takipçisi olmuş ve kamuoyunu da bu süreçte devamlı bilgilendirmişti." denildi.
Açıklamada, dava sürecine birçok kurumun destek verdiği belirtilerek, "Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve yöre halkıyla beraber Eskişehir Ekoloji Derneği projenin iptali ve yürütmeyi durdurma kararı verilmesi talebiyle davacı olmuştu." ifadelerine yer verildi.
20 Nisan 2026 tarihinde proje sahasında bilirkişi incelemesi yapıldığı belirtilen açıklamada, platformun çağrısıyla milletvekilleri, belediye başkanları, TEMA Vakfı temsilcileri, kent konseyleri ile teknik komisyon üyeleri ve yaşam savunucularının bölgede bulunduğu aktarıldı.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, "Hem keşif heyetiyle beraber davacı olarak hem de Alpagut Mahallesi'nde yaptığımız açıklamalarla şehrimize, doğamıza ve geleceğimize sahip çıkmanın sorumluluğuyla çok etkili ve güçlü bir şekilde doğamızı ve yaşam alanlarımızı savunduk." açıklamasını yaptı.
Platform, uzun süredir devam eden hukuki mücadelede önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek, bilirkişi raporunun projeye ilişkin ciddi çevresel ve toplumsal riskleri ortaya koyduğunu ifade etti.
Açıklamada, "Yöre halkı, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve yaşam savunucuları olarak açmış olduğumuz davada sunulan bilirkişi raporu, proje hakkındaki ciddi çevresel ve toplumsal riskleri ortaya koyarak itirazlarımızın haklılığını teyit etmiştir." denildi.
Bilirkişi raporunda doğal yaşam, tarım alanları, su varlıkları, ekosistem dengesi ve bölge halkının yaşam koşulları üzerindeki olası etkilerin yeterince değerlendirilmediğinin tespit edildiği belirtilen açıklamada, çevresel risklerin ortaya konulamadığı ve sağlık etkileri açısından da ciddi soru işaretlerinin bulunduğunun raporda yer aldığı kaydedildi.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, raporun yalnızca dava dosyasındaki teknik bir belge olmadığını belirterek, "Bu rapor, yalnızca dava dosyasındaki teknik bir belge değil; aynı zamanda bölgenin geleceği, doğal varlıklarımızın korunması ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının savunulması bakımından son derece önemli bir kazanımdır. Başından beri dile getirdiğimiz kaygıların bilimsel veriler ışığında doğrulanmış olması, mücadelemizin ne kadar haklı ve meşru olduğunu göstermektedir." ifadelerini kullandı.
Açıklamada, su kaynaklarının zarar görmesi, tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi ile orman ve doğal yaşam alanlarının zarar görebileceği belirtilerek, bu sonuçların kabul edilemez olduğu savunuldu.
Platform, mahkemenin bilirkişi raporundaki tespitleri dikkate alarak yürütmenin durdurulması kararı vermesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, "Bu nedenle mahkemeyi, bilirkişi raporunda ortaya konulan tespitleri dikkate alarak, geri dönülmesi mümkün olmayan zararların oluşmasını önlemek amacıyla ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı vermesi zorunludur. Bilimsel veriler ışığında bu projenin artık hayata geçmesi mümkün değildir." denildi.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, proje tanıtım toplantısında dönemin Eskişehir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hikmet Çelik'in yaptığı açıklamalara da değinerek, o dönemde verilen bilgilerin bilirkişi raporundaki tespitlerle örtüşmediğini ileri sürdü.
Açıklamada, "Bu projenin Avrupa standartlarında yapıldığını iddia etmiş ve proje kapsamında yüz binlerce ağacın kesileceği bilinen projeyi halka anlatırken, 'Terenize, rokanıza, maydanozunuza, ağacınıza hiçbir zarar gelmeyecek' diyerek şirket adına taahhütlerde bulunmuştu. Şimdi buradan Bakanlığa soruyoruz, bu verdiğiniz halkı yanıltıcı bilgilerle proje hayata geçseydi sorumluluk alacak mıydınız?" ifadelerine yer verildi.
Platform, ÇED sürecine yönelik eleştirilerini de yineleyerek, "Bütün bu hususlar da gösteriyor ki aslında ÇED mekanizması da mevzuat değişiklikleriyle tamamen askıya alınmış ve işlevsiz hale getirilmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen her zaman söylediğimiz gibi, bu daha başlangıç, mücadeleye devam." açıklamasını yaptı.
Bilirkişi raporunun mücadelede önemli bir aşama olduğunu belirten Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, doğayı ve yaşam alanlarını etkileyen benzer projeler tamamen durdurulana kadar çalışmalarını sürdüreceklerini bildirdi.
Platform, açıklamasında Alpu ilçesinde Taşzemin Madencilik tarafından planlanan Altın-Gümüş madeni projesine ilişkin ÇED sürecinin başlatıldığını da hatırlatarak, Bakanlığa çağrıda bulundu.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, "Alpu gibi büyük ova statüsüne sahip verimli tarım arazilerimizle dolu ilçemizi bu denli büyük bir madencilik projesinin kıskacında bırakmayı aklınızın ucundan dahi geçirmeyin. Sakarya Vadisi'ni koruduğumuz gibi mücadelemizi büyütüp Alpu Ovası'nı da sermayenin rant hırsına peşkeş çektirmeyeceğimizi buradan ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Açıklamada, söz konusu projenin halkın katılımı toplantısının 22 Temmuz'da yapılacağı belirtilerek, toplantıya katılarak itirazların dile getirileceği ve ÇED sürecinin durdurulması yönündeki taleplerin sürdürüleceği kaydedildi.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, bugüne kadar mücadeleye destek veren yurttaşlara, meslek odalarına, bilim insanlarına, hukukçulara ve yaşam savunucularına teşekkür ederek, Sakarya Vadisi ile Alpu Ovası'na ilişkin hukuki ve idari süreci takip etmeyi sürdüreceklerini bildirdi.





